BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nasıl bir belediye

Nasıl bir belediye

“Göç bir vakadır, kabulleneceksiniz” diyen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, “O zaman öncelikle hangi şehrin nereden, ne kadar göç aldığının envanteri yapılmalı. Gelen insanlar kendi istedikleri yerde değil, belli bir plan ve program çerçevesinde, belediyelerin istedikleri yerde iskan edilmeli” dedi.



Başlarken Amaç, halka hizmet. Kim yapmalı? Mahalli idareler. Nerede? Mahallinde. Ancak Türkiye’de mahalli hizmetleri, belediyeler değil devlet yerine getiriyor. Gelişmiş ülkelerde kamu yatırımlarının yüzde 70’ini mahalli idareler yapıyor. Bizde ise yüzde 20’sini!.. Hizmetin yüzde 80’ini üstlenen devlet, aşırı merkeziyetçi idari yapısı yüzünden halka hizmet veremiyor. Kaynaklar verimli kullanılmıyor; işler savsaklanıyor. Belediyelere yetki, kaynak ve kadro verilmiyor. Devletin, bölücülük, kaynak azalması gibi korkuları var. Bu yüzden yetki devrine yanaşmıyor. Peki ya halka hizmet? O hep gözardı ediliyor. Türkiye’de kamu personelinin sadece yüzde 10’u yerel yönetimlerde çalışıyor! Bu oran ABD’de yüzde 60, Japonya’da yüzde 65, Norveç ve İsveç’te yüzde 70. Gelişmiş ülkelerde mahalli idareler vergi topluyor, yatırım yapıyor, hizmet veriyor. Peki hangi oranda? Almanya ve İngiltere’de yüzde 34 civarında. Danimarka’da yüzde 40, İsveç’te yüzde 46, Norveç’te yüzde 54, İtalya’da yüzde 60. Türkiye’de yapılanı yüzdeye vurmaya bile gerek yok. Oysa başkanlar yetki istiyor, kaynak istiyor ve denetim istiyor. “Yükün altına girmeye hazırız” diyorlar. İstismarlar olabileceğini, bunun da iyi bir denetimle ortadan kaldırılabileceğini belirtiyorlar. Büyükşehir Belediyelerimizin tecrübeli başkanları ile belediyelere yetki ve kaynak devrini, sorunları ve çözüm yollarını konuştuk. Bakanlar Kurulu’na gelen, yakında Meclis’te tartışılmaya başlanacak olan “Mahalli İdareler Kanun Tasarısı” öncesinde konuya ışık tutacağımızı sanıyorum. A.İ.G. Göç durmaz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, tecrübeli bir belediyeci. Durak’la, biri makam otomobilinde olmak üzere iki kez görüştük. Şehri gezerken bir yandan da sorularımızı yönelttik. Aytaç Durak, Türkiye’nin demokrasi sınavını önce mahalli idarelerde geçmesi gerektiğine inanan bir insan. Yaptığı özelleştirmelerle öne çıkan Durak, itfaiye, zabıta hizmetleri, Teftiş Kurulu ve Başkanlık makamı dışında her şeyi özelleştirmiş. 29 dalda özelleştirmeye giden Durak’ın en önemli eseri ise 70 bin konuta ulaşan Yeni Adana Projesi. 200 bin konuta tamamlanacak olan Yeni Adana’da dar gelirliler için de ucuz konut üretiliyor. - Sayın Durak, yıllardır Adana’da Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyorsunuz. Belediyeciliğin ‘duayeni’ sayılırsınız. Sizce şehirlerimiz düzenli ve planlı bir şekilde gelişiyor mu? - Ben başkanlıktan önce, 4 dönem de Adana Belediye Meclisi üyeliği yaptım. Belediyenin meselelerine vakıf olacak bir deneyimim daha vardı. Bunca tecrübeden sonra ulaştığım nokta şu: Türkiye’de belediye başkanlığı yapmak son derece zor. Bu şartlar altında belediye hizmetlerinde başarılı olmak adeta imkansız. Kim ortalığı toz pembe gösterirse yanlış yapar. Aslında Türkiye’de hiç kimse şehirlerin düzenli, imarlı, altyapılı, estetik bir şekilde geliştiğini iddia edemez. Ben de dahil. Sebebi sonuçları ile görülmektedir. Son 50 yıldır Türkiye’deki büyük belediyelerin tamamına yakınının imar planları var. Ama bu imar planlarına göre imarlı bir gelişme yaşandığını kimse iddia edemez. Büyük şehirlerimizin çok büyük bölümü kaçak yapılarla, gecekondularla doluşmuştur. Düzensiz, altyapısız bir gelişme sergilenmiştir. Bunlar çarpık kentleşmenin en belirgin örnekleridir. Bunların ana sebebi şehirlerimizdeki aşırı nüfus artışıdır. 50 yıl geriye gittiğimizde şehirli nüfusun 14-15 milyon civarında olduğunu görürüz. İstanbul’un nüfusu dahi 1950’lerde 1 milyon civarındaydı. Demek ki aşırı bir nüfus artışı var. Artan nüfus, genelde kırsal kesimden gelen, ekonomik ve kültürel yönden şehir kültüründen yoksun fakir insan çoğunluğudur. Şehirlerimiz bu yükü taşıyamadı. Hiçbir zaman da buna hazırlıklı olmadı. Bu aşırı nüfusu yeni yerleşim alanlarına düzenli şekilde yerleştirme hedefinde büyük ölçüde başarısız olundu. İkinci sebep, son 50 yılda hızlı nüfus artışından doğan kentlerin çarpık ve düzensiz olması, günümüzde belediye hizmetlerinin de tıkanmasına sebep oluyor. - Belediyelerin kaynakları yeterli mi? Dünya ile gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımızda ortaya nasıl bir tablo çıkıyor? - Aslında kimse hayal görmesin derim. Batı ülkelerinde 250-300 yıldır şehirlerin nüfusu sabit. Şehirler büyümüyor. 200 yıl öncesi itibariyle de şehirlerin altyapısı tamamlanmış. Bugünkü belediye yönetimleri yeni bir şehirleşme veya şehrin altyapısı konusunda sıkıntıya girmiyorlar. Öyle bir meseleleri yok. Şehirlerde oturan insanlar da ekonomik ve kültürel yönden varlıklı, şehir kültürüne sahip insanlar. Batıda devlet de zengin. Şehirlere ayrılan pay, neredeyse devlet gelirlerinin yüzde 50’si dolayında. Türkiye’ye bakıyorsunuz. Tam tersi bir durum var. Devlet yüzde 10’un altında bir pay veriyor. Mevcut şehirler altyapısız, çarpık ve düzensiz. Bir de aşırı nüfus artışı var. Artan nüfus da ekonomik ve kültürel yönden fakir fukara insanlar. Bu sorunların altından bu paralarla kalkmak inkansız. Ben 1984 yılında ilk kez aday olduğumda halka, “Bugünkü bütçe ile bugünkü şartlarda belediyelerde hizmet vermenin zor, hatta imkansız olduğunu” söylüyordum. Siyasi partilerimiz hedef olarak, belediyelerin güçlendirileceğini, yetkilerinin artırılacağını, maddi yönden destekleneceğini tüzüklerine koymuşlardır. Hatta iktidar olduklarında koalisyon protokollerine de koyarlar. Her siyasi partinin hedefleri arasında bunlar var. Ancak iktidara geldikten sonra, -biri hariç- bugüne kadar hep yetkiler daraltıldı; ekonomik sıkıntılar belediyelerin üstüne yüklendi. Rahmetli Turgut Özal döneminde, 1984-89 arasında belediyeler altın dönemini yaşadı. Belediyeler ekonomik yönden desteklendiği gibi, yetki açısından da takviye edildi. Bir imaj ve vitrin değişikliği oldu. Ama ne var ki daha sonra belediyeler yine bir gerileme yaşadı. Bugünkü hükümetin programında hedef olarak bunlar var gözüküyor. Hatta yerel yönetimler reformu gibi, -reform sayılma iddiası ile- bir de fikir ortaya atıldı. Ama görüyoruz ki bu yeni kanun taslağında büyük hedefleri vuracak, belediyeleri güçlendirecek, şehirlerimizi bu açmazdan kurtaracak bir pırıltıya rastlamak mümkün değil. Talihsiz bir dönem yaşanıyor. Depremi yaşadık. Ekonomik açıdan Türkiye bir darboğaza giriyor. Diğer yandan Avrupa Birliği’ne katılabilme ümidi ile hükümet radikal tedbirler alıyor. Tasvip edebileceğimiz bu kararlar aslında yeni sıkıntıların da habercisi oluyor. KABULLENECEKSİNİZ - Ülkemizdeki yoğun göç sonucu büyük şehirlerimizin nüfusu katlanarak büyüyor. Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen göçü göğüsleyip istihdam sağlayacak, “kalkan şehirler” oluşturulabilir mi? - Bu konuda benim çözüm önerim şu: Göçü durdurabilirseniz ne ala. Ama ben göçün durdurulabileceğine inanmıyorum. Göç bir vakadır, kabulleneceksiniz. O zaman öncelikle hangi şehrin nereden, ne kadar göç aldığının envanteri yapılmalı. Gelen insanlar kendi istedikleri yere değil de, belli bir plan ve program çerçevesinde belediyelerin istedikleri yerde iskan edilmeli. Aksi halde, kırsal kesimden gelen insanların şehirlerin varoşlarına gelişigüzel yığınlar halinde yerleşmeleri ilerde içinden çıkılmaz daha büyük problemlere sebep oluyor. Bunun için başta Toplu Konut İdaresi’nin, rahmetli Turgut Özal zamanında başlattığı etkin destek kampanyası devam etmeli; belediyeler de kırsal kesimden gelecek insanların oturacağı alanları planlayarak altyapısını önceden hazırlamalı. Bu konutların bir kısmı göçle gelen insanlara verilirken, diğerleri de gecekonduda oturanlara ve dar gelirlilere tahsis edilmeli. Devletin bu desteği olması halinde şehirlerimiz imarlı, planlı ve düzenli yapılaşmaya geçer. Altyapısı hazır olan bu mahallerde oturan insanlar arasında da problem yaşanmaz, polisiye vaka olmaz, teröre alet olmazlar. Aytaç Durak Kİmdİr? Aytaç Durak, 1938 yılında Adana’nın Karaisalı ilçesinde dünyaya geldi. Tüccar bir ailenin 6 çocuğundan ikincisiydi. İlk ve orta öğrenimini Adana’da yaptıktan sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’ne girdi ve 1963 yılında mezun oldu. Önce DSİ Adana İçme Suları Şefi, ardından YSE Adana İl Müdürü olarak görev yaptı. Yedek subay olarak yaptığı askerlik dönüşünde, yüksek mühendis olan iki kardeşi ile Adana’da inşaat müteahhitliğine başladı. 2 binin üzerinde konut inşa ettiler. 1973-1980 yılları arasında dört dönem Belediye Meclis Üyeliği yaptı. 1984 yılında ANAP’tan aday olarak Adana Belediye Başkanlığı’na seçildi. 1987-89 yılları arasında Türk Belediyecilik Derneği Başkanlığı’nı da yürüttü. 1989 yılında serbest müteahhitliğe dönen Aytaç Durak, 1994’te yeniden Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandı. 18 Nisan 1999 seçimlerinde üçüncü kez seçilen Durak, birçok ilklere imza attı. İki çocuk babası olan Aytaç Durak, Adana Demirspor Kulüp Başkanlığı’nı da yürütüyor. DEVAM EDECEK
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT