BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Meclis araştırması yapılsın, Yargıtay’da kaç dosya, kaç yıldır bekliyor?

Meclis araştırması yapılsın, Yargıtay’da kaç dosya, kaç yıldır bekliyor?

Herkes kendi işine baksa, herkes kendi işinin hakkını verse, herkes kendi işini vaktinde bitirse memlekette hayat daha güzel olur, kavgalar da yaşanmazdı.



Herkes kendi işine baksa, herkes kendi işinin hakkını verse, herkes kendi işini vaktinde bitirse memlekette hayat daha güzel olur, kavgalar da yaşanmazdı. Ama herkes kendi işine bakacağına tersi olmakta. Herkes günün bir miktarını kendi işine sarf edip çoğunu lüzumsuz çene çalmalarla heba etmekte. Bu durum kahvede zaman öldüren için de öyle, bürokraside görev yapanlar için de. Herkes hükümet yönetir. Herkes aklına estiği gibi konuşur. Herkes birkaç kişiyi sallandırır. Cahilin birkaç kişiyi sallandırmasıyla hükümet sallandıran kara cübbeli arasında zerrece fark yoktur. Hiçbir iktidar, iş başına geldiği gün okunmuş bir değnekle ülkenin dağlar gibi yığılmış meselelerini halledemez. Bunları halletmek için her alanda lazım gelen düzenlemeleri yapacaktır. Tabiî yapabilirse. O reformlar nihayetinde birilerinin keyfini kaçıracaktır. Bunun üzerine az evvel ahkâm kesenler derhal vaziyet alırlar. Menfaatlerinden zerrece taviz vermezler. Vermedikleri gibi icrayı rahatsız etmek, yıldırmak, usandırmak için her tarafı tahrik eder, akla hayale gelmedik fitneler çıkartır, hayâsızlıklar yaparlar. Klişe yalan hazırdır, “rejim tehlikede!” sahtekâr yalan söylüyor, rejim tehlikede değil, teminatta. Tehlikede olan çıkarı, saltanatı. Soralım. Soralım, lakin, cevabını kim verecek? Kendini putlaştıran “yargırç”ların böyle bir derdi yok ki? Nasılsa onlar en üst seviyeden maaş almaktalar. Nasılsa tatilleri aksamaz. Mektep bitmiş, meslek başlamıştır. Ne hayatı tanırlar ne piyasaları bilirler, ne konuşturmadıkları davalı veya davacının uğradığı felaketi. Soru şu? İsviçre’de, Moğolistan’da, Fransa’da, İran’da, Rusya’da, Yunanistan’da, Güney Afrika’da, İtalya’da..Senede kaç dava açılmaktadır? Bu davaların kaçı hukuk, kaçı ceza, kaçı idare hukuku davasıdır, kaçı askeridir, kaçı siyasidir? Bu davalar, o devletlerde ortalama ne kadar zamanda bitmektedir? Kaçı için temyiz mahkemesine gidilmektedir? Bir dava temyizde ortalama ne kadar beklemektedir? Sonra da dönelim Türkiye’ye ve aynı soruların cevabını burada almaya çalışalım. O cevaplar, yargımızın karnesi olacaktır. Böylece, hukukta, yargıda ve adalette kaçıncı dünya liginde olduğumuz ortaya çıkacaktır. İyi karne alınacağını iddia eden tek kişi çıkabilir mi? Moğolistan bile bizden ileri olabilir? Nereden çıktı bu Moğolistan? “Tay” eki Moğol’cadır. Tek parti diktasında Mahkemeyi Temyiz’e Yargı-tay denmiştir. Şunu hiç saklamadan kabul etmeli, vatandaşın adalete itimadı çok ciddi biçimde zedelenmiştir. Bundan dolayı çek-senet mafyaları türedi, bundan dolayı rüşvet hayatın berbat gerçeği haline geldi. Çünkü Türkiye’de davalar bitmiyor. Hakimlerin masası, kürsüler dosya yığınlarıyla dolu. Bir hakim bir günde 60 davaya bakabilir mi? Bu şekilde güya bakılan davalarla adalet tecelli edebilir mi? Yüzlerce mahkemeden Yargıtay’a akan bu dosyaların hakkaniyetle tetkiki mümkün değildir. Hayli dosyanın kapağı bile kaldırılmıyor. 50-60 yıl süren davaları var. Mahkemelerin hantallığı, zamanın suiistimal edilmesi ve türlü sebeplerle küçümsenmeyecek miktardaki dava zaman aşımına uğramaktadır. Zaman aşımı Türk adaleti için yüz karası bir hâl almıştır. Bazı dosyalarda ise vahim yanlışlar yapılmaktadır. Bunlar ve daha sayılabilecek yüzlerce madde Türk adaletinin ciddi, derin ve mutlaka halledilmesi gereken problemleridir. Bu itibarla reform şart üstü şart. Kara cübbeler içinde, kırmızı yakalar arkasına kafalarını gömen yargırçların böyle bir derdi yoktur. Bunu dert edinen hakimlerse konuşturulmaz, fırsat verilmez, yükseltilmez, sindirilir, susturulur. Halbuki bunlar yargının yükünü çekmektedirler, bunlar mezhepçilik yapmazlar, ideolojiden uzak dururlar, gece geç vakitlere kadar, hafta sonları bile dosya okurlar. Yargırçların, pis, köhne kahvehanelerdeki tembel zevzeklerden farkı yoktur. Katma değer olarak şu vatana on paralık faydaları olmaz, fakat sıra konuşmaya gelince sözü kimseye kaptırmazlar. Dünyaya nizamat verirler. Merak ediyoruz. Ve istiyoruz. Şu ân Yargıtay’da kaç dava beklemektedir. Bunların kaçı inceleniyor, kaçı sıra beklemekte?.. Yargıtay’a yılda kaç dosya gelmekte, kaçı o yıl içinde karara bağlanmakta? İstinaf mahkemelerinin kurulması mutlak şart iken kimler, hangi kurum bunun kurulmasına engel çıkartmakta? Son 10 yıl içinde kaç yargı mensubu hakkında hangi suçlardan dolayı dava açılmış, hüküm ne olmuştur? Bunlar için meclis araştırması yapılmalıdır. Çalışkan milletvekilleri bekliyoruz. Madem ki kaşındılar, istenen yapılmalı. Kara cübbeli Prof.’lar, kara cübbeli yargırçlar, her devirde başa dert olmuştur. Muhterem hakimlerimizi, muhterem ilim adamı üniversite hocalarını tenzih ederiz. Hükümet, bu meselede asla geri adım atmamalı. Bil’akis taviz vermeden üstüne gidip cerahati deşmelidir. Maksat, milletin huzuru devletin dirliğidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT