BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > tebeşir tozu

tebeşir tozu

“-Unutmayın, birileri bir yerlerde ürününüzü eski kılacak bir ürün geliştiriyor...”



tebeşir tozu “-Unutmayın, birileri bir yerlerde ürününüzü eski kılacak bir ürün geliştiriyor...” (...Georges Doriot) *iğnelik... HOŞ SADA Esti nevbahâr desem, Tedâisi güzeldir... Dildârı eden sersem, Nedim’den bir gazeldir! Yazmana bak ey şâir, Mısra’ın âhenkli mi? Devir hece devridir, Kayıp aruz iklimi! Belli ki dünya yalan, Rindânı etti veda’... Abdülbâki’den kalan, Kubbede bir hoş sadâ! (...Sefa Koyuncu) Bir film diyaloğu! “-Sakladığımız şeyler kim olduğumuzu en fazla anlatan şeylerdir aslında...” (...La Bestia nel Cuore filminden) kritik “-Kimseye cici çocuk görünmek için söylemiyorum ama doğuştan F.Bahçeliyim... Ayrıca Cimbom’a gol atmak istiyorum...” (...Emre Belözoğlu) Temel’in yeri Temel dükkandan içeri girmiş, “-Çocuk arabasının son taksidini ödeyeceğim...” -Teşekkürler... Çocuk nasıl?... “-Çok iyi... Yarın evlendireceğim keratayı...” SÖZ’ün gelimi... > Şöhret... Şöhret: Parmakla gösterilmektir. Şöhret: Yakıcıdır. Şöhret: Hırstır. Şöhret: Sarhoş edicidir. Şöhret: Kıskançlıktır. Şöhret: Ne oldum delisidir. Şöhret: İki yüzlüdür. Şöhret: Kör ve sağır edicidir. Şöhret: Bazen pul, bazen paradır. Şöhret: Onulmayan yaradır. Şöhret: Kapristir. Şöhret: Ele avuca sığmamaktır. Şöhret: Elin eşeğine binmektir. Şöhret: Yalnızlıktır. Şöhret: Bendir. Kibirdir. Şöhret: Boştur. Şöhret: Afettir. (...Mustafa Koç - Okur/Yazar) bizimkiler (...İzmir Ofis’ten Sadettin Çal bildiriyor) Mehmet Ali Öztürk müşteri portföyü oluşturmak için alfabeyi bir kağıda sırasıyla yazmış... “Neden yazdın” dedim, açıkladı; “-Hangi harfin önde geldiğini nereden bileceğim?...” S.Ö.Z. der ki; “-Aşkı düşmanları besler, sevginizi kendiniz büyütürsünüz...” (...Üç kelimeyle; müthiş, müthiş, müthiş S.Ö.Z.leri) tuzaktan kumanda (...MTV - BeniMTV’m) SUNUCU: Siz komedyenlikte kaçıncı sırada gelirsiniz?... BEYAZIT ÖZTÜRK: İnsanlar bize star diyorlar, biz de durumu çaktırmamaya çalışıyoruz, işin şifresi bu... Aslında kimse bir halt değil... *** (...CNN TÜRK - Full Ekran) CENGİZ SEMERCİOĞLU: Köşe yazarlarının sataşmalarına ne diyorsunuz?... HINCAL ULUÇ: O sataşmaların bittiği gün, ben de bitmişim demektir. Bana kimse yazı yazma gereği duymuyor, beni kimse adam yerine koymuyor demektir. İşte o zaman emekli olurum... *** (...SHOW TV - Sağlıklı Günler) ENDER SARAÇ: Bu aynı zamanda erkeklerin cinsel gücünü de arttıran bir tarif... ŞARKICI EMEL: Biz yemeyelim mi yani doktor?... itiraf reyonu (...isim: ali taşdelen ...şehir: istanbul ...yaş: bilinmiyor Kardeşim evde sakal tıraşı olduktan sonra şarjlı makinayla favorilerini de düzeltmek istemiş... Bir tarafı alırken biraz fazla kaçırmış, hadi öbür tarafı da ona dengeleyeyim derken iş büyümüş... Olay tamamen saç tıraşına dönmüş, yanları epey toparladıktan sonra sıra tepeye gelmiş, bir iki aldıktan sonra, şarj bu ya, bitivermiş... Hemen dışarı çıkıp berbere gitmiş... İftara az kaldığından koca Yedikule’de açık dükkan da bulamamış... Yemekten sonra karşılaştık; kafası aynı yarısı biçilmiş buğday tarlası gibiydi... Şimdi mi?... Berber anca toparlayabilmiş, bu soğukta sıfır numara saçla dolaşıyor... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) Hoca Nasreddin bir gün! Ayın kırkbeşi Hocanın, Ramazanda, İçine bir kurt düşer. “Günleri şaşırırsam”, Diye endişe eder. ... Ve hemen “İyisi mi?” Der kendi kendisine. “Her gün bir taş atarım, Bir çömleğin içine. ... Daha sonra attığım, Bu taşları sayarım. Otuz ise, Bayramın, Geldiğini anlarım.” ... Ve bu düşündüğünü, Başlar tatbik etmeye. Hergün, bir çakıl taşı, Alıp atar çömleğe. ... Ve lakin görür bir gün, Oğlu bu yaptığını. Yani her gün bir taşı, Çömleğe attığını. ... O da her gün bir iki, Çakıl taşı alarak, O çömleğin içine, Atar oyun olarak. ... Lakin Hoca merhumun, Haberi olmaz bundan. Taşlar çömlek içinde, Çoğalır hiç durmadan. ... Biri gelir nihayet, Sonunda Ramazanın, Der ki: (Hocam, acaba, Kaçıdır bu gün ayın?) ... (Az bekle) deyip hemen, Koşup sayar taşları. Tam yüzyirmi çıkınca, Hep çatılır kaşları. ... Bu işte, bir muziplik, Olduğunu farkeder. Dönüp o müslümana, (Ayın tam kırkbeşi) der. ... Adam hayret ederek, Sorar ki bilgiç bilgiç: (Bu nasıl hesap hocam, Ay kırkbeş çeker mi hiç?) ... Der ki: (Sen şükret buna. Bu, insaflı bir rakam, Zira çömleğe göre, Ayın yüzyirmi’si tam.) (...Serdar Uyan)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT