BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sansür”lü yazı

“Sansür”lü yazı

ABD anayasasında “Bill of Rights” adı verilen, 1791’de yürürlüğe girmiş, on maddelik bir ilâve bölüm vardır.



ABD anayasasında “Bill of Rights” adı verilen, 1791’de yürürlüğe girmiş, on maddelik bir ilâve bölüm vardır. “İnsan Hakları Beyannâmesi” diye tercüme edebiliriz. Bu beyannâmenin birinci maddesi şöyle der: “Kongre herhangi bir dini yerleştirmek üzere yahut herhangi bir dinin yaşanmasını engelleyici yahut konuşma ve yayın hürriyetini kısıtlayıcı yahut halkın toplanma hürriyetini yasaklayıcı yahut vatandaşın, yanlışların devlet tarafından düzeltilmesini isteme hakkını elinden alıcı kanun yapamaz.” Güzel sözler... Dünya yüzünde kime sorsanız herhalde Amerika’yı yeryüzünün en hür, en serbest ülkelerinin başında gösterir. Ama bakın neler oluyor burada da? Konuşma ve yayın hürriyeti... “Bill of Rights”ın ilk maddesi ile teminat altına alınan vatandaşlık hakkı. “Sansür yok!” mânâsına gelen bir madde. İstediğini söyle, istediğini yaz, sansür yok! Halbuki burada da sansür var. Washington’dan gelen emirlerle sansür uygulaması artık yok, zaten Washington’a gerek de yok, eyaletler içerisinde çalışan mekanizmalar var. Sansür, zararlı bulunan eserlerin okul kitaplıklarına, dershânelere, halk kütüphânelerine sokulmaması, mevcutların toplattırılması şeklinde oluyor. Zamanında ABD sınırlarından içeri sokulmayan, devlet eliyle yasaklanan kitaplar da olmuş. Meselâ, 1929’da Jean Jacques Rousseau’nun “İtiraflar”ının, halkın ahlâkını bozuyor diye ülkeye girişi yasaklanmıştır. Sonra James Joyce’un, 20’nci yüzyılın en iyi romanlarından kabul edilen eseri Ulysses 1918-1933 yılları arasında müstehcen olduğu gerekçesiyle gümrük kapılarından sokulmuyordu. Voltaire’in Candide’i yine aynı sebeple 1930’larda ülkeye giremiyordu. Eyaletlere göre, sansüre takılan kitapların adlarını versem şaşarsınız. Meselâ, Kırmızı Başlıklı Kız masalının yasaklı kitaplar listesinde olabileceği hiç aklınıza gelir mi? 1990’lı yılların başında birçok eyaletin farklı okul bölgelerinde bu masal yasaklanmıştır, en fazla yasaklanan 24 kitap arasındadır. Sebep ise, bizim küçük kırmızı başlıklı kızın büyükannesine götürdüğü sepette pasta ile bir şişe şarap vardır. Çocukları alkole alıştırıyor gerekçesiyle yasak kararı alınmıştır. Bunu öğrenince hatırladım: Bir kaç sene önce Kırmızı Başlıklı Kız’ın memleketimizde yeni basılan nüshalarından birini çocuklarım için almıştım, hangi yayınevinin baskısı hatırlamıyorum. Okurken nineye giden hediye sepetinde şarap şişesi olduğunu gördüm. Şaşırdım, bu da nereden çıkmıştı? Küçücük çocuklara hitabeden bir masalda bu ne münasebetsizlikti? Ormanda yaşayan nine her şeyi bıraktı da şarap mı içiyordu? Bu masalı çocukluğumuzda bizler de okumuştuk, değişik yayınevlerinin bastığı kitaplardan pek çok defa okumuştuk, hiç birinde şarap yazmıyordu. Kek, çörek falan vardı sepette. Amerika’daki hadiseyi öğrenince anladım. Meğerse Grimm Kardeşler’in orijinal eserinde sepette “şarap” varmış, bizim ülkemizde eskiden yapılan tercümeler onu sansüre tâbi tutup değiştirmişler, yeni mütercimlerimizin bazıları demek ki “aslına sâdık” kalıyor. Artık sadakatten midir, Avrupa Topluluğu kompleksinden midir, bilinmez. Öyle anlaşılıyor ki, masal İngilizce’ye de aslına sâdık kalınarak çevrilmiş ve bazı eğitimcilerin hoşuna gitmemiş. Halbuki öyle hoş bir masalı yasaklayacaklarına İngilizce’ye çevirirken şarap yerine şurup deseler, elma suyu, üzüm suyu deyiverseler daha iyi olmaz mıydı? Yine bazı okul kütüphânelerinden ve müfredatlarından çıkarılan eserler arasında Mark Twain’in Tom Sawyer’i ve Hucleberry Finn’i var. Sebep ırkçılık telkin ediyorlar diye. Halbuki ikisi de ırkçılığa karşı durmak için yazılmıştı. John Steinbeck’in Fareler Ve insanlar’ı var, şiddet ihtiva ettiği ve küfürlü dil kullanıldığı için. Okullardan çıkarılan kitaplar arasında İncil de var, ister inanın, ister inanmayın. Sebep ise, mündericatında çocuklara hitabetmeyen müstehcen hikâyeler olduğu için. Yine Shakespeare’nin bazı eserleri bazı okul bölgelerinde yasaktır. Amerika’da son yıllardaki sansür genel ahlâka aykırı bulunan şiddet, korku, vahşet, sihir, cinsî sapıklık, müstehcenlik, ırkçılık ihtiva eden kitaplara; ya da küfürlü, argo dille yazılan eserlere uygulanıyor. Yirminci asrın ilk yarısında siyasî meseleler yüzünden de yasaklanan eserler olmuş. Meselâ, Lenin’in Devlet ve Devrim kitabına “yıkıcı yayın” olduğu gerekçesiyle 1954’te yasak getirilmiş. Yine Amerikan Savaş Bakanlığı 1918’de Amerikan Kütüphâneler Birliği’ne barış yanlısı, savaş aleyhtarı kitapların toplattırılması direktifini vermişti. Askere alınmaya “hayır” diyen, ordunun icraatına muhalefet etmek için yazılmış broşürleri basanlar, dağıtanlar hapse atıldı, cezaları Yüksek Mahkeme tarafından onaylandı. Bu çeşit siyasî-askerî sansürler artık yok, artık ABD kitaplardan ürkmeyecek, düşünce ürünlerini devlet eliyle toplattırmaya tenezzül etmeyecek kadar kendisini güçlü hissediyor. Fakat yukarıda saydığım konularda halen -eyaletlere göre değişen- sansür uygulaması yapılmaktadır. Buna karşı şiddetli kampanya yürütenler de var. Ne yapalım, bu işler her yerde böyle. Hepimiz aynı dünyanın insanlarıyız, birbirimize benziyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT