BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ordumuzu kışlasında seviyorlarmış

Ordumuzu kışlasında seviyorlarmış

Genelkurmay Başkanımız, bazı gazetelerin, terör konusunda takındıkları tavrı, sert bir üslûpla eleştirdi. “Dökülen kana ortak olmayınız!” dedi. İlker Başbuğ Paşa, bana göre çok haklı. Ordumuz bütün çekişmelerin, siyasî ihtirasların üstünde tutulmalı.



Genelkurmay Başkanımız, bazı gazetelerin, terör konusunda takındıkları tavrı, sert bir üslûpla eleştirdi. “Dökülen kana ortak olmayınız!” dedi. İlker Başbuğ Paşa, bana göre çok haklı. Ordumuz bütün çekişmelerin, siyasî ihtirasların üstünde tutulmalı. Bunun sayılamayacak kadar faydaları var. Çünkü vatanımızın, milletimizin, istiklâlimizin ve bütün hürriyetlerimizin teminatı, ordumuzun varlığına ve gücüne bağlı. Ben, yeni kurulan Türk Cumhuriyetlerine on defa gidip geldim ve onlarla ilgili yüz bir TV programı hazırladım ve sundum. O münasebetle öğrendim ki Ruslar, koskoca Türkistan topraklarına, âdeta ellerini kollarını sallayarak, (bir mesire yerine gider gibi) girmişler. Türkistan istilasında, Rus ordusunun kaybı sadece elli asker olmuş. Ordusu dağılan, ordusu olmayan Türkistan, en az 130 yıl, Rusya imparatorluğunun esareti altında sömürüldü. Sekiz milyonluk Azerbaycan, topraklarının %20’sini, dört milyonluk Ermenilere kaptırdı. Çünkü Azerbaycan’ın ordusu yoktu. Elli bin Rus askeriyle birlikte Azerbaycan’a saldıran Ermeni birlikleri isteselerdi bütün Azerbaycan’ı işgal edebilirlerdi. Ordusuz millet, ordusuz devlet, ordusuz vatan olmaz. Başbuğ Paşa’nın sert çıkışından sonra, bazı köşe yazarlarımız demokrasiden, basın hürriyetinden, şundan bundan bahsetmeye başladılar. “Biz, orduyu kışlasında seviyoruz!” dediler. Ordu elbette kışlasında olmalıdır. Kışlasından çıkan ve günlük siyasî çekişmelerin içerisine giren orduların, dünyanın her yerinde güç kaybettiklerini ve kendi ülkelerinde, âdeta bir müstevlî ordu durumuna düştüklerini bilmeyen mi var? Ancak “Biz orduyu kışlasında seviyoruz!” diyenlerle onların ağa babaları, 27 Mayıs 1960 askerî darbesini yaptırmak, yani ordumuzu kışlalarından meydanlarımıza çekmek için en hayâsızca yollara başvurmuşlardı. Devlet hayatımızın ve demokrasimizin çarkı 27 Mayıs 1960 darbesiyle kırıldı. Dün, meydanlarımıza dökülerek; “Ordu! Ordu! Çok yaşa!” diye yırtınanlar ve; “Ordu+gençlik+CHP=İktidar!” gafletiyle, ordumuzu zorla siyasetin içine çekenler, tarih karşısında suçludurlar. Onlar, ordumuza da milletimize de ihanet etmişlerdi. Rüzgâr ekenler, fırtına biçeceklerini düşünmeliydiler, düşünmelidirler.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT