BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müşteri memnuniyeti ve tüketici hakları lafta kalıyor

Müşteri memnuniyeti ve tüketici hakları lafta kalıyor

Bir yetkili teknik servise 07.08.2008 tarihinde telefonumu teslim ettim. Azami tamir süresi sonunda, yetkili firmaya değişim talebi gitti. Fakat aynı vurdumduymazlık ve bürokrasiyi bu sefer de servis uygulamaktadır. Müşteriyi cahil yerine koymaktadırlar. Müşteri memnuniyetini unutup âdeta oyuncak gibi oynamaktadırlar.



Bir yetkili teknik servise 07.08.2008 tarihinde telefonumu teslim ettim. Azami tamir süresi sonunda, yetkili firmaya değişim talebi gitti. Fakat aynı vurdumduymazlık ve bürokrasiyi bu sefer de servis uygulamaktadır. Müşteriyi cahil yerine koymaktadırlar. Müşteri memnuniyetini unutup âdeta oyuncak gibi oynamaktadırlar. Zira görüştüğüm yetkili firmanın müşteri temsilcisi, “telefonunuzun değişim talebi onaylandı, tedarik ve iade işlemleri tamamen servis noktasının sorumluluğunda” derken; servis ise, “firma bize ne zaman gönderir bilemeyiz, telefon gönderilecek, biz de onu size göndereceğiz” demektedir. Firmanın cevabını aktardığım zaman da, neymiş efendim, İstanbul’daki servis telefonu firmadan alacakmış, Ankara servise gönderecekmiş, onlar da bana gönderecekmiş miş miş miş... Veya telefon bulunamazsa fiyat farkı ile başka bir telefon... Bir kere fiyat farkını neye göre taleb edecekler, telefonun şu an fiyatı çok aşağıda. Hanımım 2.5 aydır telefonsuzdur. Emanet doğru düzgün bile çalışmayan bir telefon bulduk, ha bugün ha yarın diye. Mağduriyetimizin tazminini kim nasıl yapacaktır? 21. yüzyılda böyle olaylar niçin hâlâ olmaktadır? Bir telefonun tamir veya değişimini yüzüne gözüne bulaştıran servis ve üretici firmalar ne işe yaramaktadırlar? Bu kadar vurdumduymazlığa da pes artık diyorum. Müşteri memnuniyeti adına yapılan sadece ve sadece vurdumduymazlık ve bürokrasi, başka da bir şey yok... > Mehmet Akkaş >>> Lütfen bu saçmalığı düzeltin! Milli Eğitim Bakanlığı, Ek Ders Ücreti Yönetmeliği gereği, 100-150 öğrencisi, 4-5 Müdür Yardımcısı, bir Müdür Baş Yardımcısı ve bir Müdürü bulunan yatılı liselerde; Müdür ve Müdür Başyardımcısı haftada 30 saat, üzerinde 30-40 öğrenci sorumluluğu bulunan Müdür Yardımcıları da 22 saat ücret almaktadır. Buna karşın, 1000-1500 hatta 2000 öğrencisi bulunan ve okulun her şeyinden sorumlu olan İlköğretim Müdürleri haftada 20 saat, 300-400 öğrenci sorumluluğu bulunan Müdür Yardımcıları da 18 saat ücret almaktadır. Yani 2 bin öğrencinin sorumluluğunu taşıyan bir İlköğretim Müdürü, 30-40 öğrencinin işleriyle görevli Lise Müdür Yardımcısı kadar bile ücret almamaktadır. Böyle saçmalık olur mu? Lütfen bu adaletsizliği düzeltiniz. > H. Sarıkaya >>> Rahim Hoca bize ders olsun 01.10.2008 günü Türkiye Gazetesi Serbest Kürsü köşesinde yayınlanan ve içinde, azim, emek ve geleceğe yönelik umut bulunan bir yazı, beni duygulandırdı, umutlandırdı. Bunu gerçekleştiren Emekli Öğretmen Rahim Demirbaş’a tebrik ve teşekkürlerimi sunmak isterim. Rahim Hoca azimle çalışmış, çabalamış; evini barkını satmış ve bir alanı yeşille donatmış, ağaçla bezemiş. Bunun için binbir zorlukla karşılaşmış. Fidanları dikmiş, yağmur yağmamış, borularla su getirmiş, su yetmemiş vb. güçlükler yaşamış. Sonunda dikilen fidanların tuttuğu ve o alanın ağaçlandırıldığı anlaşılıyor. Rahim Demirbaş’ın bu çaba ve azminin herkese örnek olmasını diliyor ve adı geçen Emekli Öğretmenimize bir kez daha teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum. > Ahmet Sandal KAHRAMANMARAŞ >>> GEREKSİZ ve ÖLÇÜSÜZ harcamalarla hayatınızı karartmayın “Bütün tüketicilere sesleniyorum. Olmayan parayı harcamayın. Küresel krizlerin yaşandığı bu zamanda, aldığınız her kredi geleceğinizi ve hayatınızı ipotek altına alıyor. Harcamalarınıza dikkat edin. Hiçbir şey üretilmeden tüketilmez. Ama biz ülke olarak son 15 yılda üretmeden tüketen toplum olduk. Tükettiğiniz sizin hayatınız... Kredi kartına sarılıp bol bol harcamayın. Bu yılın ilk 9 ayında kredi kartı enflasyonu ve patlaması yaşandı. Halkımız korkunç boyutta kredi kartı ile harcama yapar oldu. Neticede ödenmeyen kart borçları yüzünden icra daireleri baş edemez oldu. Bankalar her ay 10-15 bin kişiyi kara listeye aldıkları halde, kredi kartının yaygın hale gelmesi için türlü çeşitli kampanyalar yapılıyor. Cazip gibi görünen bazı tekliflere kanıp hayatınızı karartmayın. Aylık yüzde 5.25 yıllık ise yüzde 107 faiz uygulanıyor, ruhunuz bile duymuyor. Lütfen kredi kartına ve kredi tuzaklarına düşmeyin. Çileyi çeken siz olursunuz. Lüzumsuz harcamadan kaçının. Şatafata kaçmayın. İsrafa yönelmeyin. Tüketicinin hak ve hukukunu koruyan yasalar mevcut ama, size tuzak kuranlar bu hak ve hukukun sizin lehinize işlememesi için ellerinden gelen çabayı sarf ediyorlar. Tek taraflı hazırlanmış sözleşmelerle canınızı yakıyorlar. İçi boş reklamlara aldanmayın.” > Mustafa Göktaş (ÇETKODER Genel Başkanı)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT