BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki damla yaş süzüldü...

İki damla yaş süzüldü...

Ertesi gün erkenden uyandı. Heyecanla bekliyordu adamı. Zaman ilerledikçe içini bir korku sarmıştı.



Ertesi gün erkenden uyandı. Heyecanla bekliyordu adamı. Zaman ilerledikçe içini bir korku sarmıştı. Ya vazgeçtiyse! diye düşünmeye başlamışken kapı vuruldu. Remzi gelmişti. Pardösüsünü giydi, hemen çıktılar. Notere gidip satış anlaşmasını imzaladılar. Oradan bankaya girdiler. Remzi parasını alıp saydı kadının eline. Her şey tamamdı artık, onca senedir oturduğu, her çivisinde alnının teri olan yuvasını satmıştı. - Dağıldık artık... diye geçirdi içinden içi burkularak. Remzi elini uzattı: - Hayırlı olsun, bugün mü boşaltıyorsun? - Akşama gideriz, bugün boşaltırım, zaten bir şey yok ki... diye mırıldandı. Parasını sıkı sıkıya göğsüne bastırıp yürüdü... Fahri’yi buldu. Kararını hayretle dinledi kocasının arkadaşı. Hele evi sattığını öğrenince kızdı biraz haber vermediği için. Ucuza gitmişti. - Olan olmuş artık, ne yapalım, gidelim eskici bir arkadaş var, onu alalım, eşyalara baksın, hay Allah, Seher bacı, böyle şey olur mu yahu? Durup dururken... Nereden çıktı şimdi bu?.. Öğleden sonraya kadar bitirdiler işleri. Eşyalar satılmış, denkler hazırlanmıştı. Fahri üzgün bir sesle: - Ben gelirim otobüs saatinde, benim el arabasıyla taşırız denkleri. Bekleyin... dedi. Şehnaz heyecanlıydı. Onun aklında ne Cengiz, ne de terk edip geride bırakacakları yuvası vardı. O hayallerinin şehrine gideceği için havalarda uçuyordu. Seher onun düşüncelerini anlıyor, belirsiz bir korkuyla gözlüyordu. Fahri gittikten sonra kızına döndü: - Ben babana gideceğim. Sen otur, bekle. Eşyalar ortada. Yeni ev sahibi her an gelir. * * * Afyon mezarlığı şehrin biraz dışındaydı. Otobüsle çıkışa kadar gelmiş, oradan gerisini yürümeye başlamıştı. Ayakları, beli, kolları ağrıyordu. Bütün geceyi eşya toplayarak geçirmiş, yatağa girdiği iki saatlik zamanda da uyumamıştı. Mezarlığın demir kapısından usulca süzüldü. Şehrin en yeşil yerlerinden biriydi burası. İçeri girer girmez uzun servilerin hışırtılarıyla birlikte bir serinlik çarpmıştı yüzüne. Sanki birkaç saat önce yaptığı her işte acele eden o değilmiş gibi sakin bir şekilde yürüdü. İki tarafta yer alan mezarlar arasından en uca doğru gitti. Beş, altı metre ötesindeki kahverengi toprak yığınını gördüğü zaman bir anda dudaklarının ucuna kadar geliveren hıçkırığını zor zaptetti. Eğildi hemen baş ucuna, çömeldi... Bildiği duaları okudu... - Şimdilik gidiyoruz... Bir müddet yalnız kalacaksın burada. Sonra yeniden geliriz. Seni tek başına bırakmayız bu şehirde. Cengiz üzdü beni Reşat... Gitti. Karışık işler peşinde. Onu kurda kuşa yem etmeyeceğim, peşinden gidip bulacağım. Kızın desen... Hep korkardık bunların geleceğinden. Başımıza mı geliyor ne? Yavaşça söylendi: - İşte böyle Reşat... Gece gündüz didinip uğraştığımız evimizi sattım, ama nedenlerini söyledim sana, ya ne yapsaydım, bıraksaydım da gitse miydi oğlumuz? Benim yerimde sen de olsan ayni işi yapardın. Bir müddet konuşmadan oturdu. Yirmi metre aşağıdaki çeşmeye yürüdü. Abdestini tazeleyip yeniden döndü. Kur’an-ı kerim okudu bir müddet de. Sekiz yaşındayken gitmişti köy imamının açtığı Kur’an kursuna. Köydeki en yetenekli öğrenciydi. On iki yaşında iki kere hatim indirmişti. Reşat öldükten sonra da yatmadan önce her gece okuyordu. Ta ki Cengiz’le tartışana kadar... - Haydi artık hoşça kal Reşat. İki damla yaş süzüldü yanağına. Başını kaldırdı vakur bir tavırla. İçindeki oğlunu bulma isteği sanki hayata karşı bir başkaldırışmış gibi kararlı yapıyordu onu. Mezarlıktan çıktığı zaman güneş öğlenki kadar olmasa bile yine yakıyordu ortalığı. Otobüs biletini almışlardı. Zor bulmuştu o kadar eşyayı götürecek arabayı. Hemen otobüse atladı, eve döndü. Şehnaz eşyaların başında oturuyor, babasının aldığı kaset çaları toplanan eşyanın arasından çıkarmış, dinliyordu. Remzi Fahri’den önce geldi anahtarı almak için. Acı bir gülümseme ile uzattı Seher. - Güle güle otur, kullanışlı evdir. Bahçesine iyi bakın, çiçekleri yolmayın, çok güzel kokar baharda burası. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT