BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İpin ucu...

İpin ucu...

Bugün canım, her nedense, ciddi bir yazı yazmak istemiyor. Müsaadenizle, ‘teşbihte hata olmaz” diye başlayarak, bir, iki fıkra anlatayım.



Bugün canım, her nedense, ciddi bir yazı yazmak istemiyor. Müsaadenizle, ‘teşbihte hata olmaz” diye başlayarak, bir, iki fıkra anlatayım. “Osmanlı’nın inkıraz döneminde, komitacı terörü ve eylemleri ile kaynayan Balkanlar’da, bir kasabamız Komitacılar tarafından sarılmıştır. Mutasarrıf, durumu Bab-ı aliye telgraf başında bildirir.. Sadaretten cevap ‘İdare-i Maslahat ediniz’.. Komitacılar ilerledikçe ve kasabanın varoşlarına girdikçe Bab-ı ali’den cevap hep aynıdır: ‘İdare-i maslahat ediniz!’.. Komitacılar nihayet kasabaya girerler.. Mutasarrıf son telgrafını çeker: ‘Artık idare elden gitti sadece maslahat’ kaldı...” ARASIRA CANIM SIKILIYOR... Sevdiğim ve zaman zaman tekrar ettiğim, hatta çok yakında gene yazdığım başka bir fıkra. “Sefere çıkmak üzere olan bir geminin kaptanına üç kişi tayfa olmak için başvururlar, kaptan ne işe yaradıklarını sorar. Biri ‘ben uzağı çok iyi görürüm’, diğeri ‘Ben de uzaktan çok iyi işitirim’ der. Kaptan ikisini de tayfalığa alır ve üçüncüsüne sorar ‘Ya sen ne işe yararsın?’.. Üçüncü adam ‘Benim ara sıra canım sıkılır ama bunlardan ayrılamam’... Kaptan onu da alır. Birkaç gün geçip sahilden bir hayli uzaklaşıldığında, ilk tayfa Kaptana koşar: ‘Kaptan kaptan gördüm!’. ‘Neyi gördün?’ ‘bilmem kaç fersah ötedeki filan ülkenin padişahının kızı gergef işliyor!’ Kaptan cevap vermeye vakit bulamadan ikinci tayfa seyirtir: ‘Kaptan doğru, kız gergefi yere düşürdü, işittim!’ Üçüncü tayfa yaklaşır: ‘Kaptan hani benim ara sıra canım sıkılır dedim ya, bu münasebetsiz heriflerin söylediklerine canım sıkılır!” Diğer bir fıkra. “Adamın biri çok mübalağa edermiş. Arkadaşı ‘Yahu öyle atıyorsun ki, meclislerde ayıp oluyor’ deyince, adam: ‘Ne yapayım huyum böyle, kendimi tutamıyorum’. Arkadaşı, ‘Öyle ise bundan sonra, bir yere giderken, paçana bir ip bağlıyayım, sen atmaya başlayınca, ben çekeyim, sen de kendine gel!’... Öyle de yapmışlar. Sohbet başlayınca bizimki atmaya başlamış: ‘Benim bir arsam var, boyu elli kilometre, eni de’ diye devam edecekken arkadaşı uyarı ipini çekmiş. Adam devam etmiş; ‘Eni de elli metre’!.. Oradakilerden birisi, ‘Yahu arsanın eni boyuna uymadı ki..’ diye atılmış: Mübalağacı içini çekmiş: ‘Ben enini boyunu uyduracaktım ama ipin ucu başkasının elinde!” Nasreddin Hocanın hikayesi de malum.. Timur Han, Hocayı çağırmış ve eşeğini göstererek “Buna konuşmayı öğretir misin?” diye sormuş.. Hoca derhal cevap vermiş “Öğretirim ama şu kadar kese altın, bir köşk ve on yıl müddet isterim” Timur, “Tamam” demiş ama ilave etmiş: “Dediğini yapamazsan kellen gider”.. Hoca huzurdan ayrılırken dostları “Yahu Hoca ne yaptın, hiç eşeğe konuşmasını öğretebilir misin?” Hoca gülmüş: “On senede neler olmaz, Padişah ölür, eşek ölür, ben ölürüm!” Nihayet bir fıkra var ki, ne tarafa çekerseniz çekin, nasıl yorumlarsanız yorumlayın... Hitler Almanyası’nda iki Yahudi Berlin’de dertleşiyorlarmış. Birisi “Salamon” demiş, “Gestapo bizi ya yakalar ya da yakalamaz.. Yakalamazsa problem yok, ama yakalarsa iki ihtimal var, ya oracıkta öldürürler ya da kampa atarlar, öldürürlerse problem yok... Kampa atarlarsa iki ihtimal var; ya Dachau kampına atarlar ya da Aushwitz kampına.. Dachau’a atarlarsa problem yok, ama Aushwitz’e tıkarlarsa iki ihtimal var; ya gaz odasında öldürür yer, ya da yakarlar... Gaz odasında öldürürlerse problem yok, ama yakarlarsa iki ihtimal var; küllerimizden ya sabun yaparlar ya da kağıt. Sabun yaparlarsa problem değil ama kağıt yaparlarsa iki ihtimal var; ya gazete kağıdı yaparlar ya da tuvalet kağıdı. Gazete kağıtı yaparlarsa problem değil ama, tuvalet kağıdı yaparlarsa işte o zaman...” Sürç-ü lisan ettimse affola! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “İdare-i maslahat idarelerin en kötüsüdür... İdare-i maslahatçılar asla devlet adamı olamazlar” Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Kapat
KAPAT