BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyanın en kıymetli arsası

Dünyanın en kıymetli arsası

Kültür değerlerimiz o kadar zengin ki. Bakın bu zenginlik bana ne dedirtiyor: “Türk insanı mevcut değerlerini on beş yirmi yıl daha muhafaza edebilse, geleceğin en parlak ülkesi olabilir...”



Kültür değerlerimiz o kadar zengin ki. Bakın bu zenginlik bana ne dedirtiyor: “Türk insanı mevcut değerlerini on beş yirmi yıl daha muhafaza edebilse, geleceğin en parlak ülkesi olabilir...” Manevi değerlerimiz konusuna girmeyeceğim, o hem benim ihtisasımın dışında, hem de o değerleri dünya insanıyla paylaşabilmek için biraz daha uzun vadeli düşünmek gerek. Ama elle tutulur birkaç örnekle derdimi anlatmaya çalışayım... İnsanoğlunun bilinen en eski yerleşim alanlarından biri Anadolu toprakları. Üzerinde on bin yılı geçmiş kültürel varlıklar var. Özellikle İngiliz ve Almanların (affedersiniz) yürüttüklerinden geri kalanlarla bütün dünyayı Anadolu’ya çekmeye başladık. Bu kültürel hazineleri rahat, uygun fiyatlı, hiyjenik şartlara uygun ziyaret etme imkânlarını geliştirdikçe turizm gelirlerimiz on beş yirmi bin dolar fert başına geliri sağlayabilecek imkâna sahip. Bu arada el sanatlarımız iyi duyurulduğu ve pazarlandığı takdirde Anadolu insanımıza uzun yıllar nefes aldıracak potansiyel gelir sağlayabilir. Bu konunun en güzel örneklerinden biri halıcılık. Hele mutfağımız, damak zevkimiz dünyayı mest edebilecek güzellikte. Almanya’da okurken sefer tasında enstitüye götürdüğüm, zeytinyağlı yaprak sarmasını tadan Alman arkadaşlarım hâlâ o lezzetten bahsederler. Son yıllarda Avrupa’da ve özellikle Almanya’da bir patlama yapan ve dünya devi fast-food’çuları ürküten “döner”imiz ne demek istediğimizi en güzel anlatan örnek olsa gerektir. Baklavamız, künefemiz, lokumumuz, pestilimiz, cevizli sucuğumuz, leblebimiz, tarhanamız, pişmaniyemiz, cezeriyemiz, hepsi başlı başına dünya markası olmaya namzet değerlerimiz. Yanisi herkes milyon dolarla “innovasyon projeleri”ne kafa yorarken, bizim elimizin altında on bin yıllık Anadolu kültürünün hazineleri var. Yeter ki bunları dünya standartlarına uygun şekilde sunabilelim. Rahmetli Özal’dan sonra mesela konaklama sektöründe başardıklarımız geleceğimizi aydınlatıyor. Saçma sapan gündemler oluşturup, birbirimizi yemekten vazgeçebilsek nelere kavuşacağız...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT