BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İbni Arabi sempozyumunun ardından

İbni Arabi sempozyumunun ardından

İçinde yaşadığımız modern çağda, bütün dünyada dinlerin yükselişe geçtiği, yeni mutluluk reçetelerinin arayışı içinde olunduğu bilinen bir gerçek.



İçinde yaşadığımız modern çağda, bütün dünyada dinlerin yükselişe geçtiği, yeni mutluluk reçetelerinin arayışı içinde olunduğu bilinen bir gerçek. Bilimin ilerlemesine, teknolojinin baş döndürücü bir hızla gelişimine, konformizmin yaşamın merkezine oturmasına rağmen insan, yalnız ve mutsuz... Dünyaya hükmetmeye çalışan güç odakları bilimi de, teknolojiyi de kendi kötü emellerine alet etmeye; sudan sebeplerle çıkardıkları savaşlar, körükledikleri ayrımcılıklarla yeryüzünde bir kaos ortamı oluşturmaya, üçüncü dünya ülke halklarını çaresiz bir piyon; daha net bir ifadeyle köle haline getirmeye çalışmaktalar. Bu durumda insanoğlunun dine sarılması; bu yolla güç ve kurtuluş umut etmesi doğaldır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İlişkiler Daire Başkanlığı-Kültür Müdürlüğü ve Türk Kadınlar Derneğinin 23-28 Mayıs tarihleri arasında İstanbul ve Suriye’de düzenledikleri uluslararası “Modern Çağ ve İbni Arabi” sempozyumu bu konuyu İslam kültürü çerçevesinde ele alarak Arabi’nin görüşleri ışığında Hakk’ın sırrı olan insana kendini ve sorumluluklarını hatırlatması amacını güdüyordu. Sempozyuma “Zamanın Ruhunu Anlamak” başlıklı tebliğiyle katılan Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, yaptığı enfes konuşmasında, modern çağda insan’ın metafizikten, aslından kopmuş olduğunu; toplumların içinde dirilik olmayan kitlelere dönüştüğünü tespit ederek Arabi’nin görüşlerinden aldığı ilhamla şunları söylüyordu: “Modern insan, Biz insanı en mükemmel şekilde yarattık anlayışından aşağılara düşürülmüş bir varlıktır. Modern zaman, ana prensipleri bozmuştur. İnsan’ın asli konumuna yükseltilmesi gerekmektedir. Ben sana kendi ruhumdan üfledim diyen Rabb’la, ben iki ayrı kavram değildir. Varlığı bütün görmelidir; kesret âlemi, aslında Bir’liğe bağlıdır. İnsan, esasen insan-ı kâmil olma özlemi taşır ama insan, bunu görmezden, bilmezden gelir. İnsanı bu şekilde formatlamadığımız için modern zamanda hedef saptırmaları gerçekleştiriliyor. Mutluluk sahte hedeflerde gösterilmeye çalışılıyor. Mesela şarkıcı olursan veya manken olursan mutlu olursun deniliyor. Oysa mutluluk ilahi cevheri idrakten kaynaklanır.” Dört gün süren, ancak iki günlük kısmını takip edebildiğim sempozyumda Arabi’yi iyi incelemiş ve tanımış yabancı teologlar da çok ilgi çeken; insan’ın ruhani kimliği ve melekeleri konusunda vurucu açıklamalar içeren konuşmalar yaptılar. Salonlara sığmayan, mistik bir ortamda huzuru arayan yerli ve yabancı dinleyicilerin ilgisi, bu tür sempozyumlara ne kadar ihtiyaç duyulduğunun; İslam kültürünün insana ne kadar değer verdiğinin düşündürücü göstergesiydi. Sempozyumu tertipleyenleri kutluyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT