BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sev­me­nin üç a­la­me­ti

Sev­me­nin üç a­la­me­ti

İs­lam bü­yük­le­ri, bir kim­se­yi Al­la­hü te­âlâ­ya şük­ret­tir­mek için, “Na­sıl­sın?” der­ler­di. İn­san ya şük­re­der, ya su­sar ve­ya şi­ka­yet­te bu­lu­nur. Al­lah’tan şi­ka­yet et­mek ise çok çir­kin­dir. Ku­lun Mev­la­sı­na zil­let gös­ter­me­si iz­zet­tir. Mev­la­yı baş­ka­sı­na şi­ka­yet et­me­si ise zil­let­tir. Şü­kür, ih­sa­nı­nı, iyi­li­ği­ni an­mak su­re­tiy­le ih­san ede­ni öv­mek­tir. Ya­ni dil ile te­şek­kür de şü­kür­dür.



İs­lam bü­yük­le­ri, bir kim­se­yi Al­la­hü te­âlâ­ya şük­ret­tir­mek için, “Na­sıl­sın?” der­ler­di. İn­san ya şük­re­der, ya su­sar ve­ya şi­ka­yet­te bu­lu­nur. Al­lah’tan şi­ka­yet et­mek ise çok çir­kin­dir. Ku­lun Mev­la­sı­na zil­let gös­ter­me­si iz­zet­tir. Mev­la­yı baş­ka­sı­na şi­ka­yet et­me­si ise zil­let­tir. Şü­kür, ih­sa­nı­nı, iyi­li­ği­ni an­mak su­re­tiy­le ih­san ede­ni öv­mek­tir. Ya­ni dil ile te­şek­kür de şü­kür­dür. Mu­ham­med Ma­sum haz­ret­le­ri bu­yu­ru­yor ki: İh­san eden, iyi­lik eden se­vi­lir. Ha­dis-i şe­rif­te, “İh­san sa­hi­bi­ni sev­mek, in­san­la­rın ya­ra­tı­lı­şın­da var­dır” bu­yu­rul­du. Bü­tün iyi­lik­le­ri ya­ra­tan, in­sa­na can, mal, sıh­hat ve­ren, za­rar­lar­dan, kor­ku­lar­dan ko­ru­yan Al­la­hü te­âlâ­yı sev­mek, in­san­lık ica­bı­dır. Sev­me­nin üç ala­me­ti var­dır: 1- Onu se­ven­le­ri sev­mek, 2- Ona ita­at et­mek, 3- Onu, dil ile, be­den ile öv­mek. Bun­lar­dan ikin­ci­si­ne şü­kür, üçün­cü­sü­ne hamd et­mek de­nir. Onu se­ven­le­ri, O da se­ver. İh­san­la­rı­nı art­tı­rır. İmam-ı Mü­ca­hid haz­ret­le­ri Nahl su­re­sin­de “On­lar, Al­lah’ın ni­me­ti­ni bi­lip iti­raf eder­ler. Son­ra da onu in­kâr eder­ler” mea­lin­de­ki 83. âyet-i ke­ri­me­si­ni “On­lar, ni­met­le­rin Al­lah’tan ol­du­ğu­nu bi­lir­ler. Fa­kat “Bu ni­met­le­ri biz ka­zan­dık ve­ya bi­ze mi­ras kal­dı” di­ye­rek nan­kör­lük eder” di­ye tef­sir et­miş­tir. İn­san, bir has­ta ve­ya sa­kat gö­rün­ce, ken­di­si­nin böy­le bir der­de müp­te­la ol­ma­dı­ğı için şük­ret­me­li­dir! Ha­dis-i şe­rif­te bu­yu­rul­du ki: “Bir kim­se, has­ta, sa­kat bi­ri­ni gö­rün­ce, ‘Al­la­hü te­âlâ­ya ham­dol­sun ki be­ni böy­le et­me­di. Bun­dan ve da­ha baş­ka dert­li­ler­den üs­tün kıl­dı’ der­se, ni­me­tin şük­rü olur.” Ni­met umu­mi olun­ca, her­ke­se ge­lin­ce in­san bu ni­me­tin kıy­me­ti­ni bi­le­mez. Gör­mek bü­yük ni­met iken, her­kes­te göz ol­du­ğu için göz ni­me­ti­ne her za­man şük­ret­me­yiz. Genç­ler, yaş­lan­ma­dık­ça genç­li­ğin kıy­me­ti­ni bil­mez. Has­ta­lar sağ­lı­ğın kıy­me­ti­ni an­lar. Fa­kir­ler zen­gin­li­ğin kıy­me­ti­ni bi­lir. Ha­ya­tın kıy­me­ti­ni de an­cak ölü­ler an­lar. Şu hal­de yaş­lan­ma­dan genç­li­ğin, has­ta­lan­ma­dan sıh­ha­tin ve öl­me­den ön­ce de ha­ya­tın kıy­me­ti­ni bi­lip şük­ret­me­li­dir. Ha­dis-i şe­rif­te bu­yu­rul­du ki: “Şu üç şey iman ala­me­ti­dir: Be­la­ya sa­bır, ni­me­te şü­kür, ka­za­ya rı­za.” > Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT