BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > tebeşir tozu

tebeşir tozu

“-Erkeğin de, kadının da terbiyesi; birbiriyle münakaşa ettikleri zaman belli olur...”



tebeşir tozu “-Erkeğin de, kadının da terbiyesi; birbiriyle münakaşa ettikleri zaman belli olur...” (...Bernard Shaw) iğnelik GÜZERGÂH Yanlışlık var bir yerde, Gören var görmeyen var... Gören düşüyor derde, Görmeyen güler oynar! Görünmez kuyu dibi, Boşluğa asılırız... Her şey dört dörtlük gibi, Boşuna kasılırız! Yanlış çöp değil mertek, Kroki eğri çizim... Güzergâhı düzeltmek, Asıl derdimiz bizim! (...Sefa Koyuncu) Bir film diyaloğu! -Birini öldürmek zor mu?... “-Zor olan öldürmek değil, öldürdükten sonra yaşamaktır...” (...Kısık Ateşte 15 Dakika filminden) kritik “-Terörü bir teröristin, bir şehidin annesi halledebilecek... Anneler ‘teröre hayır’ dediği müddetçe ne devlet, ne silahlar, ne Amerika kimse buna sebebiyet veremeyecek...” (...Hülya Avşar) Temel’in yeri Temel bisikletle giderken, kendisi gibi bisiklete binen yaşlı adamla konuşmaya başlamış... Adam sormuş; -Nereye gidiyorsun böyle?... “-Ben spor olsun diye biniyorum... Ya sen nereye?...” -Mezarlığa gidiyorum... “-Peki bisikleti kim geri getirecek?...” bizimkiler Minibüsle evden gazeteye doğru gelen isim Faruk... Başını cama dayamış, “Gidip yukarıda bir kahvaltı yaparım, sonra sisteme inerim” diye düşünüyor... Birden ineceği durağa geldiğini görünce şoföre sesleniyor; “-Abi sistemde inecek var”... tuzaktan kumanda (...ATV-Müge Anlı ile Tatlı Sert) MÜGE ANLI: Benim bir listem var, yüzüne tükürülecek insanlar listesi... Bu cinayetleri işleyen teröristler başta geliyor... *** (...NTV-Haydi Gel Bizimle Ol) MÜJDE AR: Ne alakaysa ben fizikçi olacaktım, artist oldum... AYSUN KAYACI: Ama fiziğiniz güzel işte... *** (...KANAL D-Beyaz Show) BEYAZIT ÖZTÜRK (Rafet El Roman ve Asuman Krause’yi ağırlarken): Sadece siz gelmiyorsunuz ki buraya. Dünya çapında konukları da ağırlıyoruz... S.Ö.Z. der ki; “-Başkalarının söylediği sizi büyütür... Ama kendi söylediklerinizle küçülürsünüz...” (...Bugün başka söz etmeyeceğini söyleyerek “Dağılın” dediği müthiş S.Ö.Z.leri) SÖZ’ün gelimi Aralarında belediyeler, çeşitli yardım vakıfları ve polis teşkilatının yardımlaşma sandığının da bulunduğu 100’ün üzerindeki kamu kuruluşunun 1 milyar sterlini aşan miktardaki parasının İzlanda’daki iflas eden bankalarda batması, iki ülke arasındaki ilişkilerin iyice gerilmesine yol açmış... İngiliz hükümeti de başta iflas eden İzlanda Bankası Landsbanki olmak üzere İzlanda şirketlerine ait İngiltere’deki 7 milyar Sterlin’lik değerleri dondurma yoluna gideceğini açıklamış... İzlanda Devleti zaten batmış... Liberal ekonomilerde herkesin borcu ve alacağı kendine... Banka kurtarmalarını istisna edersek kimse kimsenin borçlarını üstlenemez... Dondurmayı bilemiyorum. Bu gidişle İngilizler ancak avuçlarını yalarlar... (...Mustafa Koç-Okur/Yazar) hayata dair Bir okuyucum, Buzul Çağı döneminde pek çok hayvanın nasıl soğuktan donarak öldüğünü anlatıyor... Kirpiler de durumun farkına varmışlar, soğuktan kendilerini koruyabilmek için birbirlerine iyice sokulma kararı almışlar... Ama sırtlarındaki oklar birbirlerine batınca ayrılmışlar ve hepsi kendi yollarına gitmişler... Soğuk devam ettikçe de birer birer donarak ölmeye devam etmişler... Sonunda bir karar vermeleri gerekmiş: Ya ölüp yeryüzünden silinecekler ya da dikenlerine rağmen birleşip birbirlerine sokulmayı göze alacaklar... Zekîce davranmışlar ve birlik olmuşlar... En önemli şey donmamak için her kirpinin bir diğerinin sıcaklığından faydalanması olduğundan, dikenlerin batmasına aldırmadan iyice birbirlerine sokulmuş, bu yarı ilişkinin getirdiği küçük yaralarla yaşamayı öğrenmişler... (...Paulo Coelho) gündemin kırıntıları Yıldırım Demirören, “Kulüpten içeri giremez” dediği Mustafa Denizli’ye imza attırdı... Eee... Bazen dışarı çıkmamak için, içeriye girenlere karışamayacağınız anlar gelip çatar... Hoca Nasreddin bir gün! Halep oradaysa... Bir seyyah çıkar gelir, Akşehir’e Halep’ten. Toplanır etrafında, Akşehir halkı hemen. Adamın işi gücü, Övünmektir sadece. Her gün bir şey uydurup, Anlatır saatlerce. Bir gün yine toplanan, Akşehir insanına, “Ben Halep’teyken” diye, Başlar palavrasına. Der: (Şöyle geri geri, Gider ve hızlanırdım, Sonra altmış arşını, Bir hamlede atlardım.) Tam o anda Hoca da, Geliverir oraya. İşitince o dahi, Şaşar bu iddiaya. Düşünün ki, bir arşın, Yetmiş santimetredir. Öyleyse altmış arşın, Tam kırkiki metredir. Ona der ki: (Bir insan, Kırk metre atlayamaz. Atıyorsan at, ama, Destekli olsun biraz.) O buna içerleyip, Der ki: (Yalan atmadım. Halep’te altmış arşın, Birkaç defa atladım.) Hoca der: (Öyle ise, İspat et bunu bize. Mademki doğru dersin, Atla, görelim biz de.) Adam der: (İyi ama, Ben Halep’te atladım. Oraya gelirseniz, Bunu ben ispatlarım.) Hoca der ki: (Be adam, Bu da bir uydurmadır. Halep orada ise, İşte arşın burdadır.) (...Serdar Uyan)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT