BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öğrenimöğretim ve eğitimin önemi 2

Öğrenimöğretim ve eğitimin önemi 2

Tarihte “Câhiliye Devri” denilen bir dönem vardır. Bu dönemde, Arabistân Yarımadası’nda, insanlar putlara tapıyor, fıçılarla içki içiyor, sabahlara kadar kumar oynuyorlardı. Yine o devirde kuvvetli olan haklı sayılıyor, kadınlar bir ticâret eşyâsı gibi alınıp-satılıyor, kız çocukları diri-diri toprağa gömülüyorlardı.



Tarihte “Câhiliye Devri” denilen bir dönem vardır. Bu dönemde, Arabistân Yarımadası’nda, insanlar putlara tapıyor, fıçılarla içki içiyor, sabahlara kadar kumar oynuyorlardı. Yine o devirde kuvvetli olan haklı sayılıyor, kadınlar bir ticâret eşyâsı gibi alınıp-satılıyor, kız çocukları diri-diri toprağa gömülüyorlardı. Elbette bunlardan rahatsız olan, memnûn olmayan akl-ı selîm sâhibi insanlar -az da olsa- mevcuttu ve bunlar Cenâb-ı Hakk’a tazarru’ ve niyâzda bulunuyor, bu karanlık gecenin bitmesi için âdetâ cân-hırâş bir şekilde yalvarıyorlardı. Tabîî ki Avrupa, Afrika ve Asya’da da durum Arabistân’dakinden farklı değildi. Hazret-i Ömer Efendimizin: “Biz, en zelîl bir kavim idik; Allahü teâlâ, bizi İslâmiyyetle azîz eyledi” sözü ne kadar mânidârdır. Yine Hz. Ömer’in (r.a.): “Câhiliye döneminde yaptığımız iki iş vardır ki, birine hâlâ gülerim; diğerine de hâlâ ağlarım” sözü de çok önemlidir. Bilindiği gibi bu iki şeyle kasdettiği, yolda tapınmak için yanlarına aldıkları putu, kıtlık olunca parçalayıp yemeleri ve kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeleri husûslarıdır. EĞİTİMDEN MAKSAT... Burada önce şunu ifâde edelim ki, geleceğimizin te’mînâtı olan çocuklarımızı ve gençlerimizi, millî, ma’nevî ve kültürel değerlere uygun olarak yetiştirmek, anne-baba, dede-nene, eğitimci, resmî, askerî ve sivil kuruluşlar, medya ve topyekûn toplum olarak hepimizin görevidir. Bizim kültürümüzde, terbiyenin, eğitimin gâyesi, iyi bir insan yetiştirmek ve bu insanı cemiyete faydalı hâle getirmektir. İslâm dîninde, çocuk ve genç terbiyesinden, eğitimden maksat da, çocukların ve gençlerin, Allahü teâlânın râzı olduğu, kulların beğendiği, âilesine, cemiyetine, milletine, vatanına, devletine ve insanlığa faydalı birer insan olarak yetiştirilmesidir. Bunların tahakkuku için, çocuklar ve gençler, çeşitli güzel vasıflarla donatılmalıdırlar. En son ve en mükemmel dîn olan İslâmiyette, ilme ve ilim adamlarına çok büyük değer verilmiştir. Mukaddes dînimizde okumanın önemi de çok büyük ve kitap sevgisi ise had safhadadır. Herkesçe bilindiği gibi, mahlûkâtın, yaratıkların en üstünü olan “insan”ların diğer varlıklardan mümtâz (seçkin), imtiyâzlı ve üstün olmaları, kuvvetle, vücut iriliğiyle, çok yemekle, yiğitlikle değil, îmân, takvâ, ilim, ahlâk ve edebe sâhip olmaları iledir. “Şerefü’l-insâni bil-ilmi vel-edeb, lâ bil-mâli ve’n-neseb: İnsanın şerefi ilim ve edebledir. Mâl ve neseble değildir” kelâm-ı kibârı (büyüklerin sözü), ne kadar mânidârdır ve konuyu ne güzel özetlemektedir? Bundan dolayı, en son ve en mükemmel dîn olan mukaddes dînimiz İslâmiyette, ilme, ilim adamlarına, kitâba, okumaya çok büyük önem verilmiştir. Yine “İlim rütbesi, rütbelerin en yükseğidir” hadîs-i şerîfi, ilim rütbesinin durumunu yeteri kadar ifâdeye kâfî olsa gerektir. [Şüphesiz ki bu konu, burada bir makâleye sığmayacak kadar geniştir. Şimdi burada sâdece bir nebze, târîhî gelişmeden bahsetmek yerinde olacaktır.] İLK GELEN VAHİY Bilindiği gibi, Sevgili Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), 40 yaşında iken, Peygamberliği henüz kendisine bildirilmeden önce, Mekke-i mükerremede Nûr dağındaki Hırâ mağarasında tefekkür ve ibâdetle meşgûl oluyordu. Mîlâdî 610 senesinde, Peygamberimiz yine böyle bir hâldeyken, uyanık iken, Cebrâîl aleyhisselâm gelip, Ramazân-ı şerîf ayının 17. gecesi, gece yarısından sonra, bazı karşılıklı konuşmaları müteâkip ilk emri getirmişti. Bilindiği üzere, bu gelen ilk vahiy, “Alak Sûresi”nin ilk beş âyet-i kerîmesi idi. Meâl-i âlîsi şöyledir: “(Ey Habîbim Muhammed! Her şeyi) yaratan, [Yaratıcı] Rabbinin (yanî Allahü teâlânın) adı ile oku. O, insanı alaktan (yani pıhtılaşmış kandan) yarattı. Oku, senin Rabbin, en büyük kerem sâhibidir. O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini O öğretti (yani öğretir).” Resûlullah Efendimiz de onunla beraber okudu. Sonra Cebrâîl aleyhisselâm; “Yâ Muhammed! Allahü teâlâ sana selâm söylüyor ve senin için; “Sen, benim, insan ve cinnîlere Peygamberimsin. Onları kelime-i tevhîde (lâ ilâhe illallah demeye) dâvet et!” buyuruyor dedi.” [İnşâallah bundan sonraki makâlemizde de bu konuya devâm etmek istiyoruz.]
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT