BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Handaki çaycıdan kim şüphelenecek ki?..

Handaki çaycıdan kim şüphelenecek ki?..

“Komiserim nedir mesele?.. Bir şey bilmeden bizi alıp buraya getirdiler. Neyle suçlanıyoruz? Kim bu vatandaşlar? Bizi size kim haber verdi? Bunları bilmek bizim de hakkımız değil mi?..”



O gece, taksi müşterisi olarak arabama binen ve “Bir iş hanından Harem terminaline filanca firmaya bagajı” olduğunu söyleyen yolcuyu taşımış, gece tarifesinden ücretimi, hatta fazla bagaj için de para alıp eve gitmiştim. Ertesi gün ise taksi durağına geldiğimde iki polisin beni aradığını görünce, o şüpheli yolcu ve bagajı sebebiyle olduğunu şıp diye anlamıştım ama artık geri dönüşü olmayan bir sürece girmiştik. Karakola vardığımızda dün gece bıraktığım yolcuyu gördüm. Bakalım bizi ne bekliyordu. Komiser hiçbir şey açıklamadan bana bu yolcu ve bagajı hakkında bildiklerimi anlatmamı söyledi. Ben de bildiklerimi olduğu gibi komisere anlattım. Bu arada şüpheli yolcudan ve orada anladığım kadarıyla benden davacı olan şahıs ifademe itiraz etti: -Hayır komiserim, bu taksici de bununla ortak imiş. -Ne ortaklığı beyefendi? Siz kimsiniz? Ben bu yaşımda tanımadığım bilmediğim bir insan için yalan mı söyleyeceğim. Adım belli, soyadım belli, taksim belli, durağım belli. Komiser araya girdi: -Bir dakika şoför bey. Seni buraya çağırmamızın sebebi sana iftira atmak değil. Konuyu aydınlatmak. -Komiserim, bakın yanımda taksi durağının sahibi arkadaşım da var. O esnada o da içeri çağrıldı. Taksi durağı sahibi arkadaş da mertçe arka çıktı: -O bu işe ortak ise, ben de ona ortağım. Beni de onunla bir tutacaksınız. Bizim kendinden emin duruşumuz karşısında, şüpheli yolcu ezik bir şekilde konuştu: -İfademi değiştiriyorum. Onlar benimle birlik değiller. Davacı olan şahıs da bizim takındığımız net tavır sebebiyle bir kanaat sahibi olmuş gözüküyordu. Ses çıkartmadı. Bu defa ben sordum: -Komiserim nedir mesele!? Bir şey bilmeden bizi alıp buraya getirdiler. Neyle suçlanıyoruz. Kim bu vatandaşlar? Bizi size kim haber verdi? Bunları bilmek bizim de hakkımız olsa gerek değil mi? “Elbette” dedi, komiser ve o davacı sıfatıyla orada bulunan şahsa “anlatın!” diye söz verdi. -Arkadaş, bu sizin yolcu olarak taşıdığınız kişi, bizim iş hanının çaycısıdır. -Çaycısı mı? -Evet... Ben de o hanın yöneticisiyim. Handan içeri anahtarıyla girmesi ve sizin de hiçbir şeyden şüphelenmemeniz bu sebeptendir. -Deri ticareti dediği o çuvallardaki ne? -Ne olacak? Çaycı ya, han içinde kendisinden kim şüphelenir ki? Gözüne kestirdiği ne varsa, çuvala doldurmuş. Oysa hepsi handaki esnafa ait. Yani siz taksinizde bir hırsızı taşımışsınız. Dolayısıyla bu konuda sizin de mesuliyetiniz var. Ben şaşkınlığımı üzerimden atamamışken, bizim taksi durağı sahibi arkadaş sordu: -Hem bu durumdan hem bizim taksiden gece vakti nasıl haberdar oldunuz? O esnada hiç dikkat etmediğimiz, bir kenarda oturan bir şahsı gösterdi: -O gece sizi bu görmüş. Hatta çaycı ile de selamlaşmış. Ama durumdan şüphe edince, sizin plakayı almış bana haber verdi. Bunun üzerine hemen harekete geçtik. Mesele anlaşılmıştı. Komiser dedi ki: -Zaten biz sizin böyle bir konuyla alakanız olmadığını biliyorduk. İfadede de sizi suçlamaktan vazgeçince sizin hırsızlıkla ilgili bir sorumluluğunuz kalmıyor. -Sağ olun komiserim... Gidebilir miyiz? -Gidebilirsiniz. Ancak size de görevde dikkatsizlik sebebiyle ilgili kanun gereği para cezası gelecektir. Bunu da bilin. Oradan ayrılırken doğrusu üzülmedim desem yalan olur. Aklanmanın sevincini yaşarken yolcudan aldığım paradan daha fazla ceza ödeyecek oluşuma da üzülmüştüm. Hakikaten çok geçmedi. Tam 145 YTL para cezası geldi. Gidip onu Mal Müdürlüğüne ödedim. O çaycı hırsız da, tam üç buçuk seneye mahkum olmuş. Diyeceğim o ki, biz gece gündüz resmi plakalarımızla, böylesi tehlikelere karşı ayan beyan ortada ekmek parası derdindeyiz. Bakın plakamızdan nerede olduğumuz şıp diye ortaya çıkıyor. Ama korsanlar hem böyle bir sorumluluk altında değiller kim olduklarını ha deyince kimse bulamaz. Hem müşterimize ortak oluyorlar. Hem de bizim gece tarifemizin kaldırılmasına sebep oluyorlar. Bu durum, işini dürüst yapan esnafın cezalandırılması değil mi? Rumuz: “Taksici”-İstanbul
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT