BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermenistan’a zeytin dalı

Ermenistan’a zeytin dalı

Ali Babacan’ın Türkiye’nin önümüzdeki günlerde Ermenistan ile ilişkileri geliştirmek üzere yeni bir açılım yapacağını açıklaması, dikkatleri geçtiğimiz ay görevi devralan Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’a çevirdi



HABER ARAŞTIRMA: Mahmut Bulut mahmut.bulut@tg.com.tr Ali Babacan’ın Türkiye’nin önümüzdeki günlerde Ermenistan ile ilişkileri geliştirmek üzere yeni bir açılım yapacağını açıklaması, dikkatleri geçtiğimiz ay görevi devralan Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’a çevirdi Osmanlı döneminde bakan, milletvekili, general, büyükelçi ve konsolos gibi birçok yüksek dereceli bürokrat Ermeni vardı 1915’te artan eşkıyalık olayları üzerine güvenlik maksadıyla ‘tehcir’ edilen Ermenilere kanunsuz davranan 67 görevli idam edilmişti Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Türkiye’nin önümüzdeki günlerde Ermenistan ile ilişkileri geliştirmek üzere bir açılım yapacağını açıkladı. Şimdi bütün gözler Nisan ayında göreve başlayan Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’a çevrildi. 1992 yılında eski SSCB’den ayrılan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ın bağımsızlıklarını tanıyan Türkiye, daha sonra Azerbaycan ve Gürcistan ile sınırların dokunulmazlığı, toprak bütünlüğü anlaşmalarını imzaladı. Ermenistan ise diplomatik ilişki kurulması için Türkiye’nin istediği bu anlaşmaya bugüne kadar imza atmadı. Bu sebeple aramızda münasebet kurulamadı. Sürekli olarak Türkiye ile “ön şartsız” görüşmeye hazır olduklarını açıklayan Ermeni yönetimleri, tarihî gerçeklerin ortaya çıkarılması için ortak komisyon kurulması önerisine ise sıcak bakmıyor. Bizden Trabzon Limanı ve sınır kapısını açmamızı isteyen Ermenistan, diğer yandan üçüncü ülkelerde Türkiye aleyhine kamuoyu oluşturma çabalarını da sürdürüyor. ASIRLARI AŞAN KAVGA Ermeni meselesinin başlangıcı 1774 Küçük Kaynarca anlaşması olarak kabul görüyor. Bu anlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu, Hıristiyan vatandaşları üzerinde Rusya’nın koruyuculuğunu kabul etti. Sırasıyla Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Romanya ve Karadağ, Osmanlı’dan koptu. Ermeniler de fırsattan istifade etmeye çalıştı. Göz diktikleri Osmanlı mülkünün hiçbir yerinde çoğunlukta olmamalarına rağmen, Balkan ülkeleri gibi isyan çıkartınca sonuç alabileceklerini düşündüler. Ermenileri Osmanlı’nın yumuşak karnı olarak gören ve daha fazla taviz koparmak isteyen İngiltere, Fransa, Rusya daha sonra ABD ve Almanya da Ermenileri tahrik etti. Sonuçta Ermeniler, Batılı güçlerin Osmanlı içindeki Truva atı olurken, hem kendilerine hem de Osmanlı’ya zarar verdi. Oysa onlar Osmanlı tarafından “Milleti Sadıka” olarak onurlandırılmıştı. Fatih Sultan Mehmet, Patrikhane kurmalarına izin vererek, Ortodoks dünyasında ezilmelerini önlemişti. Arman Garabet adlı Ermeni gazetecinin araştırmasına göre; Osmanlı döneminde “22 General, 33 Milletvekili, 7 Büyükelçi, 11 Konsolos, 8 doktor general, 41 yüksek dereceli bürokrat Ermeni” vardı. Sultan 2. Abdülhamid döneminde Agop Paşa iki defa Maliye Bakanlığı, Mavro Kordato Efendi Maden ve Ziraat Bakanlığı, Naum Paşa ve Gabriyel Noradonkyan Efendi Ticaret Bakanlıkları yapmıştı. Çünkü Osmanlı, içinde barındırdığı tüm unsurlar gibi Ermenilere de “öteki” değil, “biz” muamelesi yaptı. O kadar ki, Ermenilerin nüfusa dayalı bağımsız Ermenistan arayışları yaptığı bir dönemde 1897-1903 yılları arasında bile “Osmanlı İstatistik Umumi İdaresi Müdürü”nün bir Ermeni vatandaş olduğu araştırmalarda ortaya çıktı. NİSAN 1915’TE NE OLDU? Ermeniler, Osmanlı’nın kendilerine yönelik soykırımı 24 Nisan 1915’te başlattığını iddia ediyor. Oysa bu tarihte Osmanlı hükümete devlete karşı silahlı faaliyet yürüttüklerini belirlediği Ermeni komiteleri kapatıp yöneticilerinden 2 bin 345 kişiyi, “devlet aleyhine faaliyette bulunmak” suçundan tutukladı. Bu tarihin görüldüğü gibi kesinlikle tehcir (zorunlu göç), katliam ya da bugünkü moda tabiriyle soykırımla hiçbir alakası bulunmuyor. Üstelik Osmanlı hükümetinin Ermeni komitelerin kapatılmasının, elebaşlarının ve bazı teröristlerin tutuklanmasının, olayları yatıştıracağı hesabı tutmadığı gibi, olaylar daha da şiddetlendi. Osmanlı hükümeti son “insani çare” olarak, savaş bölgelerindeki Ermeni tebaasından devlete karşı casusluk ve hıyanetleri görülenlerin, savaş alanlarından uzak yerlere “sevk ve iskanı” için 27 Mayıs 1915’de “Tehcir Kanunu”nu çıkardı. HATALI YÖNETİCİLER ASILDI Osmanlı Devleti tarafından tehcir sonunda kurulan soruşturma komisyonlarında, tehcir sırasında Ermeni vatandaşlara kötü davranan ve görevinde ihmali görülen 1673 yönetici, görevli ve çete mensubu Divanı Harp’te yargılandı. Bunlar arasında 528 asker, polis, 170’i kamu görevlisi, 975 çeteci yer alıyor. Yargılama sonucu ise bunlardan 67 kişi idam edilirken, 524 kişiye hapis cezası verildi. Bir bölümü başka cezalara çarptırılırken bazıları da suçları ispatlanamadığı için serbest bırakıldı. Bu mahkeme ve uygulanan idam cezaları bile Ermenilerin “soykırım” iddialarını çürütüyor. Ermenilerin Birinci Dünya savaşında Osmanlı ordusunu arkadan vurdukları ve Türk erkeklerinin savaşta oldukları sırada şehir ve köylerde kalan yaşlı, çocuk ve kadınlara yönelik giriştikleri katliamları gözardı ederek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kabul etmesini istedikleri şartlar şunlar: İŞTE O KOMİK İDDİALAR - Türkler, Ermenistan’ı işgal ederek Ermenilerin topraklarını ellerinden almışlardır. - 1877-78 savaşından itibaren Ermenileri sistemli olarak katliama tabi tutmuşlardır. - 1915 yılından itibaren Ermenileri plânlı şekilde soykırıma tabi tutmuşlardır. - Talat Paşa’nın, Ermenilerin soykırıma tabi tutulması konusunda gizli emirleri vardır. - Soykırımda hayatlarını kaybeden Ermenilerin sayısı 1.5-2 milyondur. ERMENİLERİN “4 T” PLANI Ermeniler, 1973 yılından itibaren “4 T” planını devreye sokarak Türk diplomatlarını hedef seçtiler. “Dört T” planı, Ermeni iddia ve taleplerinin baş harflerinden oluşuyor. Tanıtma, Tanınma, Tazminat ve Toprak. Tanıtma aşaması; sözde Ermeni sorunu, Türk diplomatlar şehit edilerek ve Türk temsilcilikleri basılarak terör yoluyla dünyaya tanıtıldı. Tanınma noktasında; aralarında sorun hakkında hiçbir düşüncesi olmayanların da yer aldığı 19 ülke parlamentosunda Ermeni iddiaları kabul edilmesine rağmen, Ermeniler iddialarını Türkiye tarafından tanınması için çalışmalarını sürdürüyor. Sırada ise sözde soykırımdan dolayı Türkiye’nin Ermenilere “tazminat” ödemesi ve “Büyük Ermenistan” hayali için Türkiye’den Kars, Ardahan, Iğdır, Van ve Ağrı “topraklarının” koparılması var. UZMAN GÖRÜŞÜ Lütem: Taraflar yeni açılıma hazır, ama... Yeni açılımla ilgili görüş aldığımız ASAM Ermeni Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Emekli Büyükelçi Ömer Engin Lütem, ihtiyatı elden bırakmamayı vurgulayarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Gül, Sarkisyan Ermenistan Devlet Başkanı seçilir seçilmez tebrik etti. Bizim hemen kutlamada bulunmamız, yeni hükümet ile yepyeni bir sayfa açma isteğimizin tezahürü oldu. Arkasından da Başbakan ve Dışişleri Bakanımızın yeni Ermeni muhataplarına mektup göndererek tebrik ettiği ve diyalog çağrısında bulunduğu bildirildi. Karşı tarafın da bu çağrılara müspet cevaplar verdiği, Ermeni basınından anlaşılıyor. Bu, iki ülke arasında yeni bir müzakere zemini oluşuyor demektir. Bilemediğimiz bir tarihte de müzakereler başlayacaktır. Buraya kadar gayet iyi, iki tarafta da pozitif bir yaklaşım var. Ama müzakerelerde tarafların tutumunda bir değişiklik olacak mı? Bunu bilmiyoruz. Ermenilerin konuşmalar sırasında verdikleri cevaplara baktığımızda, hepsinde eski Ermeni görüşü tekrar ediliyor. O görüş de Türkiye ile ön şartsız diyalog kurmaya hazır olduklarını ifade ediyorlar. Bu ifade bizim için son derece tehlikeli bir söz. Böyle olduğu vakit, ‘başlattık’ diyelim. Gelecek burada Büyükelçilik açacak ama kendisi, Türkiye’nin sınırlarını tanımamaya, soykırım iddiaları ile ilgili kararların başka ülkelerde alınması için ısrar etmeye ve Karabağ’ı işgal etmeye devam edecek. Bu gerçekten kabul edilemez bir durumdur. Ama bu tutumu sürdürüyorlar. Bu nedenle yeni bir açılım olsa bile Ermenilerin masaya bir tutum değişikliğine girerek oturmayacaklarını görüyorum.” MALTA SÜRGÜNLERİ Türkiye 90 yıl önce aklandı Araştırmacı Tarihçi ve Eski Büyükelçi Bilal N. Şimşir, birbirinden önemli eserleriyle yakın tarihimize ışık tutan değerli bir diplomat. İngiliz arşivlerini inceleyerek kaleme aldığı “Malta Sürgünleri” adlı eseri ile hem Ermeni iddialarını çürütüyor hem de Türk insanına yapıştırılmak istenen “soykırım iddialarını” boşa çıkartıyor. Kitap, Ermeni konusuna ilgi duyan her vatandaşın okuması gereken çok önemli bir eser. İngiltere, 1919’dan başlayarak ve 1920 yılı boyunca İstanbul başta olmak üzere Ermenilere karşı katliam yaptıkları iddiası ile 144 eski sadrazam, vali, genelkurmay başkanı, ordu komutanı, şeyhülislam, profesör, yazar ve gazeteciyi tutuklayıp Malta adasına gönderiyor. İddiaların belgelenmesi için de İngiliz Dışişleri Bakanlığı hem kendi hem Osmanlı hem de özel izinle ABD arşivlerini tarıyor. Ama, “Ermenilerin katledilmesine yönelik bir devlet politikası, üst düzey emir” bulamıyorlar. Bu yüzden de Ermeni katliamı iddialarıyla ilgili dava açamıyorlar ve hepsini serbest bırakıyorlar. İngiltere’nin tüm uğraşlarına rağmen, Ermeni iddiaları ile ilgili olarak bu insanlar hakkında dava dahi açamaması nedeniyle Türk Milleti daha o zaman aklanıyor. Bu gerçek güneş gibi ortada durmasına rağmen gözlerden kaçırılıyor. DEVLET ARŞİVLERİ Çalışmalar tamamlandı Ermeni konusundaki bütün hazırlıkların tamamlandığını bize açıklayan Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yusuf Sarınay, şunları söyledi: “Olay tarihidir, bilimsel şekilde araştırılması lazım. Sayın Dışişleri Bakanımızın yapacağı açılıma umut ederiz ki Ermenistan olumlu karşılık verir. Daha önce Sayın Başbakanımızın yaptığı Ortak Tarih Komisyonu kurulması teklifini önceki Ermenistan yönetimi reddetmesine rağmen, pek çok batılı ülke bizi destekledi. Bizim için bu son derece olumlu bir gelişmedir. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü olarak biz Ermeni konusu ile doğrudan ya da dolaylı olarak 1878 Osmanlı-Rus savaşında bu süreç başlıyor ve 1920 yılına kadarki süreçteki Ermeni konusunu ilgilendiren bütün arşiv fonlarının tasnifi tamamlanarak araştırmacılara açılmıştır. Ortak bir araştırma komisyonu kurulursa, onlara bilgi, belge, doküman, lojistik doküman sağlayacak kurum biziz. Biz bunun bilincinde olarak bütün hazırlıklarımızı tamamladık. Böyle bir komisyon kurulduğu takdirde her türlü hizmeti verebilecek durumdayız. Ermeniler zaman zaman bizim arşivlerimizin sübjektif olduğunu iddia ediyor. Bütün devletlerin arşivleri sübjektiftir. Çünkü milli arşivdir. Amerikan, İngiliz, Rus, Fransız ve Ermeni arşivi de sübjektiftir.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT