BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıymetimi bilmediler!..

Kıymetimi bilmediler!..

Açıkça yazayım: Zirveden çıkan Öcalan kararını olumlu değerlendiriyorum.



Açıkça yazayım: Zirveden çıkan Öcalan kararını olumlu değerlendiriyorum. O kadar tartışma bence doğru bir eksene oturmuştur. Öcalan için ölümden bin defa beter hayatî günler başlamıştır. Aklı, vicdanı ve insafı olan herkes itiraf eder ki, en alengirli konuda hükûmet ortayolu bulmuştur. Bu yol, üstelik uzlaşma değil, sentez şeklinde tecelli etmiştir. Hiç kimse, hiçbir şekilde Bahçeli’yi taviz vermekle de suçlayamaz. İstismara yeltenilmesin. MHP’nin ısrarı, milli politikadaki kararlılığımızı her tarafa göstermiş ve nihai analizde yararlı olmuştur. Şehit ailelerini anlamak lâzım. Şimdi izninizle mevzuu biraz değiştirerek, farklı bir anlatıma geçeceğim. “Yuh olsun, şu devlet kadrimi, kıymetimi bilmedi. Oysa ki, ben bu ülke için...” diye başlayan serzenişleri çok işittim. (Hanım da benim şikayetlerimi dinlemekten bıktı.) Biz bu vatanı, milleti seviyoruz. Feda olsun canımız, kanımız da diyoruz. “Ya sev, ya terket” tarzında keskinliğe varmadan gerektiğinde bu ülkeye kızabiliriz, hattâ bazı tezahürlerden yılabilir, üstelik utanabiliriz. Tenkit edip, değişimini arzularız; bu hususta çaba da göstermeliyiz. Ama, küsmek asla. (Yazana bakın: O kalem, hayatımda rastladığım en milli alıngandır!..) Kıymetimizi bilmediler. Bilmedilerse, bilmediler. Bu “onların” ayıbı. Biz bu vatan için öldük, onlar nutuk söyledi. Kimi “hortumladı.” Ne yapalım yani, ülkücü iken kızıp “komünist” mi olalım. Polis iken hırsız! Veya anarşist! Asker iken eşkıya! Helâlden harama! İntikam alırcasına. Eski hizmetlerimizi geri alırcasına. Sistemden intikam almak budur işte. Pekiî, ne bekliyorduk. Sırt sıvazlama, taltif, çifte maaş, villa, 4x4... O zaman yaptığımız “ticaret”miş. Milliyetçiliğimizin proforma faturası olmadan bari eyleme girişmeseymişiz. Zor, nefis sahibiyiz. Biz beklenti olmadan hizmet verdik. Yaradan öyle istedi diye. Onu da uhrevi bir ticaret olarak hesaplarsanız; faturanızın karşılığını başka bir adreste tahsil etmek gibi, yukarıdakine benzer bir çıkarcılıktan öteye gitmez. Millet bunu idrâk etmeli. Ayrıca, böylesine acı sonuçlar doğuran sosyal kırılmalara neden olmamak için devlet özel itina göstermeli. Vatandaşı küstürmemeli. “Ülkeme sadakat şerefimdir” diyen yurttaşlara sahip olabilmek ona insan haysiyeti ile yaklaşmaktan başlar. Tebaadan vatandaşlığa geçmekle övünüyoruz. Hâdim devletten hakîm devlete de aynı süreçle geçilmişse, birey nasıl kişi hak ve hürriyetlerini elde edecektir? Bireyin esas hakkı, devletin ona, dinin kendisine verdiği “eşref-i mahlukât” gibi davranmasını beklemek olmalıdır, dersem, bu pazarlık ukalalık mı etmiş olurum?!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT