BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Enerjiye yeni rota

Enerjiye yeni rota

Enerjiye doyan dünya devlerinin aksine Türkiye, 2000’li yıllara daha çok ihtiyaçla giriyor. Enerji ihtiyacı, gelişmiş devletlerde yılda yüzde 2, Türkiye’de ise yüzde 8 civarında artıyor.



Enerjiye doyan dünya devlerinin aksine Türkiye, 2000’li yıllara daha çok ihtiyaçla giriyor. Enerji ihtiyacı, gelişmiş devletlerde yılda yüzde 2, Türkiye’de ise yüzde 8 civarında artıyor. Bu oranda bir enerji ihtiyacının karşılanamaması durumunda ise, Türkiye’nin çarpılması, karanlığa gömülmesi tehlikesi bulunuyor. Yeni yüzyılla birlikte atağa geçen Türkiye, muhtemel bir krizi önlemek için enerji kaynaklarını ve türlerini çeşitlendirme yoluna gitti. Ülkemizin önemli potansiyeli olan hidroelektrik yani su enerjisinin yanı sıra, doğalgaz, nükleer ve alternatif kaynaklar öne çıkmaya başladı. Bağımlı olduğumuz Rus doğalgazına karşı Türkmenistan, Irak ve İran doğalgazı yakın bir zamanda Türk tüketicisine ulaşacak. Irak’la en az Rusya’dan aldığımız kadar doğalgaz anlaşması yapan Türkiye, Birleşmiş Milletler ambargosunun kalkmasını bekliyor. Güneyden gelecek gaz, başta GAP olmak üzere Güneydoğu Anadolu ve Doğu Akdeniz bölgesinin ihtiyacını karşılayacak. MAVİ AKIM PROJESİ Rusya’dan doğalgaz getirecek ikinci hat olan “Mavi Akım” projesi de hızla devam ediyor. Bu yıl boru hattının Türkiye toprakları içinde kalan kısmı için 36 trilyon lira harcanacak. Mavi Akım’dan ilk gaz sevkiyatının 2001’in Ekim ayında yapılması bekleniyor. Hattan 15 yıl içinde 25 milyon metreküp gaz gelecek. Mavi Akım’ın yanı sıra, Türkmenistan doğalgazı da Hazar Denizi altından Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya ulaşacak. İran da, Türkiye ile yaptığı anlaşma gereği Tebriz’den sınırdaki Bazergan’a kadar doğal gaz boru hattını yaptı. Türkiye’nin kendi tarafında kalan hattın tamamlanması bekleniyor. Yaklaşık bir yıl sonra bu hattan da doğalgaz alınabilecek. Böylece Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve İç Anadolu bölgeleri doğalgaza kavuşacak. Doğalgaz boru hatları üzerinde kurulacak santrallerle 2000’li yıllardaki elektrik ihtiyacı en ucuz ve temiz şekilde karşılanabilecek. Böylece hem konut, hem sanayide Türkiye’nin dört bir yanı doğalgazdan faydalanacak. TASARRUF ŞARTI Türkiye enerjiyi har vurup harman savurmamak için ısıtma ve yalıtım sistemlerini geliştirmek zorunda. Ulaşımda alternatif yakıtların devreye sokulması gerekiyor. Enerji verimliliği ve tasarruf programlarının da desteklenmesi şart. Bunun için yapılacak önemli işlerden biri tasarruflu ancak pahalı ampüllerin gerekirse sübvanse edilerek yaygınlaştırılması. Enerji kaynaklarının tamamı bir şekilde çevreye zarar veriyor. Kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil atıklarından elde edilen enerjiler hava kirliliği yapıyor ve dünyamızın ısınmasına (global ısınma), mevsim ve iklim değişikliklerine sebep oluyor. Çevreye en az zarar veren enerji türleri arasında ise rüzgar ve güneş enerjisiyle jeotermal enerji kaynakları geliyor. Ancak bu kaynaklar henüz geliştirilme aşamasında. Bu yüzden fazla istifade edilemiyor. Güney sahillerimiz güneş enerjisi için; Ege sahilleri ise rüzgar enerjisi için uygun bölgeler. Ancak rüzgar ve güneş enerjisi santralleri küçük birimler halinde kurulduğu için sanayinin ihtiyaç duyduğu büyük miktarda enerji bu yolla temin edilemiyor. Alternatif enerjiler konusunda en fazla gelişmenin sağlandığı İtalya’da bu kaynaklar ülkenin elektrik ihtiyacının ancak yüzde birini karşılayabiliyor. Bu ülkede elektriğin yüzde 60’ı fuel oille çalışan santrallerden sağlanıyor. NÜKLEER SANTRALLER Çevreye en az zarar veren nükleer enerjinin ise, “temiz enerji” özelliğine karşı iki dezavantajı var. Biri, maliyetinin yüksek olması ve zaman alması. İkincisi de, kaza veya sızıntı durumunda ortaya çıkan radyasyon tehlikesi... Türkiye, nükleer enerji konusunda karar verse bile, santral yapımı uzun sürdüğünden nükleer enerjiye en erken 6 - 7 yıl önce geçilebilecek. Bu sisteme karşı olanlar Batı’da nükleer santrallerin artık yapılmadığını, olanların da yavaş yavaş kapatılmaya başlandığını dile getiriyor. Boğazici Üniversitesi Nükleer Mühendislik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Vural Altın ise, bunun normal olduğunu çünkü Batı’nın enerji tüketimi açısından doygunluğa ulaştığını belirtiyor. ABD’de kişi başına elektrik tüketiminin, 12 bin kilowaat saat, Fransa’da 8 bin, Yunanistan’da 4 bin kilowaat saat düzeyinde olduğu; Türkiye’de ise bin 300 kilowaat saat olduğunu belirten Altın, Türkiye’nin 2010’a kadarki enerji programını kesintisiz uygulaması durumunda bile, Yunanistan’ın bugünkü durumuna ulaşamayacağını vurguluyor. “Batılı ülkeler bizim durumumuzda olsalar, çevre kuruluşlarına rağmen patır patır nükleer santral kurarlar. Onlar enerjide doygunluğa ulaştı; bizim ise elektriğe ihtiyacımız var” diyen Altın, bu enerjiye kesin bir şekilde karşı çıkmak yerine, ucuz bir maliyetle nasıl devreye sokulacağı, güvenli şekilde nasıl çalışıtıracağı ve radyoaktif atıkların çevre riskini en aza nasıl indirilebileceğini araştırmak ve tartışmak gerektiğini söylüyor. Altın, “Türkiye nükleer enerjiyi istiyorsa, kararlı davranılarak bu konuda hurafelerin yayılmaması için kamuoyunun bilgilendirmesi gerekiyor” görüşünü dile getiriyor. Geleceğin yakıtı Hidrojen 21. yüzyılın geliştirilen enerjilerinden biri de hidrojen olacak. Ford otomotiv şirketi geçtiğimiz günlerde hidrojenle çalışan son model bir aracını “geleceğin otomobili” olarak tanıttı. 20. yüzyılın kömür, petrol gibi yakıtlarına karşı 21. yüzyıla hidrojenin damgasını vurması bekleniyor. Bir zamanlar sadece uzay araçlarının favorisi olan hidrojene, enerji ve otomotiv sektöründe ilgi her geçen gün artıyor. Temiz ama tehlikeli bir yakıt olan saf hidrojen, rahatça ve güvenle kullanılamıyor. Hidrojeni azar azar kullanabiliyor-sanız, oksijenle birleşmesi sonucu ortaya temiz bir enerji çıkıyor. Geriye atık olarak sadece su buharı kalıyor. Ancak oksijenle birdenbire teması söz konusu olunca, uzay mekiği Discovery örneğinde olduğu gibi korkunç şekilde patlıyor. Discovery Uzay Mekiği’nde hidrojen tanklarındaki sızıntı sonucu korkunç patlama meydana gelmiş, tüm dünyanın dehşetli bakışları arasında mekik un ufak olmuştu. Rüzgâr enerjisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, nükleer santralin yanı sıra, alternatif enerji kaynaklarını da geliştirmeyi amaçlıyor. Öncelikle ‘Rüzgar Gülü’ olarak bilinen sistem devreye sokulmaya çalışılıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, rüzgardan enerji elde etmeyi amaçlayan bu sistem için 33 şirketten teklif aldı. Daha önce fazla önem verilmeyen rüzgar enerjisinde yoğunlaşan Bakanlık, Meteoroloji ile birlikte Türkiye’nin yeni bir rüzgar haritasını çıkaracak. Rüzgar enerjisinin elde edileceği en uygun bölge ise Ege sahilleri. 130 MW kurulu gücündeki 4 proje için Devlet Planlama Teşkilatı’ndan repor bekleniyor. Projelerden bir kısmının fizibilitesi yapılırken, bir kısmı ise değerlendirme aşamasında. 7.2 MW gücündeki Alaçatlı Rüzgar Santrali geçtiğimiz yıl işletmeye açılmıştı. Tüketimimiz Türkiye’nin kişi başına gelir seviyesi dünya ortalamasının üzerinde olduğu halde, elektrik tüketiminde dünya ortalamasının altında bulunuyor. TEAŞ’ın verilerine göre, 65 milyonluk Türkiye, 106 tws (terawaat saat - milyar kilowaat saat) elektrik üretiyor. Bunun yüzde 8’i enerji hatlarında kayboluyor. Yüzde 19’u kaçak kullanılıyor. Kalan 80 tws’lik (yüzde 73) kısım kayıtlı olarak tüketiliyor. Kişi başına düşen bin 300 kilowaat saat tüketim kaçak kullanım dikkate alındığında bin 700 kws’e çıkıyor. Enerji kullanımında dünya ortalaması ise 2 bin kilowaat saat. ABD’de bir kişinin elektrik tüketimi 12 bin kilowaat saat, Fransa’da 8 bin, Yunanistan’da ise 4 bin kilowaat saat düzeyinde bulunuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT