BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Temel’in yeri

Temel’in yeri

Temel gece yarısı kapının önünde bir patırtı isitmiş, dinlemeye başlamış... Hırsızlar aralarında konuşuyormuş;



Temel gece yarısı kapının önünde bir patırtı isitmiş, dinlemeye başlamış... Hırsızlar aralarında konuşuyormuş; “-İçeriye girip adamı boğazlayalım... Kuzusunu da keseriz... Karısını da rehin olarak yanımıza alırız...” Temel konuşulanları duyunca korkuyla; “İmdaaaat” diye bağırmaya başlamış... Gürültü üzerine hırsızlar kaçmış... Fadime “Amma ödlekmişsin Temel ne çok korktun” diye çıkışmış kocasına... “Tabii sana göre hava hoş” demiş Temel; “-Olan kuzuyla bana olacaktı...” bizimkiler Milli Takım’ın Bosna maçının ertesi sabahı, yani dün... Sohbet maçtan açılınca Cem başına gelen güzel şeyi anlatıyor; “-Abi kablolarla oynarken ne yaptıysam, maçı şifresiz seyrettim... Komşunun aboneliğinden faydalandım galiba...” “ATV logosunu da mı görmemiş” demeyin... Görmemiş çocuk... ayaküstü... Beşiktaş’ın yeni teknik direktörü imza öncesi sıkı pazarlık yaptı. Mustafa Denizli’nin ilk isteği, “Menajer istemiyorum” oldu. Ne diyor atasözümüz: Horozu çok olan yerde sabah geç olur. İngilizler böyle diyor: Aşçılar çoğaldı mı, çorba tatsız olur. İtalyanlar ise şöyle: Çok horozun öttüğü yerde güneş doğmaz. Yani aklın yolu bir... Ev’de... Okul’da... İş’te... Başarılı olmak isteniyorsa; Horoz tek olacak... kadınlar&erkekler Çalışma arkadaşımız Canan Eraslan anlattı hikâyeyi... Herhalde “Kaynana” veya “Gelin” olanların çok işine yarayacak; Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor... Araları o kadar kötü ki gelin aktara gidip durumu anlatıyor: “-Onu mutlaka zehirlemeliyim ama bana öyle bir zehir ver ki, kimse fark etmesin...” Yaşlı aktar geline bir toz vermiş; “-Bunu her gün yemeğine çok az karıştır, fakat aranı çok düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin...” Kızgın gelin kaynanasının her yemeğine muntazaman o beyaz tozdan karıştırıp, bir ay ömrü kalan kaynanasına çok iyi davranmaya başlamış... Aradan bir ay geçince tekrar aktara gelmiş gelin: “-Bu zehrin panzehirini istiyorum... Zehirlediğimi anlamasın diye kayınvalideme farklı davranmaya, gülümsemeye ve saygı göstermeye başladım... Bu sefer onun da bana tavrı değişti, çok iyi bir insan oldu... Şimdi benim en iyi dostum... Onun ölmesine müsaade edemem...” Yaşlı aktar cevap vermiş: “-Panzehire ihtiyaç yok... Sana zehir diye verdiğim şey tuzdu... O bir parça tuz, bugüne kadar kaç insanın arasını düzeltti anlatamam...” kritik... “-Yollarda âdeta ruh ve sinir hastası haline geliyoruz... Yol medeniyet demektir... Yolun gitmediği yere bilginin, refahın, huzurun ulaşması mümkün değil...” (...Tayyip Erdoğan) S.Ö.Z. der ki; “-Herkesten aşağı ama kayaya şekil verecek kadar sert... Su gibi olabilir misin?...” (...Felsefe olayına nokta koyarken dediği müthiş S.Ö.Z.leri) iğnelik LATİFE Okuyanlar hoş dedi; Derdimize birebir... Dolu, değil boş dedi; Doğru söze ne denir! Pek beğenir Resul Bey, Yazmaya teşvik eder... Bu meyânda hânım hey! Tükenmez bizde hüner! Gerek yoktur taltîfe, ‘*İğnelik’ bir ihtârdır... Eylesek de latîfe, Gerçekten payı vardır! > (...Sefa Koyuncu) tebeşir tozu “-İnsanlar, nerede kuvvet görürse hak orada sanır... Oysa hak ile güç pek az birleşirler...” (...Jospeh Roux) ...gündemin kırıntıları 148 bin YTL’lik elektrik borcu ödenmeyen Turgat Özal’ın anıtmezarının ışıkları kesilmiş... Sorumlu ortada yokmuş, Ahmet Özal, “Muhatap bulamadım” demiş... Rahmetlinin değerini bu millet ancak ölünce anlamıştı... Anlaşılan o ki bu da unutulmuş... “Vefa” denen şey; anıtmezara sadece 5 kilometre uzaklıktaki bir semt artık... Bir film diyaloğu! WİLLİAM SOMMERSET: Ernest Hemingway, ‘Dünya güzel bir yer ve de uğruna savaşmaya değer’ demiş... Ben cümlenin ikinci yarısına katılıyorum... (...Seven filminden) Hoca Nasreddin bir gün! “Beni evlendiriyorlar” Bir gün, Hoca merhumu, Çağırırlar yemeğe. Tabii memnun olup, Kalkıp gider o eve. Bakar ki, çeşit çeşit, Sofrada yemekler var. Nefis su börekleri, Tereyağlı pilavlar. Çok da açtır, hemence, Girişir yemeklere. Lakin fazla kaçırır, Yemekleri bu kere. Eve gelip yatsa da, Tok karna uyuyamaz. Döner sağa ve sola, Bir türlü uyku tutmaz. Neden sonra uyuyup, Görür korkunç rüyalar. Sarmıştır etrafını, Komşu kocakarılar. Bunların arasında, Çok bunalır o zaman. Der ki: (Ne istersiniz, Çekin gidin yanımdan.) Ve lakin ayrılıp da, Gitmez kocakarılar. Aksine, daha fazla, Üzerine varırlar. Derler ki: (Birimizle, Şimdi evleneceksin. Aksi halde, yakanı, Bırakmayız biz senin.) O, (İstemem) dedikçe, Onlar ısrar ederler. (Mecbursun, birimizle, Evleneceksin) derler. Hoca, kan ter içinde, Bu kâbustan uyanır. Ve hemen hanımını, Dürterek uyandırır. Der: (Hanım, konu komşu, Beni evlendiriyor. Uyan da gözünü aç. Sana ortak geliyor.) (...Serdar Uyan)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT