BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye’nin AB üyeliği ve Atatürkçülük

Türkiye’nin AB üyeliği ve Atatürkçülük

1843 yılından beri yayınlanıp, dünya medyasında büyük saygınlığa sahip bulunan İngilizler’in ünlü haftalık “Ekonomi Politika” dergisi The Economist’in Türkiye ile ilgili ve fakat derginin seviyesine yakışmayan -bazı yazılar yayınladığını biliyor ve bu durumun Türkiye aleyhtarı bazı merkez veya muhabirlerin tutumundan kaynaklandığını zannediyorum.



1843 yılından beri yayınlanıp, dünya medyasında büyük saygınlığa sahip bulunan İngilizler’in ünlü haftalık “Ekonomi Politika” dergisi The Economist’in Türkiye ile ilgili ve fakat derginin seviyesine yakışmayan -bazı yazılar yayınladığını biliyor ve bu durumun Türkiye aleyhtarı bazı merkez veya muhabirlerin tutumundan kaynaklandığını zannediyorum. Nitekim aynı derginin 18 Aralık 1999 sayısında yayınlanan “Ankara” mahreçli “Atatürk’e Veda mı?” başlıklı bir yazıda, Yeşiller’in Avrupa Parlamentosu’ndaki üyelerinden ve 1968’lerin anarşistlerinden olan Daniel Cohn-Bendit’in “Türkiye’nin AB’ye katılması Kemalizm’in Türkiye’de sona ermesini ifade edebilir” tarzındaki- ve The Economist’in kalite ve seviyesine yakışmayan saçma bir beyanına rastlanmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki hem Daniel Cohn-Bendit hem de Bendit’in bu beyanına yer veren derginin Ankara muhabiri “Atatürkçülük-Kemalizm”in ne olduğundan habersizdir. Zira Atatürkçülük hakkında ufak bir fikri olsaydı, Atatürk’ün liderliğinde memleketimizde kabul edilen inkılâp kanunlarıyla Batı’nın ortak medeniyetini paylaşmaya talip olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, özellikle bu nedenle daha sonraki yıllarda Avrupa Konseyi’ne ve NATO’ya alındığını hatırlar, bugün ise Türkiye’nin AB adaylığına kabulünün ve daha sonra gerçekleşecek olan Tam Üyeli’ğinin alt yapısını yani temel şartlarını yine Atatürkçü Düşünce Sistemi-Kemalizm’in oluşturduğunu kavrardı. Gerçekten Mustafa Kemal, toplumumuzu, çağını çağdaşça yaşamaktan alıkoyan ve milletlerarası ilişkilerde zorluklar ve karışıklıklar çıkaran engellerden kurtarırken, Türkiye’yi Batı’ya yaklaştıran kadın-erkek eşitliği, kıyafet, saat, takvim milletlerarası sayı, Türk harfleri, milletlerarası ağırlık ve uzunluk ölçüleri, hafta tatili, eğitimin birleştirilmesi ve soyadı gibi büyük değişimleri gerçekleştirmiş, insan hakları ve hukuk sistemi konusunda Türkiye’yi 20. yüzyıla taşımış bir liderdir. Milletini bağımsız yaşama ve çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırma temel hedefine yönelik Atatürk İnkılabı veya Kemalizm, ülkenin İstiklâl Savaşıyla “Kurtuluş” aşamasını gerçekleştirdikten sonra, Cumhuriyet ilânı ve diğer köklü reformlarla “Kuruluş” aşamasını aynı başarı ile yürütmüş ve bunları yaparken de, Batı’nın vatanperverlik, millî egemenlik, laiklik ve akıl ile bilime bağlılık gibi ilkelerine sadık kalmıştır. Öyle ise Kemalizm’in hangi ilkesinin veya uygulamasının Batı’nın temel değerlerine aykırı olduğunu kim ve nasıl iddia edebilir? Ayrıca, Atatürkçülük statik değil, dinamik bir düşünce sistemi olduğuna göre, diğer Avrupa ülkeleri gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin de AB kriterlerine kolaylıkla uyacağı ortadadır. Zira “Atatürkçülük” 20. yüzyılın ve 2. milenyumun en başarılı ‘sosyal’ ve ‘siyasal’ değişim projesini oluşturmaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT