BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AYDIN MENDERES: BABAM tam bir hizmet adamıydı

AYDIN MENDERES: BABAM tam bir hizmet adamıydı

“Gece-gündüz bu ülkede kalkınma olsun diye çalışırdı. Ülkenin en ücra köyüne bile yol-su-elektriğin gitmesini isterdi...”



“Gece-gündüz bu ülkede kalkınma olsun diye çalışırdı. Ülkenin en ücra köyüne bile yol-su-elektriğin gitmesini isterdi...” “Yassıada’daki yargılanma süreci fevkalâde acıdır. Babamla ilki 1960 Kasımında, diğeri 1961 Ağustosunda olmak üzere toplam iki defa görüşebildik...” “Annem mümtaz ve müstesna bir insandı. Babamın her şeyi ile meşgul oldu. Babamın başarısının arkasında rahmetli annem vardı bu kesindir...” > BUKET GÜVEN - ANKARA Türk demokrasisinin acı hatıralarından biri olan 27 Mayıs tarihinin yıldönümünde rahmetli başbakanlardan Adnan Menderes idam edildiğinde 15 yaşında olan oğlu Aydın Menderes, o dönemdeki anılarını ve yaşadıklarını gazetemize anlattı... GÜNDE 3 SAAT UYURDU ‘Babam son derece cana yakın, alçak gönüllü, herkesi kucaklayan enerjik birisiydi’ diyen Menderes, “Geceleri 3-4 saatten fazla uyumazdı. Hafızası son derece kuvvetliydi, yanında hiç kağıt kalem taşımamıştı. Her zaman güler yüzlüydü. Bir defa görenin kendisini unutamayacağı ve gönülden bağlanacağı bir insandı. Bir hizmet dervişiydi. Gece-gündüz bu ülkede kalkınma olsun refah olsun diye çalışırdı. Türkiye’nin en ücra köyüne bile ulaşılması yol-su-elektriğin gitmesini isterdi. Başta büyükşehirler olmak üzere şehirlerin imarı için çalışırdı, dünyanın en gelişmiş şehirleri haline dönüştürebilmek için çok gayret sarfederdi. Rahmetli babam yoksulluklara ve yokluklara karşı büyük bir mücadele gerçekleştirdi” diye konuştu. BENİ UYANDIRIRDI Babasının yoğun çalışmalarının yanı sıra Ankara’da olduğu sürede de akşam yemeklerinde genellikle misafir olduğunu belirten Menderes, “Bazen çok önemli bir konu konuşulmayacaksa çok fazla misafir de yoksa annem ağabeylerim hatta bazen ben de katılırdım. Ama akşam geç vakitte kendisi yatmadan önce ben uyumuş olsam da kaldırır. Benimle konuşur, konuşturur uyku haliyle tam cevap veremezsem onun hoşuna gider gülerdi” dedi. Menderes sözlerini şöyle sürdürdü: “Sabahleyin çok erken kalkardı. Annem kendisini uğurlardı. Bazı günler bakar ki henüz arabası gelmemiş, koruma gelmemiş. Hemen annem telefon açar Başbakanlığa ‘Beyefendi çıktı yürüyor haberiniz olsun’ diye haber verirdi. Sonra ben yatılı okula gittim 1957’den 1960’a kadar. Hafta sonları İstanbul’da olursa beni yanına aldırırdı. Çok yere götürürdü. Yıldız Parkı’nda yürüyüşlere çıkardık, konuşur konuşturur, sorardı anlatırdı. Böylece özellikle 1957-60 arası çok daha yakınlık oluştu.”Ama başbakanlık döneminde çok meşguldü. Her vesile ile her birimize ayrı zaman ayırmıştır. Özellikle İstanbul’da kendisiyle beraber olduğum zamanlar benim için hayatımın en kıymetli hatıralarıdır. Babam bize üniversite tahsilinde seçilecek fakülte konusunda hiçbir değerlendirme yapmadı. Çok güçlü bir hafızası vardı. Mesela ben orta birde iken; Babiller, Asurlar Akatlar hakkında bana öyle sorular sormuştur ki nasıl bu kadar biliyor babam bunları hafızasında tutabilmiştir hayretler içerisinde kalmışımdır. Kendimize özen göstermemizi isterdi. Sıkıntısını asla eve taşımazdı. Üzüntülerini dışa vurmazdı. Acı bir haber, darda kalmış birisi, deprem sel felaketi karşısında çok üzülürdü etkilenirdi. Bir şeyler yapabilmek için adeta çırpınırdı. Merhametli bir insandı. Sadece üzüntüsü zaman zaman yüzünden süzülür oradan anlayabilirdik.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT