BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > tuzaktan kumanda

tuzaktan kumanda

(...NTV-Haydi Gel Bizimle Ol) ÇİĞDEM ANAD: 2238 yılında hiç erkek kalmayacak...



tuzaktan kumanda (...NTV-Haydi Gel Bizimle Ol) ÇİĞDEM ANAD: 2238 yılında hiç erkek kalmayacak... MÜJDE AR: Biz göremiyoruz ama güzel bir şey... *** (...KANAL D-Beyaz Show) FATİH ÜREK: Ben artık o süslü giyecekler içinde görünmeyeceğim... BEYAZIT ÖZTÜRK: Aramıza hoş geldin... *iğnelik... GÜLLÜ Gül sükûnet denizi, Gül güvenli limandır... Yüreğinde gül izi, Güllü güzel insandır! Şu hayâtın alından, Gülü alan kurtulur! Gül koklayan dalından, Elbet güle tutulur! Neler etti bak yine, Alı al, moru morum! Aldırmam dikenine, Güllüyü seviyorum! (...Sefa Koyuncu) tebeşir tozu “-Arkadaşlık aşktan daha zordur... Çünkü daha uzun sürer...” (...Harry Truman) nostalji... Adam, masanın üstünde minik bir kitap görmüş... Deniz Baykal’ın yazdığı, “Nasıl iktidar olursunuz?...” isimli eseri... Dostundan rica edip kitaba bakmak istemiş... Sayfaları açtığında kitabın kitap değil, çizgisiz beyaz bir defter olduğunu görmüş... bizimkiler “Abi ne biçim asansör bu?... Sabahtan beri bekliyorum, bir aşağı iniyor, bir yukarı çıkıyor... Bu katta durmuyor bir türlü”... Şikayeti yaptığı arkadaşı asansöre bakar, “çağrı” butonuna basar ve binip yukarı çıkarlar... Kimdir bu?... Cem’dir tabii... hayata dair... Kolay şey değildir mutluluk... Çok zordur ve içimizdedir... Başka yerde bulunması imkansızdır... Sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur... Eksiksiz bir sağlıktan ve kusursuz bir bedenden kaynaklanan, sakin ve neşeli bir huy... Duru, canlı, nüfuz edici ve doğru kavrayan bir zekâ... Ilımlı, yumuşak bir arzu ve bunlara uygun olarak iyi bir vicdan... Bunlar; yerini hiçbir rütbenin ya da zenginliğin dolduramayacağı üstünlüklerdir... Dışarıdan bir şeyler kazanabilmek için içeriden bir şeyler yitirmek... Yani şan, şöhret, mevki, şatafat, ün, san kazanmak için; Huzurunu, boş zamanını ve bağımsızlığını bütünüyle, ya da önemli ölçüde feda etmek Büyük bir budalalıktır... (...Arthur Schopenhauer) sözün gelimi... Yusuf Amcam eşiyle birlikte memlekette iki katlı, bahçeli bir evde yaşamaktadır... Hemen bitişik komşusu Mehmet Amca’nın evi de aynı gibidir... Ve o da eşi Naciye Teyze ile hayatını sürdürmektedir... Yusuf Amcam 1.90 boylarında 120 kilo civarı, elini öperken elinizin içinde kaybolacağı bir ele, doğal olarak onunla aynı paralellikte ayaklara sahiptir... Kısacası çok heybetli bir insandır ve o heybet aynı zamanda yüreğine de yansımıştır... Bir gün Mehmet Amca’nın hanımı Naciye Teyze kasabaya akraba ziyaretine gitmiş... Daha sonra çarşıdan dönen Mehmet Amca anahtarını içeride unuttuğu için eve girememiş... “Ne yapacağım” diye düşünürken aklına Yusuf Amcam’dan yardım istemek gelmiş... Mehmet Amca’yı oldukça dar olan tuvalet penceresinden zor da olsa içeriye sokabilmişler... Anahtarını kapının üzerinde unuttuğunu zanneden Mehmet Amca yanılıyormuş, çünkü ne orada ne de başka bir yerde bulamamış anahtarını... Ne yapacağını şaşıran yaşlı Mehmet Amca aynı pencereden dışarıya da çıkamamış, diğer pencerelerde demir parmaklık olduğu için bu seferde içeride kalmış... Mehmet Amca başlamış kapının kilidini kurcalamaya, tornavida ve çeşitli aletlerle kilidi zorlamış, hatta kırmaya çalışmış ama sadece az bir şey zarar verebilmiş... Mehmet Amca hayvanlara bakacak evden çıkamıyor, akşama çok var, Naciye Teyze uzun süre daha yok.... Son çare Yusuf Amcam’ın aklına gelmiş... “Mehmet kenara çekil” dedikten sonra sırtını bahçenin demirine dayayarak güç almış ve ayağının tabanıyla var gücüyle koca demir kapıya son darbeyi indirmiş... O sırada Yusuf Amcam’ın “Çekil” seslenişini duymayan Mehmet Amca, kapı kilidinin yanındaki küçük delikten tek gözünü kapatmış dışarıya bakmaktaymış... Tabii Yusuf Amcam’ın muhteşem tekmesine kapı da, Mehmet Amca da dayanamamış... (...Ali Taşdelen’in anlatımı) Temel’in yeri Temel, hastalanan çocuğunu doktora götürmüş... Doktor gerekli muayeneyi yapmış, ilaçlarını yazmış... Reçeteyi Temel’e uzatarak; “-Şurubunu günde üç defa içireceksin, iğne de yazdım... Onları da günde bir defa yarım vurduracaksın...” Eczaneden aldığı ilaçları evde açıp bakınca kafası karışmış ve doktoru telefonla aramış; “-Doktor bey, çocuğa yazdığın iğnelerin yarısını bugün yarısı yarın, şeklinde mi vurduracaktık...” Doktor sinirlenmiş ve tekrar izah etmiş; -Beyefendi iğnelerin sadece yarısını vurduracaksın... “-Tamam doktor bey kızma... Anladım şimdi; kutuda on tane var; beşini bugün, beşini yarın vurduracağım...” -?!. S.Ö.Z. der ki; “-Anne baba olana kadar, anne babanın yaptığı her şey yanlıştır...” (...Gençlere ışık tutan; yazdığında kendisinin bile şaşırdığı müthiş söz...) kritik “-Ben 29 Ekimde, ağabeyim 30 Ağustos’ta, ablam Şeker Bayramı’nda doğmuş... Aile nasıl denk düşürdü bilemiyorum?... İnce bir hesap ister çünkü...” (...Müjdat Gezen) HELEN: Bir kahraman istemiyorum... Beraber yaşlanabileceğim bir adam istiyorum... (...Truva filminden)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT