BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kars gerçekten marka mı?

Kars gerçekten marka mı?

Uçaktan iner inmez koskocaman bir “Marka kente hoş geldiniz” tabelası karşılıyor sizi. Kars’ın böyle bir iddiası var: Marka kent.



Uçaktan iner inmez koskocaman bir “Marka kente hoş geldiniz” tabelası karşılıyor sizi. Kars’ın böyle bir iddiası var: Marka kent. Kars, adını Karsak Türklerinden alan Anadolu’daki ilk Türkçe isimli şehirdir. 1064’te fethedilmiştir. Malazgirt’ten önce yani. 1855 Osmanlı-Rus Savası sonrasında ilk gazilik madalyası alan şehir Kars’tır. Tarihî İpek Yolu üzerinde kurulmuş Anadolu’daki ilk ticaret kenti olan Ani Kars il sınırları içindedir. Kars ayrıca Türkiye’nin ilk planlı şehridir. Anadolu’daki ilk Türk camisi olan Ebul Menucehr Camii Kars ili sınırları içindedir. Acaba bunlardan dolayı mı marka diye düşündüm ama değil. Kars’ta müthiş bir tarih ve kültür zenginliği varsa da yeni yeni gündeme geliyor maalesef bu değerler. Hepsi unutulmuş. Kars, “marka” iddiasını kaşar peyniri ve baldan alıyor. O da bu ürünlerin marka tescilini yaptırmasıyla sınırlı. Henüz o güzelim bal ve peyniri tanıtabilmiş değil çünkü. Kars’ın şehir merkezi nüfusu 100 bine yakın. Şehir göç eden insanlara bir nevi ara istasyon görevi veriyor. Köylü Kars’a göçüyor. Karslı da batıya. Şehrin yerleşik kültürü yok olmuş tabii. Şehrin iki fabrikası var. Çimento ve şeker fabrikası. Çimento özelleştirilmiş, şeker fabrikası da özelleşeceği günü bekliyor. Başka yatırım yok. Doğal gaz gelmiş ve yavaş yavaş konutlara verilmeye başlamış. Kars sevdalısı bir başkan Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu gerçek bir Kars sevdalısı. Kars’ı layık olduğu yere taşımak için gece gündüz çalışıyor ama... O kadar çok ama var ki! Kars Kalesi gerçek bir mühendislik örneği mesela. Ani Ören yeri hakeza; İpek Yolu’nun en zengin şehirlerinden biri. Tabyalar da öyle. Ayrıca sayısız cami var kentte; Selçuklu ve Osmanlı camisi. Sarayları da çok görkemli. Naif Alibeyoğlu, “Şehrin göç probleminin yanı sıra ekonomik yetersizliği de var” dedi. “Büyük sanayi kuruluşları yok. Esnaf fakir. Kişi başına düşen milli gelir 800 küsur dolar. Dolayısıyla, vergi geliri yok ilin. Bütün bu olumsuzluklar şehre hizmet etmeyi zorlaştırıyor.” Alibeyoğlu’nun başarısı burada işte. Olumsuzluklara rağmen bir şeyler yapmış yine de. Kent bir festivaller ve sosyal etkinlikler şehri olmuş bir kere. Kale’nin çevresindeki gecekondular temizlenmiş ve Kale çevresine sosyal etkinlikler kazandırılmış. Ani Ören yeri turizme açılmış ve restorasyonu başlamış. Kentteki 310 tarihî binanın korumaya alındığını bildiren Alibeyoğlu, “Tek idealim kale eteklerine inşa ettiğimiz ‘İnsanlık Anıtı’na bir teleferik yapmak ve şehrin sahip olduğu tarihî zenginlikleri gün yüzüne çıkarmak” dedi. Kars’ta hayvancılık çok ileri. Alibeyoğlu, “O eskidendi” dedi. Kaçak et ve hayvan girişi bölgede hayvancılığın sonu olmuş. Şimdi köyden Kars’a taşınan aileler hayvancılık yapıyor ve o da şehri kirletmekten öte bir işe yaramıyor. “Alibeyoğlu bunların entegre olması lazım” dedi. Kars’ın zenginliğini Karslı bilmiyor Kars’ta “Kafkas Kültürürleri Festivali” gerçekleştirildi geçen hafta. Birçok panel, sergi ve sanat etkinliği vardı. Sergilerden biri de Malakanlar’la ilgiliydi. Malakanlar, Kars’ta yaşamış Ruslar. Fakat, biraz farklı bir Rus bunlar. Ruslar ne kadar kavgacı ise Malakanlar o kadar kavga karşıtı. 1877’de 20 bin kadar Malakan gelip yerleşiyor Kars’a ve 1921’de çoğu terk ediyor kenti. Geriye kalan bin 500 Malakan ise 1962’ye kadar yaşıyor Kars’ta. Vedat Akçayöz isimli bir esnaf, onların izini sürüp Rusya’ya gidiyor ve Türkçe bilen bu insanlarla görüşüp onların hayatını fotoğraflıyor. Vedat Akçayöz, “Kars’ın zenginliğini Karslı dahi bilmiyor” dedi ve şimdi de Kars’ta bulunan tabyaları gün yüzüne çıkarmak için çalışmaya başladıklarını söyledi. Çanakkale, Gelibolu, Erzurum, Ardahan ve Kars’ta var tabya. Akçayöz, Kars tabyalarının hepsinden daha büyük olduğunu iddia etti ve bunu ispatlayacaklarını söyledi. Kültürümüz erozyona uğruyor Tarihî Kentler Birliği’nin Sarıkamış’ta yaptığı toplantıda konuşan Prof. Dr. Öcal Oğuz televizyon dizilerinde birçok tabir ve atasözünün yanlış kullanıldığına işaret ederek; “Şeytan çarpar deniyor. Bizim kültürümüzde şeytan çarpması yok, cin çarpması var halbuki” dedi. Öcal Oğuz kültür erozyonu ile ilgili özetle şunları söyledi: “Bizim kültürümüzde Köroğlu var; zenginden alıp fakire veren. Bu değerin yerini Robin Hood aldı. Hızır’ı bıraktık, Noel Baba’dan medet umar olduk. Kerem ile Aslı’yı neredeyse bilen kalmadı. Varsa yoksa Romeo Juliet.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT