BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tasavvuf talebesi

Tasavvuf talebesi

Derviş, tasavvuf talebesi demektir. Allahü teâlâdan başka her şeyi gönlünden çıkarıp, İslâmiyete tam uyarak, gönlünü yalnız Allahü teâlâya bağlayan; güzel huylarla süslenmiş kimse demektir.



Derviş, tasavvuf talebesi demektir. Allahü teâlâdan başka her şeyi gönlünden çıkarıp, İslâmiyete tam uyarak, gönlünü yalnız Allahü teâlâya bağlayan; güzel huylarla süslenmiş kimse demektir. Fakirlikte rahat, zenginlikte sıkıntılı olur. Olayların değişmesi, onu değiştirmez. Başkalarının kusurlarına bakmaz. Hep kendi kusurlarını görür. Kendini hiç kimseden üstün bilmez. Dost, düşman, herkesi güler yüz ve tatlı dil ile karşılar, hiç kimse ile münakaşa etmez. Herkesin özrünü kabul eder. Dervişlik kılık kıyafet işi değildir. Onun için denmiştir ki: Dervişlik olsaydı tac ile hırka, Biz dahi alırdık otuza kırka Dervişlik, kalb kırmamaktır. Bunu yapabilen, Allahü teâlânın rızasına kavuşur. Dervişlik, bir gönül işidir. Gönlünü Allah sevgisiyle dolduran ve her türlü işini bu sevginin gereklerine uygun yapan, İslâm büyüklerini seven, onların terbiyesini kabul eden herkes derviş demektir. Sözünde sadık bir derviş, daima Allahü teâlânın büyüklüğünü, Ona karşı kulluğunu, küçüklüğünü düşünür. Kalbi kırık olarak hep Ona yalvarır. Yalnız Ona sığınır, yalnız Ondan yardım bekler ve kulluk vazifelerini tam olarak yapar. Kulluk vazifelerini yapmak demek; İslâm dininin emir ve yasaklarına tam uymak, her zaman Allahü teâlânın rızasına uygun olarak iş yapmak demektir. Dervişler yıllarca akli ve nakli ilimleri tahsil etmiş, kuvvetli bir iman ve ahlâk olgunluğuna ermiş, dış görünüşleri sade, alçak gönüllü, aza kanaat eden, herkese iyilik ve yardım için çırpınan, hoşgörülü, cefakâr, fedakâr, bir meslek ve sanat sahibi, fazilet örneği kimselerdi. İslâm ordularıyla birlikte harplere iştirak eder, kahramanlık örnekleri gösterirlerdi. Anadolu’nun fethi sıralarında, derviş gazilerin büyük hizmetleri görülmüştür. Bunlar, Anadolu’nun çeşitli köylerine gelip yerleşerek güzel ahlâklarıyla gönüller fethetmiş, yerli halkın İslâmiyeti kabul etmesinde önemli rol oynamışlardır. Zenciler, fellahlar saygı görmeleri için kendilerini Arap olarak tanıttıkları gibi, topluma yük olan işsiz güçsüz takımı da kendilerini derviş olarak tanıtmışlardı. Yunus Emre de diyor ki: Ben dervişim diyene iş bu yolda ar olmaz Derviş olan kişinin gönlü asla dar olmaz. Derviş gönülsüz gerek, sövene dilsiz gerek, Dövene elsiz gerek, halka beraber olmaz. Derviş bağrı taş gerek, gözü dolu yaş gerek, Koyundan yavaş gerek, derviş isyankâr olmaz. Yunus ere geldinse Er elini aldınsa, Ona gönül verdinse, artık o inkâr olmaz. * * * Hor görme onu bunu ki hiç kimse boş değil Kabahat araştırmak erenlere hoş değil. Derviş bilir dervişi Hak yoluna durmuşu Dervişler hüma kuşu çaylak ve baykuş değil. Dervişlik aslı candan geçer iki cihandan Haber verir sultandan bellidir yad kuş değil. Ey Yunus Hakkı bilen söylemez asla yalan İkilik ile gelen doğruyu bulmuş değil.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT