BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Futbol çok ciddi bir eğlencedir!..

Futbol çok ciddi bir eğlencedir!..

Başlığı aslında bir süredir kullanmaktaydım ama Metin Tekin’in bir röportajında vurgulaması nedeniyle portföyüme alıyorum tekrar. Malumunuz, Avrupa şampiyonasına “kendimizi hatırlatmaya” gidiyoruz dedi Fatih Terim. Pozitif ve “aktif dinlenme” görüntüleriyle bezenmiş hazırlık kampı giderek şiddetleniyor. Bizimkiler oraya çok ciddi biçimde eğlenmeye gitti anlaşılan



Başlığı aslında bir süredir kullanmaktaydım ama Metin Tekin’in bir röportajında vurgulaması nedeniyle portföyüme alıyorum tekrar. Malumunuz, Avrupa şampiyonasına “kendimizi hatırlatmaya” gidiyoruz dedi Fatih Terim. Pozitif ve “aktif dinlenme” görüntüleriyle bezenmiş hazırlık kampı giderek şiddetleniyor. Bizimkiler oraya çok ciddi biçimde eğlenmeye gitti anlaşılan Futbol, artık çok ciddi bir iş olduğunu kabul etmemiz gereken bir oyuncaktır. “Antrenman bilimi” ve “malzemesi insan olan bir gurubu sevk ve idare etmek” gibi iki temel unsurun üzerine oturur ve bu iki kavramda son derece “akademik donanımlar” isteyen durumlardır. Böyle donanımları olmayan birçok kişinin “ahkam kestiği” ve “üst yapı olayına kulüpçülük gözüyle” baktığı başlangıç dönemini Fatih Hoca, en başından kestirip attı. Kadroda olmayanların hesabını sormak hakkını elinden aldı tüm alemin.. Toraman niye yok?.. Tekke niye çağırılmadı?.. Şükür nerede?.. Daha onlarcası sorulacaktı ama olası bir başarısızlık sonrasına bıraktı “kermit” yorumcularımız. Hani şu “Muppet Show”un balkondan bakan yaşlı ve ukala bilginleri.. Adam maçı oynarken “rotasyon” yapabilmek gibi en çağdaş isteğini bağıra bağıra ifade ediyor seçtiği kadroyla. Rakibe ve oyunun gidişine göre, yana ortaya ve geriye çekebileceği oyuncuların sayısını arttırmaya çalışıyor. Bunu “oyuncu değiştirerek” değil, “oyuncuların yerini değiştirerek” yapmak istiyor. İlk hamleci savunma oyuncusu ile rakibi döndürmeyeni kullanacağı maçlar var. Kademeli savunup geriden iyi başlayanı kullanacağı maçlar var. Portekiz karşısında 1 geri düşünce oynayacağı model var, 1 öne geçince oynayacağı model var. Ev sahibine karşı farklı bir anlayış, risk gerektirebilecek Çek maçında daha farklı bir anlayış. Toraman iyi kesiyor ama doğru başlamıyor.. Tekke sadece tek forvet için iyi ve şutu yok.. Şükür 2010 kadrosunda olamayacağı için yok.. Bazı seçimlerini de oyuncularının CV’lerini ortaya koyacak şekilde kullanacak.. Stuttgartlı İsviçre savunmasının soluna Bayern’li ile veya Villareal’li ile saldıracak.. Arsenal’li savunma göbeğine ise Middlesbrough’lu oyuncusunu sürecek. Daha iki ay olmadı Tuncay’ın Senderos’u maymun edip attığı golden bu yana.. Bunları niye hiç hesap etmiyor bizim “kermitler...” Ben de yorumcuyum ve “yorumcu beğenmeme hakkımı” kullanıyorum... “Mükemmel ayrıntılarda gizlidir...” Hocamız da; hiç merak etmeyin en ufak bir ayrıntı için kılı kırk yarıyor. Bir maçta öne geçer geçmez, belki Aurellio’yu Topal’la duble ön libero yapıp uzuna dönecek ve tek forvete Nihat’ı sürecek.. Olamaz mı?.. Asrımızın eğlencesi olan futbol, son derece ciddi bir iştir... Diyelim Portekiz ile ilk maçı berabere bitirdik. İsviçre-Çek maçının mağlubu bize karşı son şansını kullanacak. Daha “kontra” özelikli bir takım sürme şansı o maç için şu gurubun içinden oluşturulmayacak mı?.. Hiç merak etmeyin kendimizi “fena halde” hatırlattığımız gibi, çok net izler bırakacağız orada. 23 kişinin hepsinin de kendilerine yazılmış bir rolü var ve oyun ne zaman, ne kadarını gerektiriyorsa, o kadarını kullanacak bir hocaları da... Siz, eğlenmenize bakın, ciddi işler kısmını onlara bırakın... >> S-ÖZ Bir futbol takımının yorumcularının hepsi aynı düşüncede olduğu zaman, kimse düşünmüyor demektir... ÜMİT AKTAN >> Salak ile Zeki Bir çocuk bir gün öğretmenine sorar: Öğrenci: Hocam salakla zeki arasındaki farklar nelerdir. Öğretmen: Salaklar her zaman kesin konuşur ama zekiler daima şüphecidir. Öğrenci: Emin misiniz hocam?? Öğretmen: Kesinlikle!!! >> Saatchi & Saatchi Galatasaray’ın en büyük eksikliği olan “kitle ile iletişim” ve “toplum dinamiğini harekete geçirme” sanatını bir büyük reklamcı kapatıverdi. Yiğit Şardan.. Son 6 haftada “Çıldırın” marşını oluşturmak, Aslan’ı stada getirip “Herkes kendi hayvanını stadına getirsin şampiyon olunca” mesajı ile rakibin dengesini iyice bozmak, “çıldırın” yazılı formalar.. Hepsi mükemmel zamanlama ile yapılmış hamlelerdi... Eintracht Frankfurt, koca bir canlı kartalı her maçına getirir... Bizim ki Antalya sokaklarında özgür özgür dolaşırken birdenbire kafese kapatıldı ya, tüm “aslanca bilip konuşabilenler” hayvanın ıstırabını algılayıverdi. Marş River Plate’in marşı... River Plate, aristokrasinin takımı ve forması kırmızılı... En büyük rakibi Boca Juniors varoşların takımı ve rengi sarı-lacivert. Reklamcı mantığı ile doğru yakalanmış bir hamleydi ve çok tuttu. Şimdi Bağdat Caddesini “evlat edindiğini zanneden” Fenerbahçeliler, Fenerbahçe burnundaki Galatasaray’ın Kalamış Tesisleri’nde kutlama yapılmasını engellemek peşinde. Oradaki sarı-kırmızı bayrağın kendi bayraklarından daha büyük olmasını bile bir “yasa” ile engellemek istiyorlar... Bunu da çözecektir Şardan... İlginç olan Saatçi yorumcumuzun karton şovunun renklerine sahanın yeşil çimlerini ekleyerek yaptığı şekilsiz ve hazımsız yorumu bir Saatchi’nin cevaplamış olması... >> POST-İT 6 maç yabancısız... 6 hafta hocasız... 6 hafta galibiyet... 6 puan fark... Rakip başkan döneminde 6. şampiyonluk... >> Asla telafi edemeyeceğiniz 4 durum vardır: TAŞ... Atıldıktan sonra. SÖZ... Kullandıktan sonra. FIRSAT... Kaçtıktan sonra. ZAMAN... Geçtikten sonra...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT