BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hadîs âlimlerinden Bişr bin Mansûr

Hadîs âlimlerinden Bişr bin Mansûr

Bişr bin Mansûr hazretleri, zamânının en meşhur hadîs âlimlerindendir. Hilm sahibi bir zat olan bu mübarek zat, beş vakit namazını hep câmide kılardı...



Bişr bin Mansûr es-Süleymî, büyük velîlerdendir. Künyesi “Ebû Muhammed”dir. Doğum yeri ve târihi bilinmemektedir. 796 (H.180) senesinde Basra’da vefât etti. AHMED BİN HANBEL ÖVDÜ Bişr bin Mansûr, ilim ve edeb üzere yetişti. Zamânının en meşhur hadîs âlimlerinden oldu. Eyyüb Sahtiyânî, Âsım bin Ahvel Saîd el-Cüreyc ve başka birçok âlimle görüşüp onlardan hadîs rivâyet etti. Kendisinden de oğlu İsmâil, Bişr-i Hâfî, Ali el-Medenî, Abdullah Kavârirî, Abdurrahmân bin Mehdî gibi âlimler hadîs rivâyetinde bulundular. Ahmed bin Hanbel hazretleri, Bişr bin Mansûr’un hadîs-i şerîf ilminde sika, güvenilir ve îtimâda şâyan bir zât olduğunu bildirdi. Bişr bin Mansûr, bu ilmî üstünlüğü yanında, zühd sâhibi, dünyâya düşkün olmayan bir kimse idi. Şüpheli olur korkusuyla mubahların kullanılmasına izin verilen şeylerin, çoğundan sakınırdı. İbn-i Mehdî; “Onun gibi şüphelilerden sakınan ve yumuşak huylu birini görmedim” derdi. Ali el-Medenî de; “Bişr bin Mansûr her gün Kur’ân-ı kerîmin üçte birini okurdu. Beş yüz rekat namaz kılardı. Ondan daha çok Allahü teâlâdan korkan bir başkasını görmedim” demiştir... Birisi gelip ona; “Bana nasîhat ediniz” dedi. Bunun üzerine ona; “Azrâil aleyhisselâm ve yardımcıları seni bekliyorlar” buyurdu. SEVDİKLERİ BORÇLARINI ÖDEDİ Bişr bin Mansûr çok ibâdet eder beş vakit namazı câmide kılardı. Kardeşi Câfer onun için; “Bişr, aslâ hiçbir farz namazın iftitah (başlama) tekbirini kaçırmadı. Dâimâ imâmla birlikte tekbir alır. İftitah tekbirinin fazîletine kavuşmak isterdi. Vefât ettiğinde techiz ve tekfinini benim yapmamı vasiyet etti” dedi. Bişr bin Mansûr, kendisini âhiretten alıkoyacak işlerden uzak dururdu. Bu sebeple; “Ne zaman dünyâ işlerinden bir şey aklıma gelse, bu beni âhireti hatırlamaktan alıkor” buyururdu. Bişr bin Mansûr’a, ömrünün son günlerinde “Borçların için vasiyette bulunmayacak mısın?” denilince; “Ben, Rabbimin günahlarımı af ve mağfiret edeceğini ümid ediyorum. Haliyle borçlarımın da ödeneceğini nasıl ümid etmem” dedi. Çok geçmeden vefât etti. Sevdikleri de borçlarını seve seve ödediler.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT