BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öküzün altında buzağı aramak

Öküzün altında buzağı aramak

Almanya’daki Deniz Feneri Derneği yöneticileri yolsuzluk yapmış. Muhtaçlara yardım edeceğiz diye topladıkları milyonlarca Avroluk paraların büyükçe bir kısmını hortumlamışlar! Bu paranın 8 milyon avroluk bölümü de Türkiye’deki Deniz Feneri Derneğine gönderilmiş. Bu hususlar Alman mahkemeleri tarafından karar altına alınmış ve oradaki dernek yöneticileri hakkında çeşitli cezalar verilmiş.



Almanya’daki Deniz Feneri Derneği yöneticileri yolsuzluk yapmış. Muhtaçlara yardım edeceğiz diye topladıkları milyonlarca Avroluk paraların büyükçe bir kısmını hortumlamışlar! Bu paranın 8 milyon avroluk bölümü de Türkiye’deki Deniz Feneri Derneğine gönderilmiş. Bu hususlar Alman mahkemeleri tarafından karar altına alınmış ve oradaki dernek yöneticileri hakkında çeşitli cezalar verilmiş. CHP muhalefetine bakın ki, daha denizi görmeden gök kubbeyi Başbakan Tayyip Erdoğan’ın başına yıkmağa kalkıştı. Neymiş efendim; Almanya’daki dernek yöneticileri suçlu olduğuna göre, Türkiye’deki dernek yöneticileri de elbette suçludur! Her ne kadar iki dernek arasında sadece isim benzerliği olsa da; Başbakan Tayyip Erdoğan her iki dernek yöneticilerini de tanıyor, bunların bir kısmı ile fotoğraf da çektirmiştir. O halde; Almanya’daki derneğin göndermiş olduğu para, Türkiye’deki AK Parti’nin siyasi faaliyetlerinde kullanılmıştır! Dolayısıyla, bu paralar için kuryelik yapan(!) RTÜK Başkanı Z. A. İsimli şahıs derhal görevinden istifa etmelidir! Başbakan da, derhal dokunulmazlığını kaldırıp yargının önüne çıkmalıdır! İşte CHP budur. Yani, işine gelen bir olay karşısında hem savcı, hem şahit ve hem de hakim konumunda olur. Daha açık ifadesiyle yargısız infaza bayılır! Çünkü CHP’nin tarihinde (tek partili iktidar dönemlerinde) kurulan olağanüstü mahkemelerin (!) almış olduğu kararlar: ‘sanıkların idamına , şahitlerin daha sonra dinlenmelerine!..’ şeklinde verilirdi. CHP’liler buna alışık olduğundan ve o günlerin hasretiyle yanıp tutuştuklarından olacak; 2008 Türkiye’sinde de aynı hevesi dillendirmektedirler. Gelelim bu olay etrafındaki düşüncelerimize: Dünya ülkelerinin bütün hukuk sistemlerinde, bizim Mecelle’de de yer aldığı şekliyle; ‘beraet-i zimmet asıldır.’ Yani kişi ya da kişiler, bağımsız mahkemelerce muhakeme edilip (yargılanıp) suçlu bulununcaya kadar masumdur ve asla suçlu ilan edilemezler. Bunun için de biraz sabırlı olunup mahkemenin kararını beklemek gerekir. Kötü ve art niyetli insanlar her yerde bulunabilir. Böyleleri, maalesef hayır kurumlarında da bulunur ve hatta yönetimlerinde de görev alabilirler. Mahkemeler ne güne duruyor? Araştırılır, incelenir, soruşturulur; en ufak bir şüphe görüldüğünde, bağımsız yargıya havale edilir. Almanya mahkemesinin kararları bu şüpheleri yeterinden fazlaca artırmaktadır. Zaten Ankara savcılığına başvurulduğundan, olay mahkemeye intikal etmiştir. Artık susmak ve mahkemenin sonucunu beklemek gerekir. Siyasi kişiler, hele de siyasi parti liderleri önüne gelenle fotoğraf çektirmek zorundadırlar. Bu fotoğraflar, hiçbir şekilde ilgiliyi, şu veya bu şekilde bağlamaz. Evli bir çiftten koca olan kişi, sonradan bir yolsuzluğa bulaşmış ise; bu kişiye senin falanla, üstelik gelinlikle çekilmiş fotoğrafınız vardır diyerek, hanımını suçlamanın manası olabilir mi? CHP’ye göre olabilir; zira onun genlerinde öküzün altında buzağı aramak vardır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT