BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pasifik’te açan çiçek

Pasifik’te açan çiçek

Peki, doğumunun üzerinden 150 yıl geçen, Türkiye’de, kendi ülkesinde olduğundan daha fazla tanınan, adına sokaklar ve mekânlar kurulan Pierre Loti kimdir? Gerçekten, bahsedildiği gibi “Türk dostu” mudur?



Geçen yüzyılın başlarında, Avrupa’nın Türkler’i dışladığı bir dönemde Türkiye’nin önemini anlatmaya çalışan Fransızlar’ın ünlü romancısı Pierre Loti’nin, Fransız devlet adamı Louis Barthou ve bazı yakınlarına yazdığı 525 mektuptan oluşan bir koleksiyonu Kültür Bakanlığı satın aldı haberi ulaştı bize. Mektupları, Türkçe tercümeleri ile birlikte bastırmak için çalışmalar başlatan Kültür Bakanı İstemihan Talay, yazarın 150. doğum yıldönümü sebebiyle Pierre Loti’ye daha geniş bir pencereden bakmayı amaçlıyor. Bu çerçevede, Geçen cuma günü, Fransa’dan Rochefort Müzesi Müdürü ve Pierre Loti Derneği Başkanı’nın katılımıyla, özellikle genç neslin yazar hakkında bilgilendirilmesini sağlamak amacıyla Ankara’da bir toplantı yapıldı; bu etkinliğin devamı olarak, 4-5 Mayıs’ta Fransız ve Türk uzmanların katılımıyla İstanbul’da bir sempozyum düzenlenecek. Yazarın hatıralarını yaşatmak amacıyla Eyüp’te Dokümantasyon ve Araştırma Merkezi oluşturulacak, 1920’lerde kurulup 1930’larda kapanan Pierre Loti Dostları Derneği yeniden kurulacak. TÜRK DOSTU MU? Peki, doğumunun üzerinden 150 yıl geçen, Türkiye’de, kendi ülkesinde olduğundan daha fazla tanınan, adına sokaklar ve mekânlar kurulan Pierre Loti kimdir? Gerçekten, bahsedildiği gibi “Türk dostu” mudur? Fransız yazarı. 1850’de Fransa’nın Rochefort şehrinde doğdu ve 1923’te Hendaye’de öldü. Mezarı, atalarının Oleron’daki evinin bahçesinde, kendi seçtiği bir yerde “defneler ve sarmaşıklar” altındadır. Esas ismi Louis-Marie Julien Viaud’dur. Doğu seyahatleri esnâsında “Loti” soy ismini aldı. Loti, Pasifik’te yetişen bir çiçek ismidir. Protestan ve soylu bir âiledendir. Deniz subayı olarak savaş gemilerinde çalıştı. 1891 yılında Fransız Akademisi üyesi oldu. İstanbul’a birkaç kere geldi. Kendisine büyük bir şöhret sağlayan “Aziyade” romanını Hasköy’de kirâladığı bir evde kalırken 1879 yılında İstanbul’da yazdı. Eserde, hayâlinde geliştirdiği Aziyede adlı bir Çerkez kızını anlatmaktadır. Kendini sevenler tarafından İstanbul Divanyolu’nda kaldığı eve, evin bulunduğu sokağa ve Eyüpsultan Kabristanı civârında bulunan tepedeki kahveye ismi verildi. TÜRKİYE’YE DESTEK Pierre Loti, Doğu seyahatleri sırasında, Doğu medeniyetini yakından tanıma fırsatını buldu. Türk dostu görüntüsünü ömrünün sonuna kadar muhâfaza etti. Balkan Savaşı sırasında yazı ve makaleleriyle Avrupa kamuoyunda zulme uğrayan Türkler’i savundu. Özellikle, Yunanlılar’ın İzmir’e çıktığı 1919 yılında Avrupa’yı sert bir biçimde eleştiren Loti, aleyhimize olan havayı lehimize çevirmek için çok gayret sarf etti. Pierre Loti, bir taraftan Türkler’i överken, Türk kadınlarına karşı olan zaafını da inkar etmez. Hatta eserlerinde bu konuyla ilgili bölümlere de rastlamak mümkündür. Batı hayranları, onun Hasköy’deki evini ve civarını değil de Eyüpsultan’ı ziyaret ettiğinde uğrayıp çok sevdiği yerlerin adını değiştirip, Pierre Loti’nin ismini vermişlerdir. Türk, Şark’ın ışığıdır Pierre Loti, bir yazısında Türkler’i şöyle tarif ediyor: “Türk, asiller asilidir. Sun’î olmayan bu pek gösterişli ve yüksek asâlet; ona Allah’ın hediyesidir. Sâdelik içinde ihtişâmı, sükûnet içinde belâgati, durgunluk içinde duygulu bir hayâtiyetle kibar hakikatleri aksettiren yegâne millet Türkler’dir. Şark, hülyâ ve efsâneler âlemidir. Türk; o rengârenk âlemin gözü, ışığı, dili ve yaşayan hakîkatidir. Türk’ü anlamamak için târihe gözü kapamak gerekir. Haksız hücumlar ve pespâye iftirâlar önünde Türk’ün vekârı, hiç şüphe yok ki körlere acıdıklarındandır. Bu asîl davranış, o zelîl iftiralara ne beliğ bir cevap oluyor!..” Romantik tasvirler Pierre Loti’nin eserleri romantik ve renkli tasvirlerle süslüdür. Yazılarında insan ve tabiattaki diğer canlıların ölümden ibaret olmayışından dolayı duyduğu kırgınlık ve yalnızlık duygusu görülmektedir. İstanbul’da yazdığı “Aziyade” romanına benzer “Rarahu” romanını da Tahiti’de yazmıştır. Japonya ile ilgili olarak kaleme aldığı “Madame ChrjsanthÇme” isimli eseri de tanınmıştır. Au Maroc (Fas, 1890), Fantôme d’Orient (Doğu Hayâleti, 1892), Les Derniers Jaurs de Päkin (Pekin’in Son Günleri, 1901), L’inde Sans Lesanglais (İngiltere’nin Bulunmadığı Hindistan, 1904), Vers Irfahanö (Isfahan’a Doğru, 1904), La Turquie Agonisant (Can ÇekişenTürkiye, 1913), La Mort de Notre Chere France en Orient (Sevgili Fransa’mızın Doğu’daki Ölümü, 1920), La Turquie Bien Aimee (Sevgili Türkiye, 1910) diğer eserleri... YORDAM Düşümde aşk ile karşılaştım... İnsanı arıyordu. Uyandım, insan ile karşılaştım... Aşkı arıyordu. Özdemir ASAF HAFIZA İsmail Habib Sevük (17 Ocak 1954) Edip Ayel (17 Ocak 1957) Mustafa Şekip Tunç (17 Ocak 1958) Osman Turan (17 Ocak 1978) Nihat Sırrı Örik (18 Ocak 1960) Enver Ziya Karal (18 Ocak 1982) Yesari Asım Arsoy (19 Ocak 1992) Kemal Bilbaşar (21 Ocak 1983) Oktay Arayıcı (21 Ocak 1985) Ali Emirî Efendi (23 Ocak 1923) Hamit Macit Selekler (23 Ocak 1974) ALKIŞ Üşüyen kardelenler Yılbaşı dolayısıyla gelen hediyeler arasında benim için en önemlileri, İmage Halkla İlişkiler ile Muğla Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’nun gönderdiği mektuplardı. Betûl Mardin başkanlığında Canan Bengiserp, Nilgün Pirinçcioğlu Kireç, Funda Köse, Nevra Güner Çağman, Çağlayan Kent ve Ebru Tezel’le birlikte çalışan İmage’dan gelen mektuptan bir bölüm aktarmak istiyorum: “Yeni bin yıla girerken, gelenekleri de değiştirmek ihtiyacını duyduk. Şirketimizin yılbaşı hediyeleri için ayırdığı fonu Kaynaşlı’daki depremzede kardeşlerimize yardım amacıyla kullanma kararı altık. Bizzat götüreceğimiz bu hediyeler onların üşüyen yüreklerini biraz ısıtabilir ve yüzlerinde bir ‘kardelen’ gibi umudun çiçeğini açtırabilirse bu kez biz, çok değerli bir armağan kazanmış olacağız.” SEVGİNİN FAZLASI Muğla Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu da benzer bir kutlama mektubu gönderdi: “Beş yıldızlı otellerde yılbaşı balolarına katılmıyoruz; Palandöken’de kayak keyfi, ızgara partisi, şömine romantizmi yaşamıyoruz... Ama biz, herşeyin fazlasının zarar, yalnızca sevginin fazlasının zarar olmadığını; almadan vermenin daha doğru olduğunu; umutlarımızın onlarla yeşerdiğini; geleceğimizin onlarda olduğunu ve onların kimsesiz olmadığını biliyoruz. Biz bir grup gönüllü, işte bunları bilerek ve yapmadıklarımıza değil, yapamadıklarımıza üzülerek, 47 adet yılbaşı şapkası, 47 adet yılbaşı pastası ve yüzlerce balonla bu kurumdaki partiye gidiyoruz.” EZBER Belkiler Belkiler, kuşkuların ellerinden kurtulmuş, ikiye bölünmüş belkilerin gücü; yarısı ağlatıcı, yarısı güldürücü; belkiler kafamızın içinde otağ kurmuş. Belkiler, içimizde değişmez düzen kurmuş kendinden zenginliği ne çoğalmış, ne azalmış, içimizin kabalığı yanında yalnız kalmış; belkiler belkileri istemiyor belki de. * Sedat Umran (Leke’den, Birey Yay.) ARKA KAPAK Baştan sona kadar bitmez mücadele olan hayat savaşını kazanmamızı sağlayacak görevleri, kimlere ve nelere karşı sorumlu olduğumuzu biliyor muyuz? Toplumun ufak bir modeli olan ailedeki ilişkiler ve görevler nasıl olmalı? Bizi yaratan Allah’a karşı sorumluluklarımız nelerdir? En yakın dairemizi oluşturan akrabalarımıza ve dostlarımıza karşı ne tür sorumluluklar taşımalıyız? Topraklarında yaşadığımız vatan için yapmamız gerekenleri biliyor muyuz? Ölüm, hayatın en büyük gerçeklerinden biri olduğuna göre ölmüşlerimiz adına da yapmamız gerekenleri biliyor muyuz? Bütün bu görevleri sabırla yerine getirip bir hayat yaşamak istiyorsak, Ahmet Muhtar Büyükçınar’ın “Görevlerimiz ve Sorumluluklarımız” isimli kitabını okuyup, bu eserde anlatılanları hayatımıza uygulamaya çalışmalıyız. (Görevlerimiz ve Sorumluluklarımız, Ahmet Muhtar Büyükçınar, Bilge Yayınları, 0 212 517 09 57)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT