BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiç kimsenin bedduâsını almamalı

Hiç kimsenin bedduâsını almamalı

Kâfir de olsa, fâsık da olsa hiç kimsenin bedduâsını almamalıdır. Çünkü hadis-i şerifte; (Kâfir olsa da, mazlûmun bedduâsı reddedilmez) buyurulmuştur...



Bedduâ; bir kimsenin kötülüğünü, Allahü teâlânın af ve merhametinden mahrum olmasını, ihânet edenlerin veya kötülüklerin gerektiği cezâya çarptırılmasını istemek demektir. Müslümân, hayırlı olur, herkese iyilik eder. Kendisine kötülük yapanlara iyilikle karşılık verir. Şayet iyilik yapamazsa, hiç olmazsa sabreder. İnsanlara eziyet, zulüm yapmaz, bedduâ etmez ve kimsenin de kendisine bedduâ yapmasına sebep olacak işlerde bulunmaz. Zira zulüm, günâh, iyi niyetle işlenirse, yine günâh olur. Böyle işleri yapmamak sevâptır. Hadis-i şerifte; (İnsanlara zulmeden, Kıyâmette bunun azâbını çekecektir) buyuruldu. Gayr-i müslimlere zulmeden de, yaptığı zulmün cezasını çekecektir. Dürr-ül-muhtârda; “Gayr-i müslime zulmetmek, Müslümâna zulmetmekten dahâ fenâdır. Hayvana zulüm, işkence etmek ise, gayr-i müslime zulmetmekten dahâ fenâdır” buyurulmaktadır. MAZLUMUN DUASI KABUL OLUR Başkasının hakkına tecâvüz edildiği zaman, karşı taraf güçlü ise karşılık verir. Eğer gücü yetmiyorsa, bedduâ eder. Zulme uğrayanın yaptığı bedduâ ise, muhakkak kabul olur. Zira hadis-i şerifte; (Ananın, babanın çocuğuna olan ve mazlûmun, zâlime olan bedduâları, reddolunmaz) buyurulmuştur. Atâ bin Yesâr hazretleri anlatır: “Yolculuk yapmakta olan bir kervân, bir yerde mola vermişti. Fakat bu sırada bir merkebin sesi onların uyumalarına mâni oldu. Bunun üzerine bu sesin geldiği tarafa doğru gittiler. Sesin geldiği yere varınca kıldan yapılmış çadır içerisinde, yaşlı bir kadınla karşılaştılar. O kadına; -Bu merkep sesi nereden geliyor. Onun sesinden bir türlü uyuyamadık? dediklerinde, kadın; -O merkep gibi ses çıkaran benim oğlumdur. Hayatta iken bana hep eşek diye hitâb ederdi. Allahü teâlâya onu eşek yapması için bedduâ ettim. Onun için böyle her gece sabaha kadar merkep gibi ses çıkarır dedi. Bunun üzerine kervan sâhipleri o kadına; -Bizi onun kabrine götür, onun kabirdeki hâline bir bakalım dediler. Kabre gidip, açıp baktıklarında, boynunun eşek boynu gibi olduğunu gördüler.” Dilimizi bedduâya değil, hayır duâya alıştırmalıyız. Şems-i Tebrîzî hazretleri, Peygamber efendimizin güzel ahlâkını örnek alıp, bütün işlerini, âdetlerini, ahlâkını Ona uydurmaya gayret ederdi. Şâyet bir kimseden rahatsız olsa; “Yâ Rabbî! Bu kimsenin malını ve çocuklarını çok eyle” derdi. Çünkü, Peygamber efendimiz de böyle duâ ederdi. Resûlullah efendimizin bedduâ etmek âdetleri değildi. Şems-i Tebrîzî hazretleri; “Eğer bir kimse bana âhiretim ile ilgili bir defâ iyilik edip, dünyâ ile ilgili binlerce kötülük etse, ben onun bir defâ yaptığı iyiliğe nazar ederim. Çünkü iyi ahlâk bunu icâbettirir” buyururdu. Rebî bin Heysem hazretleri de, kimseye bedduâ etmezdi. O, her şeyi Rabbinden bilir, Ondan gelene sabreder, tevekkülünü bozmazdı. Bir gün namaz kılarken, yirmi bin dirhem değerindeki atının çalındığını görür. Fakat ne namazı bozar ve ne de üzülür. Yanında bulunanlar; -Nasıl oldu bu iş, yazık oldu atına! diye kendisini teselli etmek isteyince, onlara; -Atın yularını çözerken çalan adamı görmüştüm der. Onların; -O halde niçin mâni olmadınız? demeleri üzerine; -Atımdan daha sevimli olan bir şey ile, yâni namaz kılmakla meşguldüm. Onu kaçıramazdım der. Adamlar hırsıza bedduâ etmeye başlayınca, Rebî bin Heysem hazretleri; -Hayır, bedduâ etmeyin. Ben atımı ona hediye ettim. Sadakam olsun buyurur. ZALİM BİLE OLSA!.. Zâlimden başkasına bedduâ etmek harâmdır. Zâlime, zulmü kadar bedduâ etmek câiz olur. Zâlime de bedduâ etmemek, sabretmek ve hattâ affetmek dahâ iyidir. Sadaka vermek, belâyı önler ve ömrü uzatır. Onun için sadaka vermek iyidir. Fakat kabûl olan duâ, kaza ve kaderi değiştirir. Ölümü mukadder ise gecikebilir. Eğer bir kimse de, bilhassa akrabalardan, anne-baba ve yakınlarından bedduâ alırsa, ömrü kısalır. Netice olarak, kâfir de olsa, fâsık da olsa hiç kimsenin bedduâsını almamalıdır. Çünkü hadis-i şerifte; (Kâfir olsa da, mazlûmun bedduâsı reddedilmez) buyurulmuştur
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT