BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Temel’in yeri

Temel’in yeri

Adam, ehliyetini yenilemek için trafik şubesine müracaat etmiş. Hayli kalabalık bir kuyruğa girmiş, 2 saate yakın bekledikten sonra fotoğrafı çekilip ehliyeti düzenlenmiş... Adam, yeni ehliyetini eline alıp fotoğrafına bakmış.



Adam, ehliyetini yenilemek için trafik şubesine müracaat etmiş. Hayli kalabalık bir kuyruğa girmiş, 2 saate yakın bekledikten sonra fotoğrafı çekilip ehliyeti düzenlenmiş... Adam, yeni ehliyetini eline alıp fotoğrafına bakmış. “Perişan görünüyorum” demiş memur Temel’e, “-2 saat kuyrukta bekleyince insan böyle ezik ve yıkık çıkıyor..” Temel ehliyetteki fotoğrafa bakmış, “Önemli değil” demiş; “-Yolda polis arkadaşlar sizi durdurunca zaten öyle görüneceksiniz...” bizimkiler (...İhlas Fuar’dan Serkan Vatansever’in haberi) Bizim fuardan Tarım Dergisinin Reklam Müdürü Sedat Karadayı, tarım fuarına katılmak için Bursa’ya gitti... Gitmeden önce de standa asmak için büyük afişler yaptırdı... Dergide hayvan bölümü hazırlayacağı için afişe inek resimleri koydurttu... Sedat Abi standda büyük bir ilgiyle karşılaştı... Ama bir problem vardı... Standa gelenler Sedat Abi’den inek talep ediyorlardı... Daha şimdiden bir inek siparişi gelmiş... kritik “-Tartışmalarım oldu eşimle çünkü geçimsiz bir insanım... Hatta psikiyatrım uçlarda yaşayan biri olduğumu söyledi... Eşimle problemim kilolarım yüzünden değil...” (...Zerrin Özer) SÖZ’ün gelimi... Bir rahibe baştan ayağa örtündüğünde saygı görür... Tesettürlü bir Müslüman hanımı gören aynı insanlar onun baskı altında olduğunu düşünürler... -Garip değil mi?... ... Bir batılı kadın dışarıda çalışmak yerine evini tercih ettiğinde, çocukları ve evi için kendinden fedakârlık eden biri olarak saygı görür... Ama aynısını bir Müslüman hanım yaptığında, böyle yapmakla özgürlüğünü kısıtladığı düşünülür... -Garip değil mi?... ... Bir çocuk herhangi bir konuda ciddi bir yoğunlaşma gösterdiğinde, bu çocukta iyi bir potansiyel var denilir... İslami konularda bilgi edinmeye çok meraklı bir çocuğa ise problemli nazarıyla bakılır... -Garip değil mi?... ... Bir Hıristiyan militanı birini öldürürse, işlediği cinayeti ile mensup olduğu din arasında bir bağlantı kurulmaz... Ama bir Müslüman bir suç işlediğinde, O kişiden önce dini sanık sandalyesine oturtulur... -Garip değil mi?... (... “Garip ama Gerçek” yazısı Burak Özdemir’den) *iğnelik... > ZÜĞÜRT TESELLİSİ Global denen kriz, Bizi teğet geçermiş... Fakirmişiz zâten biz, Kriz zengin seçermiş! Ne gam koca bir yangın, Dünyayı sarıyormuş... Cinsmiş zira bu salgın, Parayı arıyormuş! Farklıymış bizde durum, Olmazmış hiç etkisi... Bu dâhiyane yorum, Tam züğürt tesellisi! > (...Sefa Koyuncu) tebeşir tozu “-Akılsız adam mutluluğu uzakta arar... Akıllı ise, onu ayaklarının altında bulur...” (...James Oppenheim) kadınlar&erkekler... Şehirde büyümüş delikanlı köyün birine gidip avlanmak istemiş... Köylü ona tüfeğini verirken “Aman dikkat et” demiş, “-Çiftlik hayvanlarına ateş etme...” Delikanlı tüfeği alıp ağaçların arasında yürürken bir keçiye rastlamış ve onu vurmuş... Ancak hayvanlar hakkında herhangi bir bilgisi olmadığı için köylüye koşup vurduğu hayvanı tarif etmiş... “Kapkara bir şey” diye başlamış tarife, “Uzun, biçimsiz bir suratı var... Çenesinde tüyleri olan şöyle pörtlek gözlü bir şey...” “Kahretsin” demiş köylü, “-Yahu sen bizim karıyı vurmuş olmayasın?...” S.Ö.Z. der ki; “-Erkek ne kadar konuşursa konuşsun geveze olamaz... Ama kadının sessizliği bile sağır edebilir...” (...Gideceği yeri biliyorsa kötü söz ağızdan çıkabilir diyerek yolladığı müthiş S.Ö.Z.leri) tuzaktan kumanda (...KANAL D-Esra Ceyhan’la) KADIN SEYİRCİ: Çocuğumuz olmuyor acaba kocam için bir sebze önerebilir misiniz?... STÜDYODAKİ UZMAN: Problem kocanızda mı hanfendi?... Hoca Nasreddin bir gün! “Bana değil, ata sor!” Bir gün, Hoca merhumu, Bir ata bindirirler. (Şöyle kırda bayırda, Bir dolaş da gel) derler. ... Fakat bu, çok azılı, Gayet huysuz bir atmış. Üstüne binenleri, Hep aşağı atarmış. ... Meğer Hoca merhumu, Bu ata bindirenler, Ona güya bir oyun, Oynamayı dilerler. ... Nitekim biner binmez, Huysuzlanır birden at. Ne gem tanır, ne dizgin. At değil, olur âfat. ... Bu ata bindiğine, Bin defa olur pişman. Lakin olan olmuştur, İnmeye yoktur imkân. ... At bir sağa, bir sola, Seğirtir deli gibi. Hoca, büyük korkuya, Kapılır tabii ki. ... Bakar ki, bu hayvanı, Zaptedemeyecektir. Üstünden düşmemeye, Artık gayret gösterir. ... Dizginleri bırakıp, Tam sarılır eyere. At, daha çok azar ve, Azgınlaşır bu kere. ... Onu, bu vaziyette, Görür bir tanıdığı. Ona takılmak için, Fırsat bilir bu ânı. ... Ve hemen aşağıdan, Hoca’ya seslenir ve, Der ki: (Hocam hayırdır, Bu sür’atle nereye?) ... Hoca o zor durumda, Der ki hemen o zata: (Sen bunu, bana değil, Gel de bir sor şu ata.) (...Serdar Uyan)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT