BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > DOSTLAR ARASINDA...

DOSTLAR ARASINDA...

“Hindistan müşfik bir annedir. Onun iki çocuğu var. Biri Türkler diğeri ise Hintliler” Mahatma Ghandi



Hindistan asırlarca bu avludan yönetilmiş. Lal Qila şüphesiz çok zengindir, ta ki İngilizler musallat oluncaya kadar. Cuma günleri camiler boşalmak bilmiyor, mukabele bitiyor namaz başlıyor, namaz bitiyor vaaz başlıyor. Lal kırmızı, Qila kale demek... Lal Qila: Kırmızı Kale! Dikkat ederseniz “al” değil “lal!” Kızılca bir renk bu, sarımsı pembemsi hatta biraz dumanlıca. Efendim Kırmızı Kale 1648 yılında Türk Hint imparatoru Şah Cihan tarafından yaptırılıyor. İlk bakışta zarif bir eserle karşılaştığınız belli, zaten dışı kale, içi saray. Kırmızı kalenin meraklısı çok, önünde uzun uzun kuyruklar... İnsanlar sabırla sıra bekliyorlar. Lahor Kapısından girip kemerler altında ilerliyoruz. Sağlı sollu dükkanlar... Buraya “Mine pazarı” diyorlar. Kapının birinde ‘Naubat Khana’ yazıyor, soruyorum “o ne?” Açıklıyorlar “Nöbet hane!” Neyse koridor bitiyor ve karşınıza bambaşka bir alem çıkıyor. Burası sesten kargaşadan asude bir bahçe... Ve bir beyit... Farsça... “Eğer yeryüzünde cennet varsa O burasıdır, o burasıdır, o bura! YAĞMAYA RAĞMEN Kalenin arka tarafında Yamuna Nehri akıyor, bu kısımda duvarlar 32 metreyi aşıyor. Nöbet Hane’den kaptık ya artık tabelaları okuyabiliyorum, Divan-ı Aam, avamın maruzat arz ettiği mekan olmalı, Divan-ı Has da sultanın eşrafla buluştuğu mahal. Sanırım elçiler de huzura burada alınıyorlar. İşte ünlü ‘Tavuskuşu Süslü Taht’ oralarda bir yerlerde duruyormuş zamanında. Bahsi geçen taht yekpare altından imal edilmiş, dahası değerli taşlarla bezenmiş. Tek parça zümrütten bir papağan varmış ki paha biçilemezmiş. Bu eser halen Tahran’da sergileniyor. Niye? Çünkü Nadir Şah meşhur Hind seferi ile Delhi’yi ele geçirmiş ve mezkur tahtın İran sarayına daha fazla yakışacağını zannetmiş. Yağma filan değil sadece estetik kaygılarla... Duy da inanma... Haydi Nadir Şah taşınabilen malları götürmüş, peki ya Britanyalılar? Onlar taşınamayanlara da saldırıyor, tavan ahşaplarındaki inci mercanları bile ayıklıyorlar. Bırakın yakutu, zümrütü, mutfaktaki bakır kapları dahi araklıyorlar. Lal Qila bunca tahribata rağmen sapasağlam ayakta. Hamam, çeşmeler ve Moti (İnci) Mescidi gülümsüyor adeta. Gelgelelim Rang (Renk) Mahal’in rengi mengi kalmamış, İngilizler mermerlere kakılan yarı değerli taşları kazımışlar zira. Renk Mahal içiçe üç salondan meydana geliyor, sultan bu, tek odada ömür geçirecek değil ya... Birinde oturuyor, birinde ibadet ediyor, öbüründe uyuyor. Mümtaz Mahal ise adıyla müsemma, bu salonda en mümtaz eserler sergileniyor. CUMA MÜBAREK 350 yıllık Jama Masjid’in (Cuma Camisi) avlusu geniş mi geniş. Söylediklerine göre 50 bin kişi saf tutabiliyor. Cumalar bayram, belli ki mescid dipten köşeden temizlenmiş, ortalık gül kokuyor. Hintli Müslümanlar o gün yıkanıp paklanıyor, güzel kokular sürünüyor ve kar gibi beyaz libaslarla camiye koşuyorlar. Çocuklarına Cuma şuuru kazandırabilme gayretinde oldukları aşikar. Minik adamların yüzünde nasıl sevinç, nasıl heyecan. Abdest üstüne abdest nur üstüne nur denir ya avluya giren kulleyeteyn havuzuna koşuyor. Hint camileri genelde enlerine geniş, ilk safta daha fazla mümin durabilsin diye böyle bir mimari tutturmuşlar. Namaz bitince kalabalık dağılmıyor kimi rahle çekip Kur’an-ı kerim okuyor, kimi vaiz efendinin etrafında halkalanıyor. Mescidin etrafında dini kitap satan tezgahlar var, burası Müslüman mahallesi, esnaf temizliği ile hemen fark ediliyor. 650 YILLIK BAŞKENT Dış politika elbette uzmanlık gerektiren bir mevzu ama anladığım kadarıyla Pakistan’ın ayrı baş çekmesi hiç şık olmamış. Eğer Pakistan ve Bengaldeş’teki 300 milyon Müslüman Hindistan’dan kopmamış olsalardı şu anda daha müreffeh ve daha itibarlıydılar. Keşmir gibi bir meseleleri yoktu ve belki de süper güç olma yolunda ilerleyen Hindistan’ı yönetiyor olacaktılar. Yeri gelmişken söyleyelim Hindistan’ı zaten bin yıl Türkler idare etti. Delhi’nin (Sultan Aybeg’ten, İkinci Bahadır Şaha kadar 1206 - 1857) tam 650 yıl başkentlik yaptığına bakarsanız bu bir rekor. Efsane başkentlerimizden ne Rey, ne İznik, ne Edirne, ne de Bursa yaklaşamadı o rakama... Ancak fitneci İngilizler, bin yıl birlikte yaşayan insanların arasına kara kedi sokar ve ortalığı kana boyarlar. Ne büyük günah ama... HOLLYWOOD’A KARŞI BOLLYWOOD Hintliler güzel bir ırk fotoğrafa da iyi geliyorlar. Belki de bu yüzden olacak Hindistan sineması Hollywood’a açıkça meydan okuyor. Hele çocuklar masum tavırları ve duru güzellikleri ile göz kamaştırıyor, Maşallah dedirtiyorlar insana. Alayı artist, işte objektifimizin kendisine yöneldiğini hisseten bir jön. Duruş eda, nasıl ama? Delhi’den Delhi beğen... * Biliyor musunuz tam 8 tane Delhi var. Bunların en eskisi Purana Quila (Eski Kale) civarında kurulan İndraprastha. * İkinci şehir 12. yüzyılda Sultan Ala-ud Din zamanında şekillenmiş, Hauz Khas (Has havuz) civarında yer alıyor. * Üçüncü şehir Tughlakabad, şimdi metruk, harabeyi andırıyor. * Dördüncü Delhi, Cihanpenah, 14 yy’da Tuglak hanedanı tarafından kuruluyor. * Beşinci Delhi, Firuzabad diye adlandırılıyor Timur Han’ın burada namaz kıldığı biliniyor. * Altıncı Delhi, Hümayun Şahı yenen Afganlılar tarafından imar ediliyor. * Yedinci Delhi’nin mimarı Şah Cihan. Bu yüzden Şahcihanabad adıyla anılıyor. Ya da “Old City” Mazisi 17. yüzyıla uzanıyor. İşte kırmızı kale ve Cuma Mescid burada bulunuyor. * Sekizinci Delhi (Yeni Delhi) ise “Made in England” Kiliseler, kolejler daha ziyade bu kesimde bulunuyor, son yüz yıl içinde öne çıkıyor. MESCİD-İ CUMA Mescid-i Cuma Delhi’nin en büyük camisi. Tam 350 yıldır müminleri ağırlıyor. Cuma günleri erken saatlerde yıkanıp paklanıyor, ortalık gül kokuyor. Hindli imamlar Hutbe’yi Arapça okuyor, dört halifenin ve Ehl-i beyt’in adlarını okumaya özen gösteriyorlar. AĞAÇ YAŞ İKEN... Cumanın bayram olduğunu biz de biliyoruz ama Delhi’de ayan beyan hissediliyor. O gün çocuklara en yeni elbiseleri giydiriliyor, esanslar sürülüyor, oyuncak ve şekerlemelerle gönülleri alınıyor. Avluda koşturmak, çığlık atmak, kıkırdamak serbest. Yeter ki camiye alışsınlar ufak tefek haşarılıkları hoş görüyor, adeta başlarında taşıyorlar. > YARIN: OĞLAN BİZİM KIZ BİZİM
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105490
    % 0.55
  • 3.4689
    % -0.69
  • 4.1645
    % -0.42
  • 4.6972
    % -0.33
  • 146.591
    % -0.3
 
 
 
 
 
KAPAT