BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2000’lerle beraber dev şirketlerin doğuşu

2000’lerle beraber dev şirketlerin doğuşu

Genelde her asrın başında dünya, önemli olaylara şahit olmuştur. 19’uncu yüzyılın ilk yıllarında sanayi devrimi ortaya çıkarken, 20’nci asrın başlarında Avrupa savaş teknolojisine eğilmiş ve Osmanlı’yı devirme planları hazırlanmıştır.



Genelde her asrın başında dünya, önemli olaylara şahit olmuştur. 19’uncu yüzyılın ilk yıllarında sanayi devrimi ortaya çıkarken, 20’nci asrın başlarında Avrupa savaş teknolojisine eğilmiş ve Osmanlı’yı devirme planları hazırlanmıştır. 21’inci yüzılda şirketlerin globalleşme ile beraber yeni yatırımlar yerine ulusal ve uluslararası düzeyde yatay ve dikey bütünleşmelerin yerine çeşitlendirilmiş evlilikler tercih edecekleri anlaşılmaktadır. Başka bir deyimle aynı iş kolu yerine farklı alanlarda çalışan dev kuruluşlar, dünya ekonomisini, finans sektörünü ve uluslararası ticareti etkiler hale dönüşmüştür. Bu yolun tercih edilmesinin temel sebeplerinin başında tekelleşme sorgusundan kurtulma ve vergi muafiyetlerinden yararlanma çabası gelmektedir. Sanayilemiş ülkelerin çoğunda aynı iş kolundaki üretimin ve hizmetin % 33’den fazlasını gerçekleştiren firmalar sorgulanmakta ve çeşitli yaptırımlara muhatap kalmaktadır. Yeni Bir Dev Doğuyor 11 Ocak 2000 Salı günü, dünyanın en büyük şirketi America On-Line (AOL) ile, en geniş ve en etkin medya ağına sahip Time Werner Cooperation 350 milyar dolarlık rekor bir evlilikle çeşitlendirilmiş, birleşmenin en kapsamlı örneklerinden birini vermiştir. Bu rakamın 370 milyon insanın yaşamını sürdürdüğü Bangladeş, Endonezya ve Türkiye’deki toplam Milli Gelirden daha fazla olduğunu gözönüne alırsak işin mahiyetini ve çapını daha iyi anlarız. Bilgisayar, İnternet ve Medya dünyasındaki dengeleri sarsan yeni kuruluşa reaksiyon olarak rakip firmalar benzer bir stratejiyi takip etmeye başlamışlar, birleşme fikrine yatkın olanlar biraraya gelmişlerdir. Nitekim İnternet’te dünya ikincisi Yahoo, ABC televizyonu ve Disney yayın grubu arasında müzakereler başlamıştır. Buna ilaveten Viocom şirketi ile CBS televizyonu yetkilileri de perşembe günü bir masa etrafında toplanmışlardır. Amerika’daki devlerin yanında küçük kalan Avrupa kökenli İnternet ve televizyon kuruluşları da çıkar yolu savunmaya geçmekte ve aralarındaki işbirliğini artırmakta bulmuşlardır. Bu nedenle ilk planda Word On-Line, Chello, Inited Pan Europe gibi şirketler arasında münasebetler son 3 günde hızla artmıştır. Yeni gelişmeler dünyanın her yanındaki okuyucu, izleyici kitlelerini etkileyecek niteliktedir. Nitekim yeni kapsamda yer alan CNN, 212 ülkede 1 milyar insana hitap etmekte, Netscape, ICQ kullananların sayısı yarım milyara yaklaşmaktadır. Özellikle genç ve orta yaş grubuna hitap eden bu kuruluşlar sadece ekonomik ve finansal açıdan değil dünyadaki sosyal yaşamı ve kültürel değişimi de etkilemisi nedeniyle büyük önem taşımaktadır. Kimler yararlandı? Birleşmelerden en çok hisse senedi sahipleri, üst düzey yöneticiler, kilit nitelikteki personel, aracı kurumlar ve dünyaya her yönden hakîm olma doğrultusunda yeni bir adım atan Amerikan hükümeti olmuştur. Nitekim daha ilk fırsatta Time Werner hisseleri 30 dolardan 95’e, AOL’ninkiler 13 dolardan 80 dolara fırlamıştır. Yöneticilerin aylık gelirleri ise birkaç milyon dolardan başlamaktadır. 2000 yılı sonunda 40 milyar dolarlık kâr elde edeceği ileri sürülen yeni şirketin bu doğrultuda çok cömert davranacağı tahmin edilmektedir. İşin ilginç yanlarından biri, danışmanlık yapan kuruluşların bu evlilikten fazlasıyla kârlı çıkmasıdır. AOL’nin yanında yer alan Citigroup’dan Salomon Simth Barney ile Time Werner adına müzakerelere katılan Morgon Stanley’in aldığı ücretin 500 milyon doları aştığı ileri sürülmektedir. Türkiye’de Şirket Birleşmeleri Türkiye Avrupa Birliği’ne girme yolunda attığı adımla, uluslararası rekabet piyasalarını daha iyi değerlendirmek ve şimdiden gerekli önlemleri almak zorundadır. Bırakın şirket düzeyinde karşılaştırma yapmayı, ünlü holdinglerimizin değeri bile 5 milyar doları bulmamaktadır. Geçen haftaki yazımızda 80’e yakın Bankamızın orta halli bir Batı kuruluşuna yaklaşmadığını vurgulamıştık. Yeni koşullarda başarılı olabilmek için Türkiye’de de bankaları, şirketleri birleşmeye teşvik etmeliyiz. Bu yönde Sermaye Piyasası Kurulu’na, Bankalar Yüksek Kurulu’na, Hazineye ve Merkez Bankası’na önemli görevler düşmektedir. Böylece birim maliyetlerini düşüren, daha ucuz mal ve hizmet üreten kuruluşlar oluşturarak rekabet gücümüzü artırabiliriz. Aksi halde ulusal düzeydeki firmalarımız ilk aşamada Avrupalı şirketlerin eline geçecekler, sonra da muhtemelen dünyaya hükmeden Amerikan firmalarının emrine girecekler ve onlar tarafından yönetileceklerdir. Hiçbir zaman arzu edilmeyen böylesine bir duruma düşmemek için gerekli önlemleri şimdiden almalıyız.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT