BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öcalan kiliselerin himayesinde

Öcalan kiliselerin himayesinde

Önce Öcalan’ın, Papa II. Jean Paul’e yazdığı şu çok önemli mektubu hatırlayalım..



Önce Öcalan’ın, Papa II. Jean Paul’e yazdığı şu çok önemli mektubu hatırlayalım.. Cumhuriyet Gzt. Aytunç Altındal (3.12.1998) şunlar yazıyor: PKK’nın başı Öcalan’ın Papa’ya mektubu “Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir.” Bu sözler bölücü terör örgütü PKK’nın başı Öcalan’a aittir ve Papa II. Jean Paul’e yazdığı mektupta yer almaktadır. (La Republica, 23 Kasım 1998, s. 1-3.) Öcalan ve onun çetesi olan PKK ile “diyalog ve dostluk” toplantısı, Türkiyemizdeki “Kürtler ve başka azınlıklarla Katolik kileseleri arasında ilişkiler kurmak” faaliyetleri biçiminde 1993’te Lübnan’da gerçekleşti. Lübnan’daki “Balamand” Manastırı’nda Temmuz 1993 yılında düzenlenen gizli bir toplantıda buna karar verilmiştir. İlk Hoşgörü ve Diyalog Konferansı’nın sembolik önemi de dikkate alınarak İstanbul’da yapılması uygun görüldü. Fener Patriği Bartholomeos’un girişimiyle bu ilk toplantı kutsal “St. Andrew” günü, 30 Kasım 1993’te İstanbul’da yapıldı. Ünlü Boğaziçi Deklerasyonu bu toplantıda yayımlandı. “ ¥ Katolik ve Ortodoks kiliselerini birbirlerine bağlayan bu şahıs Suriye Ortodoks Kilisesi’nin başı Mar Athanasius Yeshue Samuel olmuştu. Bu şahıs ile ondan önceki ruhani Gabriel Abdülsaid bu uğurda çok çalışmışlardı. Mar Athanasius, namlı bir Türk düşmanıydı. Suriye’deki Nusayrilerle de çok sıkı ilişkiler içindeydi.” Dünya’da ve Avrupa’da başlatılan Türk aleyhtarı Kampanya. Bu Boğaziçi Deklarasyonu’ndan çıkmıştır. Hedef bütün Türkiye’yi karalamaktı: ¥ Şimdi yeniden Öcalan’ın mektubuna dönelim. Öcalan mektubunda papa’ya aynen şöyle yazmıştı: “Suriye’de bulunduğum sırada Suriye Ortodoks Kilisesi’nin Başpiskoposu Yohanna İbrahim Mar Gregorius ile birçok kez görüştüm. Türkiye’deki rejim sadece Kürtleri değil, Ermeniler’i, Süryanileri ve Rumlar’ı da imha etmiştir. Ben, Kürdistan topraklarında yaşayan Hıristiyan azınlıkları da Türk vahşetinden korumak için savaşıyorum. Beni bu savaşta yalnız bırakmayacağınıza eminim.” ¥ Kiliseler Öcalan’ı gerçekten de yalnız bırakmadılar. Papalığın ‘Doğu Kiliseleri Birliği Komisyonu’nun başı Achille Silvestrini, Öcalan’ın mektubundan iki gün sonra bir açıklama yaparak Vatikan’ın PKK’yı ve onun başını desteklediğini açıkladı. Önemli bir kaynaktan edindiğim bu bilgiler gösteriyor ki Öcalan’ın esrar şebekeleri ile Sovyet ve başka Komünistlerle, Türk düşmanı her kuruluş hatta devletle olduğu kadar Ortodoks ve Katolik kiliseleriyle de irtibatları vardır. Hattâ ABD ile ve Avrupa Birliği ile dostlukları açıktır. Hepsinden himaye görmektedir. Şimdi hâlâ bu canavarı asalım mı asmayalım mı diye büyükler arası tartışmalar yapılması ise bu gerçekleri bildiğimize göre bize garip görünmektedir. Bütün dünya, bütün kileseler, bütün rejimler “Bu haydudu asmayınız! Hatta asamazsınız! dedikleri bir zamanda... Verilecek hükmü TBMM’ye gönderip, 45-50 kadar idamlık dosyaları arasına bırakmak daha yerinde olmaz mı? Bir kere zalim kaatilin dosyası, 30 bin şehidin vekili olan Parlamento’nun kefaletinde bulunmalı... O ve ayaktaşları, en azından ölüm korkusunu sürekli yaşamalıdır. Pek tabiî böyle korkunç bir caniye, mevcut kanunlarımızı uygulamak gücü de her vakit Meclisimizde bulunmalıdır. HADEP’li kardeşlerimize de önemli bir hususu hatırlatmak istiyorum: Kendileri Türk ve Kürt milyonlarca vatandaşımızın muhatabı milli bir parti olmak emelinde bulunduklarına göre, bu halkın hislerine karşı daha duyarlı olmalarını isterim. Böyle bir insanlık düşmanı üzerine başka partiler ve kanunlarla didişecekleri yerde TBMM’nin üstünlüğüne sığınsınlar. Herhalde kendileri gibi düşünmeyenlere saldıracakları yerde, kendileri milletimize saygı duyarak “Akıllarını başlarına alsınlar.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT