BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pembe şehir JAIPUR

Pembe şehir JAIPUR

Yapımında kullanılan pembe kumlu taşlar sebebiyle adı Pinky City’ye çıkan Jaipur turistleri şaşkına çeviriyor



Renkler ve sesler arasında HİNDİSTAN -3- Yazı ve fotoğraflar İrfan Özfatura Amber Kalesi Jaipur inşa edilmeden önce Mihraceler Amber kalesinde oturuyormuş. Burası şehrin 10 km kadar dışında yarı kale, yarı saray. Taaa Ekber Şahlı yıllardan kalma (1592). Sarp kayaların üzerinde adeta kartal yuvasını andırıyor. Sarayda yüzlerce teras var ve hepsi de göle bakıyor. Amber Palace’ın yolları dik mi dik, Turistler yokuşu fil sırtında çıkıyor. Sevimli hayvanla laubali olabiliyorsunuz, kulak çekmek hortumuna dokunmak serbest, tabii birlikte poz vermek de... Eh ortalıkta bu kadar turist olunca hediyelik eşya sektörü de patlıyor. Rajasthanlılar zaten el maharetleri ile tanınıyor. Üzeri küçük küçük aynalarla süslü kumaşlardan, şirin elbiseler yapıyorlar. Jaipur, çıkartıp işlediği değerli ve yarı değerli taşları ile tanınan bir merkez. Kesme ve cilalama husunda dünya çapında bir ünün sahibi, düşünebiliyor musunuz kıtalar ötesine mal yolluyorlar. Delhi, Agra bir de Jaipur... Bunları görmeyen Hindistan’ı gezdim demesin. Jaipur o üçgenin önemli ayaklarından biri, ortalık turist kaynıyor. Efendim bu kenti 1699 - 1744 yılları arasında Maharaja (Mihrace) II. Jai Singh kuruyor. Mihracenin ataları Türklerden çok çekiniyor, sarp kalelere çekiliyorlar. Ancak o, Türklerle barış içinde yaşanabileceğine inanıyor ve bunu ispatlamak için bir ova şehri kuruyor. Jaipur Shilpa - Shastra (eski Hint yazıtlarında görülen köşeli bir şekil) biçiminde planlanıyor, şehre 7 ayrı kapıdan girilebiliyor. Mimariye Türk - Hint tarzı hakim. Kubbe bolluğu göze çarpıyor. Sokaklarda at ve deve arabaları. Trafik, İstanbul’dan bin beter, sabrınızı sınıyor. En iyisi yürümek, at çantayı omzuna, al eline bir kamera, objektifi ne yana çevirsen manzara... Maymunlar şehrin yerlisi, ağaçlar, çatılar onlardan soruluyor. Açık bir pencere görmesinler, dalıyor ve talan ediyorlar. Ortalıkta papağandan sincaba kırk çeşit hayvan var, akrabotlar, yılan oynatıcılar... Gök yüzünde sayısız yırtıcı kuş (belki doğan belki atmaca) daireler çizip duruyor, ansızın bir yerlere dalıyorlar. Sanırım farelerden sincaplardan sebepleniyorlar. Sokak çeşmelerinin lüleleri yüksekçe, bakıyorsunuz biri soyunup altına giriveriyor. Yanıbaşlarında akan kalabalığa aldırmadan yıkanıyorlar, bilhassa çocuklar. JANTAR MANTAR Efendim zikrolunan mihrace Müslümanlarla tanışınca gök ilmine merak salıyor. Jantar - Mantar gibi muhteşem bir rasathane yaptırıyor. Güneş saati 30 metre yüksekliğinde ve kolunuzdaki saatleri üç beş saniyelik bir farkla izliyebiliyor. Saat daima emrinizde, sabahtan akşama... Yeter ki güneş olsun havada... Jantar Mantar’a dışarıdan bakan abuk heykeller sergileyen bir sanat galerisi sanıyor ama bunlar çok hususi yapılar. Bu sayede yıldızların yörüngelerini izleyebiliyor, güneş ve ay tutulmalarını hesaplıyorlar. HAVA MAHAL Hava Mahal adı üzerine havadar bir mekan. Tek oda kalınlığında bir bina düşünün lakin bilinen bir hava koridoru üzerine kurulmuş olsun. Öyle ki küfül küfül essin hatta camları sallana. Şehrin en karizma caddesi önünde uzansın. Al kuruyemişini pencere önüne otur tamam. Hava var, manzara var önünden geçen bin çeşit insan, hayvanlar, arabalar... İşte Mihrace bunu saray kadınları için düşünmüş, ki eyleşsin sıkılmasınlar. Hele beşinci kat kaptan köşkü, bütün Jaipur ayak altında. Şehrin ortasında muhteşem bir bahçe görüyorsunuz, içinde Saray. Şu anda müze. Halılar, şamdanlar, avizeler, elbiseler, minyatürler, silahlar artık geçmişe dair ne ararsan. O devrin rasathanesi “Jantar Mantar” Odalarında rüzgarın ıslık çaldığı “Hava Mahal” Yorucu yokuşuna fillerle çıkılan “Amber Kalesi” > YARIN: DOSTLAR ARASINDA...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT