BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İzmir’den sevgilerle...

İzmir’den sevgilerle...

Az kalsın bu hafta bendeniz de “Yazarımız ağır gripal enfeksiyon geçirdiği için yazısı elimize geçmedi” deyiverecektim.



Az kalsın bu hafta bendeniz de “Yazarımız ağır gripal enfeksiyon geçirdiği için yazısı elimize geçmedi” deyiverecektim. Ama son anda kendimi toparladım, kaleme sarıldım, bu satırları İzmir’in pırıl pırıl, güneşli ve her zaman baharı hatırlatan kumru sesleri ile dolu cumartesi sabahında sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. İnsan hem hasta, hem de bayramda memleketinde olunca ziyaretçi trafiğini tahmin edersiniz. Anlıyacağınız epey hasret giderdik. Sülalenin gençleri, yeğenler, damatlar (ellerinizden öperler). Hepsi iş dünyamızda yerlerini almışlar. Eh! Tabii konu nerelere yelken açıyor tahmin edersiniz! Bendenizde de doğuştan olduğu tahmin edilen hafif bir çene düşüklüğü var malum. Gençlerden biri bir danışmanlık şirketinde çalışıyor. Onunla muhabbetimiz biraz daha koyulaştı haliyle. Ona; son zamanlardaki yeni yönetim anlayışından, insanların artık maddi imkanlar yanında kalben rahat edecekleri iş ortamlarını arzuladıklarından, bizim takımın 4-5 yıldır üzerinde kafa patlattığımız (bu tabiri biraz kaba olsa da affınıza sığınarak kullandım) “Kalbe Endeksli Yönetim Modelimiz”den “Akıllı şirketler”in önce insanların kalplerini kazanarak işe başlamaları gerektiğinden, ISO ve benzeri sistem çalışmalarının öncesinde şirket bünyesinde gönülleri bu çalışmalara ısındıracak ön eğitim programlarının gereğinden” bahsedince; genç “Keşke şu anda danışmanlık verdiğimiz şirketin yönetimine bunları duyurmak mümkün olsaydı” deyiverdi ve ekledi “Ellerinde zor bulunacak bir kadro vardı. Ama bu söylediğin anlayış hakim olmadığından kadro dağıldı, şirket de bayağı sıkıntıda.” E şimdi lütfen söyler misiniz bu uygulamanın kime ne faydası oldu! Üstelik bizim anlatmaya çalıştığımız ve bütün dünyanın yöneldiği kalbe endeksli yönetim için öyle yüzbinlece dolarlık eğitimlere ve de yatırımlara da ihtiyaç yok. Yönetici şöyle sakin bir köşe bulup kalbinin sesini dinleyebilse, ama bunu gerçekten bütün hücreleriyle ve tam bir samimiyetle yapabilse meselenin yarıdan fazlası hallolmuş olur inanın. Ama yöneticiler sakin bir köşeye nasıl çekilecekler? İşte bütün mesele burada. Ne dersiniz? Çok şeyler mi? O halde Türkiye’nin ekonomisine yön veren yönetici tanıdıklarınız varsa, söyleyeceklerinizi şöyle bir toparlayıp onlara deyiverin, ülke ekonomisine büyük katkınız olur. İyi haftalar efendim.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT