BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cemal Kutay’a yakışmıyor

Cemal Kutay’a yakışmıyor

Tarihçi Cemal Kutay’ı bir TV programında saatlerce dinledim.



Tarihçi Cemal Kutay’ı bir TV programında saatlerce dinledim. Başım uğultularla zonkladı. Derin bir hüzün duydum. Bir süre ne yapacağımı bilemedim. Çünkü, güvendiğim dağlara kar yağdı. Şaşkınlığımın ve üzüntümün ölçüsünü belirtmek için yazıyorum: O TV programından sonra kalkıp kütüphanemdeki Cemal Kutay kitaplarını birbir saymaya başladım. Gördüm ki, tarih alanında, en çok O’nun kitaplarını almışım. Üzerinde Cemal Kutay imzası bulunan kitaplarımın sayısı elliüç olmuş. İkinci sırada, yirmibeş kitapla Yılmaz Öztuna oturuyor. Cemal Kutay, kırk yıldan beri okuduğum bir kalem. O’nu benim kültürümün bir adamı olarak bilmiş ve sevmiştim. Halbuki yeni Cemal Kutay, artık başka bir ağızla konuşuyor. Diyor ki: 1-”Köy Enstitüleri’nin ve Halk Evleri’nin kapatılması çok yanlıştı. Onlar kapatılmasaydı, Türkiye bugün daha ileri bir noktada bulunurdu, Avrupa Birliği’ne girmiş olurduk.” 2-”Ezan Türkçe okunmalıdır! İbadet Türkçe yapılmalıdır!” 3-”Said-i Nursi, kitaplarında bize şamanizmi anlatmıştır.” Bu iddiaların hepsi yanlıştır. Milyon kere, milyar kere yanlıştır. Köy Enstitüleri 1940 yılında CHP iktidarı zamanında kuruldu. O yıllarda köy çocuklarımızın % 20’si bile okuyamıyordu. Türkiye’deki ilkokul sayısı 2.300 civarındaydı. 3.000 öğretmenimiz vardı. Bunlar doğru. Ama Köy Enstitüleri’ni kuranların maksadı, -daha ilk adımdan itibaren- Komünist öğretmenler yetiştirmekti. Komünizmi köyden şehire doğru yaymaktı. Komünizm, Köy Enstitüleri’ne Cemal Kutay’ın söylediği gibi sonradan bulaşmadı. Mesela o 1940 komünistleri, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün binasını bile orak şeklinde yaptırdılar. Ankara’nın yanıbaşına, kocaman bir orak koydular. Bu orağın sap kısmını kiremitle örttüler, demir kısmını ise sacla kapladılar. Yukardan bakınca, orak-çekiç armasının orağı dikkat çekiyordu. Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün plânını ve havadan çekilmiş fotoğraflarını, 1950 yılında, DP iktidarının Millî Eğitim Bakanı merhum Tevfik İleri, Meclis kürsüsünden bütün milletvekillerine göstermedi mi? Köy Enstitüleri’nde Marksist ve Leninist bir kafayla konferanslar verildiğini, köy çocuklarına kızıl aşı yapılmak istendiğini müfettiş raporlarına dayanarak birbir anlatmadı mı? CHP milletvekilleri susup-pusup kalmadılar mı? “Köy Enstitüleri kapanmasaymış Türkiye çok daha ileri bir noktada olurmuş!” Yanlış! Milyar kere yanlış. Köy Enstitüleri’nin kapanması da ne demek? Kapısına kilit vurulan, kapatılan bir tek Köy Enstitümüz yoktur. Köy Enstitüleri’nde eğitim sistemi değiştirilmiş, gerici komünist öğretmenlerden ayıklanmış ve sonra onlar, Köy İlköğretmen Okulları olarak yine köylümüzün ve milletimizin hizmetinde olmuşlardır. Cemal Kutay beyefendi Köy Enstitüleri’nin iptidaî bir zihniyetle kurulduğunu, fırsat ve imkân eşitliğini katlettiğini de söylemiyor. Çünkü o 1940’lı yılların kafasına ve kanunlarına göre, Köy Enstitüleri’nden mezun olan bir öğretmen, yirmi lira maaşla yirmi yıl köy öğretmenliği yapmak mecburiyetindeydi. Şehirlere gelmek isteyenler veya başka bir alanda eğitim görmek isteyenler yirmi yıl bekleyeceklerdi! Niçin? Şimdi hangi medenî kafa böyle bir kaide koyabilir? Köyde doğmak, Köy Enstitüsü’nde okumak, bir köy çocuğunu neden zincirlesindi? Onun daha çok okumasına, doktor, mühendis, hâkim, prof... olmasına neden fırsat vermesindi? Mesela Süleyman Demirel gibi köy çocukları Köy Enstitüleri’nde okuduktan sonra neden köye yirmi yıl çivilenip kalsındı? Kırk yaşına giren, evlenen, çoluk-çocuğa karışan bir köy öğretmeninin büyük şehirlere gelmesi, kendisine başka bir meslek, başka bir fakülte seçmesi kolay olabilir miydi? DP iktidarı, hem köy öğretmenlerinin maaşını yirmi liradan yüz liraya çıkardığı, hem de köy çocuklarının, önündeki engelleri kaldırdığı için yerden yere vurulmuştur. DP iktidarına karşı düşmanlığın esas sebeplerinden biri Enstitülerde, Komünist faaliyetlerin durdurulmasındandır. Komünist sistemle kalkınan hangi ülke var? İşte yetmiş yıllık Sovyet Rusya’nın yüksek tahsil yapmış bazı kızları-kadınları, kendilerini satarak sürünüyorlar. Cemal Kutay beyefendi elbette Komünist değil, komünist sisteme taraftar değil. Ama böyle konuşmalarıyla Türkiyeli Komünistleri azgınlaştıracağı unutulmamalı. Üstad, “Halk Evlerinin kapatılması çok yanlış oldu” diyor. Neden acaba? Cemal Kutay beyefendi hem CHP’li olmadığını, İsmet İnönü’ye rey vermediğini söylüyor; hem de CHP’nin hizmetinde çalışan Halk Evlerine ağıt yakıyor! CHP 1912 yılında kurulan Türk Ocakları’nı 1931 yılında kapatıp, bütün binalarına mal varlığına el koymadı mı? Onları Halk Evleri’ne çevirmedi mi? Bu bir gasp değil midir? Halk Evleri’nde CHP fideliği yanında ne yapılıyordu? Şiir günleri düzenleniyordu. Tiyatro günleri hazırlanıyordu. Spor faaliyetleri oluyordu; bir de Halk Evleri Dergisi çıkarılıyordu. Peki Halk Evleri kapatılınca bu faaliyetlerden hangisi durdu? Aksine kültürümüzün her dalında, Halk Evleri faaliyetlerinin en az kırk mislisi birden başladı. Türkiye’de daha çok şiir günleri, daha çok spor faaliyetleri, daha çok tiyatro sahneleri daha çok biçki-dikiş kursları oldu. Daha çok dergi çıktı. Cemal Kutay beyefendi bize rakamlarla, olaylarla konuşmalıdır; CHP ağzıyla değil. 1950 yılından önce Halk Evleri ne yapıyorlardı? Sonra ne yapamadılar veya neler yapılmadı, yapılamadı? 1950 yılından sonra kurulan kültür dernekleri, Halk Evlerini kırk defa gerilerde bıraktı. Cemal Kutay beyefendi hiç namaz kılmadığını söylüyor. Sonra da ezanın Türkçe okunmasını, ibadetin Türkçe yapılmasını istiyor! Neden? Namaz kılmak Camiye gitmek için mi? Türkiye’nin kalkınması, ezanın Türkçe okunmasına mı bağlı? İslâmı gerilik sebebi sayanlar çok yanlış düşünüyorlar laik bir ülkede, dine dayatma olamaz! Cemal Kutay beyefendi, “Said-i Nursi’nin, Nur Risalelerinde şamanizmi anlattığını” söylüyor. Yanlış. Milyar kere yanlış! Hepimizin yaşayışında şamanizmden bâzı izler olduğu doğrudur. Ama Said-i Nursi’yi şamanizme bağlamak bir câmi kubbesinin köprü olduğunu iddia etmeye benziyor. Bu iddialar ve davranışlar Cemal Kutay beyefendiye hiç yakışmıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT