BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Silikoz hastalığı tekstilcilerin de kâbusu oldu

Silikoz hastalığı tekstilcilerin de kâbusu oldu

Madencilerin en kötü meslek hastalığı olan silikoz, serbest silis zerreciklerinin (Kristal kuvars) nefes yoluyla alınması sonucu meydana çıkan sanayi parçacıklarının yol açtığı ağır bir hastalıktır.



Madencilerin en kötü meslek hastalığı olan silikoz, serbest silis zerreciklerinin (Kristal kuvars) nefes yoluyla alınması sonucu meydana çıkan sanayi parçacıklarının yol açtığı ağır bir hastalıktır. Madencilik, taş kesme, taşocağı çalışmaları (özellikle granit), yol ve bina inşaatı, dinamitle kayaları patlatma ve çiftçilik, serbest silise maruz bırakan mesleklerdir. Bu hastalık şimdi de tekstil sektöründe çok ciddi problemlere yol açmaya başladı. Özellikle İstanbul’da, bulunan kot kumlama atölyelerinde kotlar, yüzeylerine kum savrularak aşındırılıyor ve eski bir görüntü kazanıyor. Genellikle 30-40 kişinin çalıştığı bu küçük atölyeler sadece İstanbul’da değil. Sinop, Bingöl, Siirt, Erzurum, Zonguldak, Çorum gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde de kot kumlama yapan atölyeler var. Atölyelerde kot kumlama işlemi, 6 metrekarelik odalarda, içi kum dolu bir kazandan kompresör yardımıyla savrulan kumların kotların yüzeyine tutulmasıyla gerçekleşiyor. Bu sırada savrulan yoğun tozun solunması, akciğerleri katılaştırarak işlevsiz hale getiriyor ve silikoz hastalığına sebep oluyor. Tekstilde, basından takip ettiğim kadarıyla madencilikten bile daha ciddi silikoz riski var... Hep madencilik gündeme getirilir, ama diğer sektörlerde daha ciddi tehlikeler olduğunu göstermek için bu yazıyı yazmak istedim. >Abdullah Aközel (Maden Yüksek Mühendisi) >> Değişim talebine karşı nedir bu vurdumduymazlık? Cep telefonumu (d900i gri renkli) 07.08.2008 tarihinde Ankara’da yetkili bir teknik servise verdim. Azami tamir süresini doldurdu. 13.09.2008 tarihinde Teknik servis, değişim için ilgili firmaya talepte bulundu. 13 gündür telefonum ilgili firmada sebebini bilmediğim ve anlamadığım bir şekilde bekletilmektedir. İşin trajikomik tarafı ise, 2123400999 numaralı hattı arayıp, müşteri temsilcileri ile görüştüğüm zaman bana söylenen, “talebinizin öne alınması için talimat bırakıyoruz” şeklindeki ifadelerdir. Öne alınması böyleyse, normalinden kaçmak lazım. Çağrı merkezini arıyorum, “ürünün değişimine üretici firma karar verecek” diyor. Pardon siz burada necisiniz? Telefonun değişimini bekleten unsurlar nelerdir ki; bu işe bakan yetkilililer 4077 sayılı kanunun adını hiç duymuşlar mı, bir kere olsun okumuşlar mı acaba? Yoksa yurdun her tarafından değişim için yağmur gibi(!) telefon mu gelmektedir. Ya da müşteri memnuniyetini umursanmadan, bezdirme politikası mı uygulanmaktadırlar? Yani, “telefonunuz bozulunca bize falan göndermeyin, biz sizi böyle süründürürüz, siz en iyisi yenisini alın” mı denmek isteniyor? Devlet memuruyum, bir de devlet eleştirilir, “bürokrasi var” diye. Değişim hak edilmiş mi, tamam, verin yenisini, nedir yani. Sizden sonra da TBMM’ye, Cumhurbaşkanı’na ve Resmi Gazete’ye de gidecek mi? Telefonlarının satışında türlü çeşit reklam ve kampanyalar yaparlarken, servisinde niçin böyle sürekli işi yokuşa sürüp durmaktadırlar? Müşteri memnuniyeti hiç mi önemli değildir? >Mehmet Akkaş >> Ticari araçlara farklı muamele yapılmasın Yollarımızda Ticari taksicilik yapan, ticari araçların trafik sigorta bedelleri 3 yılda bir alınıyor. Ticari sınıfına giren, Renault Kango-Peugeot Partner-Citroen Berlingo-Fiat Doblo-Volkswagen Caddy-Opel Combo-Fort Transit Connect gibi marka ve modellerin trafik sigorta bedelleri her yıl alınmaktadır. Ticari taksicilik yapan araçlar ve yukarıda belirttiğim marka ve modellerin de tüm resmi kayıtlardaki durumu ticari olarak yazılmaktadır. Yukarıda marka ve modellerini yazdığım, Ticari sınıfa kayıtlı araçların da Trafik Sigorta bedellerinin 3 yılda bir alınmasını, bu hususta gereken direktiflerin verilmesini istiyoruz... >Cemil TÜRKMEN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT