BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ülkemin her yeri güzeldir...”

“Ülkemin her yeri güzeldir...”

Perihan hanım keyifle doldurdu tabakları. Mis gibi çorbanın kokusu yayılıvermişti ortalığa.



Perihan hanım keyifle doldurdu tabakları. Mis gibi çorbanın kokusu yayılıvermişti ortalığa. Doğan bey memnun bir tavırla daldırdı kaşığını: - Ohhh! Şu hale bak yahu... Oktay kısa bir kahkaha attı: - Babamın yemek yemesi çok hoşuma gidiyor. Böylesine keyifli yemek yiyen insan görmedim ömrümde... Perihan hanım biraz kızgın bir şekilde salladı başını: - Göremezsin de... Baban yemek için yaşayan cinsinden... Varı yoğu yemek yemek... Doğan bey sofranın ortasındaki salata tabağından doluca bir çatal aldığı yeşil salatayı ağzına götürürken söylendi: - Uğraşmayın benim yemeğimle yahu... Neşe içinde bitti yemekleri. Oktay annesine yardım etti sofra toplanırken. Çocukluğundan beri yapardı bunu. Hep yardımcıydı ailesine. İlkokula giderken annesiyle birlikte pazara çıkarlar, alışveriş yapıp dönerken bütün fileleri o taşırdı. Ne zaman evde temizlik yapılsa mutlaka bir işin ucundan tutardı. Çayı koydu hemen Perihan hanım. Bulaşıkları makineye yerleştirdi. Bu arada Oktay da bardakları hazırladı. Salona döndüler ana oğul. Doğan bey çoktan televizyonun karşısındaki koltuğuna geçmiş, gözlerini yummuştu bile. Televizyondaki spiker haberleri okuyordu. Yine bölücü örgüt mensupları Hakkari’de yol kesmiş, insanları rehin almıştı. Perihan hanım başını iki yana salladı: - Şu hale bak, gözü dönmüş caniler...Bu memleketi sahipsiz sanıyorlar... Oktay başını salladı: - Siz Hakkari’de bulundunuz değil mi anne? Perihan hanım irkildi. Başını salladı: - Evet oğlum, sen doğmadan önce, bir buçuk sene kaldık orada. Babanın Doğu hizmetiydi orası. Güzel bir yerdi, ben beğenmiştim Hakkari’yi... Oktay kollarının başının üzerinden geriye doğru attı, vücudunu esnetti iyice: - Ülkemin her yeri güzel... Türkiye’m bir tane... Bu arada kapalı gözlerini hafifçe aralayan Doğan bey mırıldandı uyku sersemi: - Kime ne oldu yahu? - Uyan baba, haberler bitiyor neredeyse... Hemen toparlandı adam. Eliyle yüzünü ovuşturdu sanki uykuyu yok etmek istercesine. - Dalmışım yahu, yemek ağır geldi... Çay olmadı mı? Perihan hanım ayağa kalkmıştı: - Oldu, demlendi biraz, getireceğim şimdi. Ayaklarını sürüyerek çıktı dışarıya. Doğan bey oğluna döndü: - Anlat bakalım aslan, ne var ne yok? Gülümsedi delikanlı: - Hiiiç baba ne olsun. Yuvarlanıyoruz işte. Sınavlar başlayacak yakında... En büyük korkum da anatomi... Omuz silkti Doğan bey: - Korkulacak şey olsa bari... Yaparsın sen... Bitir şu okulu da bir an önce bir revizyona girelim bakalım. Ağzımızda yemek yiyecek diş kalmadı baksana, seni bekliyoruz annen de ben de... Oktay bir kahkaha attı: - Desene baba sonunda dişsiz kalacaksınız. Daha üç sene var nereden baksan. Bu kadar zaman nasıl bekleyeceksiniz ki... Bu sırada Perihan hanım çaylarla girdi içeri. Odanın içi bir anda yabancı çayların o ağdalı kokusuyla doluverdi. İki erkek toparlandılar keyifle. Çok geçmeden üçü birden televizyonda başlayan bir macera filmine dalmışlardı çaylarını içerken... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT