BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kitaptan kaçmak için bahane çok!

Kitaptan kaçmak için bahane çok!

Millet olarak kitap okuma konusunda çok gerilerdeyiz. Buna bahane olarak da yıllarca Arap harflerini kullanmamız, matbaayı çok geç kabûl etmemiz gösterildi. Daha sonra radyo ve televizyon faktörü konuşuldu. Halbuki teknoloji devi Japonların okumakta en yüksek oranlara çıkmasını hiçbir şey engellemiyor.



Millet olarak kitap okuma konusunda çok gerilerdeyiz. Buna bahane olarak da yıllarca Arap harflerini kullanmamız, matbaayı çok geç kabûl etmemiz gösterildi. Daha sonra radyo ve televizyon faktörü konuşuldu. Halbuki teknoloji devi Japonların okumakta en yüksek oranlara çıkmasını hiçbir şey engellemiyor. Milletimizin kitap, gazete, dergi okumadığı, sık sık söylenip yazılan bir konudur. Sebeplerden biri olarak Arap harflerini kullanmamız gösterilmiştir. Ama bu sakınca 1928 sonunda sona erdi. Daha basit ve -bazı eksikleri olmasına rağmen- çok daha doğru şekilde Türkçe’nin yazıldığı Latin alfabesine geçtik. Ama meselâ 5 yılda gazete okutabilen Çin ve ondan alınma Japon yazısı, Japonların kitap, gazete, dergi okumakta en yüksek oranlara çıkmasını engellemiyor. Okuma alışkanlığı edinemememizin diğer bir sebebi, matbaayı (baskıyı) çok geç kabûl ettiğimiz olarak ileri sürülmüştür. Matbaayı çok, pek çok geç kabûl etmemiz büyük gaflettir. Ama milletlerin bir kaderi vardır. Biz 18. asırda bile az kitap bastık. Bir ordu oluşturacak kadar çok sayıdaki hattatın işsiz kalacağı endişesi hâkim olmuştur. Ancak 19. asırda çağdaş seviyeyi tutturduk, ama basılan kitap sayısı, çeşidi ve tirajı, hâlâ Avrupa’nın gerisinde idi. ZİRVE 50’Lİ YILLARDA 1950’lerde ve bilhassa 1960’larda kitap ve gazete tirajları pek çok arttı. Bugün o yılların dergi tirajlarına ulaşılamıyor. İki sebepten: Bugün çok fazla dergi var. İkinci ve ağırlıklı sebep, gazetelerimizin -Batı basınından farklı şekilde- inanılmaz boyutlarda aynı zamanda magazin vermeleridir. Dergiye hâcet kalmıyor. Gazete tirajları ise arttı. Daha çok artması gerekiyordu. Ama hemen hepsi İstanbul merkezli büyük gazetelerin sayısı çoğaldıkça çoğaldı. TV faktörü başladı. Tirajlar çakılıp kaldı. Nüfusumuz defalarca katlanarak arttığı halde, baskı sayısında aynı oranda bir çoğalma olmadı. 1960’larda yeni kurulan TRT, radyolarına reklam alacağını ilân etti (özel radyo yoktu). İstanbul gazeteleri telâşlandı. Radyolara gittikçe fazla reklam aktı. Gazeteler, daha çok resmî ilânla telâfiye çalıştılar. Sonra televizyon faktörü kendini gösterdi. Reklam aldı. Gazetelerin reklam kârı düştü. Televizyonda çok, renkli televizyonda inanılmayacak derecede pek çok gecikmiştik. Özal, özel televizyonlara, bütün karşı çıkmalara aldırmadan, izin verdi. Türk Solu, Boğaz Köprüsü gibi renkli televizyona da kesin şekilde karşı idi. Bunlara karşı dehşetli kampanya açtı. O devirde yazılanlar, inanılmaz derecede çağdaşlaşma düşmanlığının yaygınlaştığını gösteren, utandırıcı yayınlardır. Bu dönemi de atlattık. Ama hemen her sahada geciktik, geç kaldık. Bizdeki TV kanal sayısı, hiçbir Avrupa ülkesinde yok. Onun için bütün kanallarımız zarardadır. SAYI ÇOK TİRAJ YOK Kitap tirajlarına gelince, çok gerilerde kaldığımızı vurgulamak doğru olur. Bir kuşak öncesinden geriyiz. Basılan kitap sayısı çoğaldı. Tiraj çok düştü. 500, 1000 gibi zavallı tirajlar oluştu. TV etkisinden bahsediliyor. Ama Avrupa, Amerika, Japonya’da TV faktörü kitap tirajlarını etkilemedi. Oralarda baskı sayısı arttıkça arttı. Şubat 1965’ten başlayarak, bazı sayıları 120.000 tirajla basılan 100 sayfa, çift sütun, çok resimli Hayat Tarih Mecmuası’nı yayınladım. Derginin sahibi Yapı ve Kredi Bankası idi. Türkiye’de gelmiş geçmiş en yüksek tirajlı kültür dergisidir. En yüksek tirajlı dergi ise 550.000 baskıya ulaşan haftalık Hayat’tır. Hayat Tarih Mecmuası’nın çok okunan sayfalarından biri, Kitaplar Arasında başlığı ile 2 sayfa (4 kolon) kitap tanıtma yazılarımdır. Hepsi benim kalemimden çıkmıştır, zaten imzalıdır. Tarih ağırlıklı, fakat her türde kitap tanıtmıştım. Büyük bir tarihçi (kitaplarımı tanıtmanız beni bütün Türkiye’de şöhret yaptı, daha önce adımı, hele kitaplarımı bilenler kendi fakültemde bile az sayıda idi) demişti. Bu vesileyle son gördüğüm kitaplardan birkaçını yazıyorum: KİTAPLAR ARASINDA Gördüğüm kitaplardan bazılarını, rastgele ve eleştiri yapmadan tanıtmak istiyorum (yazarlarının isimleri alfabetik sıra ile): Doç. Dr. Ahmet ARI, Galib Dede’nin Aşk Ateşi, Şeyh Galib Dîvânı’nda Aşk, 200 sayfa, İstanbul, Profil Yayıncılık. Yazar, Dîvân şiiri hocası ve Kültür Bakanlığı Yayımlar ve Kütüphaneler genel müdürüdür. Sâmiha AYVERDİ, Kaybolan Anahtar, 280 s., büyük edebiyatçı ve mütefekkirin külliyâtının 39. cildi, Kubbealtı Yay. Yavuz Bülent BÂKİLER, Ârif Nihat Asya İhtişamı, 460 s., İst., Size Dergisi Yayınları. Türk dilinin büyük savunucusu, seçkin şair, büyük hatîb, mütefekkir edîbimizin, üstâdı hakkındaki incelemesi. Bâkiler, Türkiye Gazetesinin en kıdemli yazarlarındadır. Prof. Dr. Ekrem Buğra EKİNCİ, Ateş İstidâsı, İslâm-Osmanlı Hukukunda Mahkeme Kararlarının Kontrolü, 294 s., İstanbul, Filiz Kitabevi. Yazar, Osmanlı hukuk tarihçisidir. Aynı Yazar, Tanzimat ve Sonrası Osmanlı Mahkemeleri, 384 s., İst., Arı Sanat Yayınevi. Profesör, Türkiye gazetesi yazarlarındandır. Hicran GÖZE, Kadıköylü Yıllarım, 188 s., İst, Kubbealtı Yay. Aynı Yazar Mehmed Âkif, 152 s., Kubbealtı. Erşat HÜRMÜZLÜ, Irak’ta Türkmen Gerçeği, 296 s., İst., Kerkük Vakfı. Yazar, Irak Türkmenleri bahsinin büyük uzmanıdır. İsmail Hakkı KÜPÇÜ, Tarihin Aydınlattığı Gelecek, 386 s., Ankara, Melike Ofset. Aktüaliteye çekilen tarih sohbetleri. Prof. Dr. İsmail PARLATIR, Osmanlı Türkçesi Sözlüğü, 2166 s., Çift sütun, Ankara, Yargı Yayınları. Bir lengüistin 30 yıllık çalışması ürünü. 1920’ler Türkçe’mizde -hangi kökenden olursa olsun- kullanılan bütün kelimeler, eski harfli yazılışları ile verilmiş. Türkiye, dünkü edebiyatının dilini anlamayan, son derecede yalın ve yanlış, zevksiz, yoksul bir dille konuşup yazan, tefekküre kapalı bir dil kullanan dünyanın tek ülkesidir. Kültür liselerimize Osmanlı Türkçesi, seçmeli olarak mutlaka ve derhal konulmalıdır. Aynı Yazar, Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, 2 cilt, 574+964 s., Ankara, Yargı Yayınevi. Yukarıdaki sözlüğü tamamlıyor. Hulûsi TURGUT, Barzani Olayı, 542 s., İst., Doğan Kitap. Araştırmacı gazetecilik alanının büyük üstâdı olan ve son dönem siyasî tarihimizi çok iyi bilen yazar, Barzani hareketinin şahdamarına girmiş. Ünal YALTIRIK, 11’ler Olayı, 176 s., İst., İleri Yayınları. Son dönem siyasî tarihimizin uzmanı olan ve olayların içinden gelen yazar, her türlü sırrı açıklamaktan çekinmeden, bir dönemi kaleme almış.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT