BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çay faydalı mı?

Çay faydalı mı?

DURUP dururken Hollanda Wageningen Üniversitesi’nin önemli araştırmacılarından Dr. Johanno Goleinjas bakın ne demiş: “Günde 1-2 bardak çay içmek damar sertliği riskini yarıya indiriyor.”



DURUP dururken Hollanda Wageningen Üniversitesi’nin önemli araştırmacılarından Dr. Johanno Goleinjas bakın ne demiş: “Günde 1-2 bardak çay içmek damar sertliği riskini yarıya indiriyor.” Peki, her gün 4 bardak içersek?... Risk bu defa yüzde 75 azalıyormuş. Tercümesinden şu neticeye varılıyor: Çay, atardamar duvarlarındaki esnekliği koruyor, kan dolaşımını düzenleyip; krizleri ve beyin kanamasını mühim ölçülerde önlüyor. * * * Doktor Goleinjas gelip de ülkemizdeki çayevlerini, kahvehâneleri görseydi herhalde bu yüzlerce yıllık tatlı alışkanlığımıza âferin çekerdi. Ama, kahvehâne, çayhâne düşmanlığının zaman zaman depreştiğini bilseydi bu sefer sanırım epeyce üzülürdü. Gerçekten de arada bir bazı sosyetik kafalar akıllarını çayevlerine, kahvehânelere takıyor. Dahası, bu sevimli gerçeği ilkellik zannedip küçümsüyor. Aramızda, milletvekillerine, bakanlara habire fakslar çekip yazılar döşenerek, şu berbat yerleri kapatın gitsin diyenler bile var. Ayıp ki... Nasıl? Cehalet ki... Nasıl? Nankörlük ki... Nasıl? * * * Batılı filatelistler, antikacılar, kuşseverler, pipocular, nümizmatlar, her gece kendi kulüplerinde buluşup güzel saatler geçirir. Pek özel zevkler ve amatörce hevesler üstüne fikir yürütüp bu mekânlarda akşamları biraz oyalanmayı, dost ahbap yüzü görmeyi alışkanlık edinmişlerdir. Bizde bu “Rehabilite” görevini kahvehâne ve çayevleri üstleniyor. Bilhassa köy, belde ve ilçelerde kahvehâneler sosyal bir kurum gibi çalışır. Oralarda hal-dert lâfı edilir, iş ve işçi aranır, borç istenir, şehre gidenlere malzeme ısmarlanır, askerden dönmüş oğula münasip kızlar soruşturulur. Ne bileyim, kiralık ev sorulur, adres aranır. Oraları bizim iletişim ve haberleşme merkezlerimizdir. Yani o mekânlar serserilik, âvârelik yuvaları kat’iyyen değildir. * * * “Efendim, kapatalım gitsin!” Ne o, kümes mi kapatıyorsun, evdeki pencereyi mi kapatıyorsun? Bu cins aceleci hükümlerde hakikaten; ayıplı, cahilâne ve nankörce hafiflikler yatıyor. Türkiye’yi ve bizim insanımızı tanıyorsanız çayevlerine arka çıkacaksınız. Ne demiş Hollandalı doktor? Görüyorsunuz, meselenin bir de sağlık yönü var. Çay içenlerde damar sertliğine, beyin kanamasına, kalb krizine fazla rastlanmıyormuş. * * * Ama, şu güzelim çayı zehir gibi demleyerek içmemek lâzım. Veee, demlendikten sonra çayın sadece 15 dakikalık ömrü olduğunu da hatırlarda tutalım. Demlenmiş çay çeyrek saat sonra (bu defa) tehlikeli ve kanser yapıcı bir canavar olup çıkıyor. Peki ne yapacağız? Beklemiş demi döküp yeniden demleyeceğiz. * * * “SU” Çince bir kelimedir, “ÇAY” da öyle. Ama bu ikisinin beraberliği, taşıdığı lezzet, verdiği ferahlık bizdendir. Türkiye’deki çayı hiçbir yerde içemezsiniz. Sırrı; o güzelim sularımızdaki inanılmaz, dil, damak, yanak okşayışının sihirli dengesidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT