BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > The Globalist Seyr-i Âlem

The Globalist Seyr-i Âlem

Dünyadaki birçok hükümet kendini aile dostu olarak tanımlar. Ancak sözleri ile uygulamaları tutarlılık gösteriyor mu? Tek kişinin çalıştığı, iki çocuklu ve orta gelirli bir aile, acaba aşağıdaki ülkelerden hangisinde en yüksek vergi yüküyle karşı karşıya?



Ailelerin vergi yükü Dünyadaki birçok hükümet kendini aile dostu olarak tanımlar. Ancak sözleri ile uygulamaları tutarlılık gösteriyor mu? Tek kişinin çalıştığı, iki çocuklu ve orta gelirli bir aile, acaba aşağıdaki ülkelerden hangisinde en yüksek vergi yüküyle karşı karşıya? A. Japonya B. İtalya C. İsviçre D. Polonya >> A. Japonya. YANLIŞ. Ailelerin ödedikleri vergi oranını en iyi hesaplayan yöntemlerden biri, “Vergi Yükü” diye bilinenidir. Bu yöntemde, gelir vergisi payı ile işçi ve işveren sosyal güvenlik ödemeleri, toplam işçilik maliyetlerinin bir oranı olarak hesaplanır. 2007 OECD verilerine göre tek kişinin çalıştığı, 4 kişilik orta gelirli bir Japon ailesi, yüzde 24’lük bir vergi yüküyle karşı karşıya. Bu, yüzde 27 olan OECD ülkeleri ortalamasına ve yüzde 28 olan Portekiz ve İngiltere ortalamalarına oldukça yakın bir oran. Rakamlarla konuşursak, tek çalışanın yılda 47 bin dolar kazandığı ortalama bir Japon ailesinin eline, bunun ancak 36 bin doları geçiyor. >> B. İtalya. YANLIŞ. Varlıklı aileleri ile ünlü İtalya’da, vergi yükü yüzde 34’e tekabül ediyor. Bu oran, yüzde 32 olan AB-15 ortalamasının biraz üstünde. Almanya yüzde 36, Finlandiya da yüzde 38’lik oranları ile İtalya’nın biraz üzerinde yer alıyor. Çocuk sahibi olmanın getirdiği yüksek masraflar sebebiyle İtalya’da kadın başına ortalama doğum oranı 1.34. Bu rakam, istikrarlı bir nüfus için gerekli oran olan 2.2’nin oldukça altında. >> C. İsviçre. YANLIŞ. İsviçreli ailelerin üzerindeki yüzde 18.3’lük vergi yükü, gelişmiş ülkeler arasındaki en düşük oranlardan biri. Vergi yükü daha düşük olan ülkelerse şu şekilde sıralanıyor: ABD yüzde18.1, Avustralya yüzde 15, İzlanda yüzde 11 ve Yeni Zelanda yüzde 3. >> D. Polonya. DOĞRU. Yüzde 37’lik vergi yükü ile Polonya, OECD ve AB ortalamalarının oldukça üzerinde. OECD ülkeleri içinde en yüksek vergi yükünü yüzde 44 ile Macar aileler çekiyor. Hemen ardından, yüzde 43’lük vergi yüküyle Türkiye ve Yunanistan, yüzde 42 ile Fransa, yüzde 41 ile Belçika ve yüzde 39 ile İsveç sıralanıyor. Bazı ekonomistlere göre bu ülkelerin endişelenmek için başka sebepleri de var. Çünkü yüksek vergi yükü, işletmeler için aynı zamanda fazla maliyet demek. Bu da işsizliği artıran bir faktör olabilir. Ne var ki, bazı ekonomistler de vergi yükü kavramının bazen yanıltıcı olabileceğini ileri sürüyor. Çünkü yüksek vergi, genellikle daha fazla hizmet/yan ödeme/fayda şeklinde geri dönüyor. 2. İlginç Rakamlar 1- Dünya nüfusunun sadece yüzde 5 kadarı en az bir defa uçakla seyahat etmiş. (Atmosfair) 2- Çin’de 1000 kişiye 28 araba düşüyor. Bu oran yaklaşık olarak ABD’nin 1915’teki ortalaması kadar. (The New Yorker) 3- 2005 yılında dünyadaki internet kullanıcılarının sayısı 1 milyar rakamına ulaştı. (Computer Industry Almanac) 4- Bir cep telefonunun ortalama ömrünün sadece 14 ay olduğu tahmin ediliyor. (Foreign Affairs) 5- Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra dünyada en fazla kokain tüketilen ülke Brezilya. (ABD Dışişleri Bakanlığı) 6- 2010 itibarıyla, Hindistan’daki 30 milyon aile daha araba sahibi olabilecek. (Roland Berger & Partner) 7- Çin’in nüfusu en yoğun bölgesi olan Şangay’da, kişi başına sadece 8 metrekarelik bir alan düşüyor. (Time) 8- 2007, İngiltere’nin 1766’dan beri en fazla yağış aldığı yıl oldu. (National Geographic) 9- Brezilya’nın Rio De Janeiro şehri sakinlerine (beyaz adamın evi anlamına gelen) ‘Carioca’lar deniyor. (New York Times) 10- Bir günde 16 defa güneşin doğuşuna şahit olan astronotlar, günlük düzenleri bozulduğu için iyi bir uykuya hasret kalıyor. (Discover) 3. Dudak Okuma Berlusconi yeniden.. Silvio Berlusconi, Nisan 2008’de üçüncü defa İtalya Başbakanı olmasını sağlayacak seçimleri kazandı. Merkez sağ muhalefetin de lideri olan Berlusconi, ülkesinin savaş sonrasında beş yıllık görev süresini tamamlayabilen tek başbakanı (Haziran 2001-Mayıs 2006). 2008 Mayısında da başbakanlık koltuğunu tekrar devraldı. 1- Nisan 2008 seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? “Artık biz de büyük batı demokrasilerindeki gibi, bir büyük parti iktidarda, bir diğeri muhalefette olmak üzere yönetim göstereceğiz. Radikallerin olmadığı bir mecliste, son derece hızlı çalışarak ülkemizi modernleştirmeye odaklanacağız.” (Nisan 2008) 2- Başbakan olarak asıl mücadeleniz nedir? “Demokratik hükümetlerin zorlu bir görevi var: Vatandaşlarının güvenliğini sağlamak ve onlara ‘korkudan emin’ yaşama garantisi vermek. Bu, özgürlüğün yeni sınırıdır.” (Mart 2006) 3- Bunu başarabilme konusunda size cesaret veren ne? “Çünkü ben dünyanın en büyük politikacısıyım.” (Temmuz 2001) 4- Amerika ile ilişkilere önem veriyor musunuz? “Batı tektir ve öyle de kalmalıdır. İki tane Batıya sahip olamayız. Avrupa’nın Amerika’ya, Amerika’nın da Avrupa’ya ihtiyacı var.” (Mart 2006) 5- Avrupa’daki pek çok ülkeden daha fazla Amerika yanlısı olduğunuz doğru mu? “Her ne kadar sonradan daha eleştirici olsam da, Amerika denince ‘Amerika her zaman haklıdır’ deyip, içgüdüsel olarak tarafsızlığımı yitiriyorum.” (Temmuz 2001) 6- Neden? “Silvio Berlusconi gençliğinde ‘l’Americano’ (Amerikalı) diye çağrılırdı.” (Wall Street Journal, Temmuz 2001) 7- İtalya’nın Avrupa’daki rolü ne? “İtalya belki de en Avrupalı ülkelerden biridir. Sadece Avrupa Birliği’nin kurucularından biri değil, Avrupa’ya inanan bir ülkeyiz. Bence buna en çok inanan ülke biziz.” (Temmuz 2003) 8- AB’nin geleceği ile ilgili ufak da olsa şüpheleriniz var mı? “Milletlerin ayrı ayrı menfaatleri hiçbir zaman gerçek bir Avrupa menfaati altında toplanamaz.” (Ekim 2003) 9- Eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz? “Siyasetin kurtarıcısı benim. Sabırlı bir kurbanım, her şeye katlanırım. Herkes için kendimi feda ederim.” (Şubat 2006) 10- Gazetecilerle ilgili düşünceleriniz? “İtalya’da gazetecilerin hoş insanlar olduğu söylenir. Fakat yazmaya başladıklarında...” (Temmuz 2003) 11- Son olarak, iş ahlakınız? “Bir yelkenlim var. Ama iki yıldır sadece bir gün kullanabildim.” (Mayıs 2003) Editör’ün Notu: “Dudak Okuma”nın her bir bölümü, sorularda belirtilen tarihlerde röportaj yapılan şahıslarca söylenmiş yaklaşık 10 alıntı içerir. Ancak, bu sadece sanal bir röportajdır. Mümkün olduğunca, ifade edilen düşüncelere daha iyi uyuşacak sorular eklenmiştir. © 2008 www.theglobalist.com
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94831
    % -0.62
  • 5.776
    % -0.25
  • 6.5746
    % -0.08
  • 7.3372
    % -0.24
  • 262.412
    % -1.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT