BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu adam ki­min âhı­nı al­dı?..

Bu adam ki­min âhı­nı al­dı?..

“An­nem­den o gün, zo­ra­ki de ol­sa am­ca­sı­nın ni­çin ah al­dı­ğı­nı, ni­çin böy­le var­lık için­de yok­luk çek­ti­ği­ni, di­len­ci gi­bi ka­pı ka­pı do­la­şıp onun bu­nun ver­di­ği ar­tık­lar­la ka­rın do­yur­mak zil­le­ti­ne dü­çar ol­du­ğu­nu öğ­re­ne­cek­tim...”



An­ne­min tek gö­zü gör­me­yen, eli ve aya­ğı ço­lak bir am­ca­sı var­dı. Ço­cuk­lu­ğun­da su­çi­çe­ği çı­kar­dı­ğı için bu ha­le gel­miş­ti. El­bet­te onun sa­kat­lık­la­rı de­ğil­di be­ni si­nir­len­di­ren. Çok da­ğı­nık bi­riy­di. Onun ka­dar so­rum­suz onun ka­dar vur­dum­duy­maz bi­ri­ni gör­me­dim. Dün­ya yan­sa bir kal­bur sa­ma­nı yan­maz­dı. Bu de­re­ce gam­sız­dı. Ara­da bir bi­ze mi­sa­fir gel­di­ği za­man evi­mi­ze gir­mek, yü­zü­nü gör­mek is­te­mez­dim. Ço­cuk­la­rı bi­le ba­ba­la­rı­na pek il­gi gös­ter­mez­di. Ay­lar­ca or­ta­dan kay­bol­sa “Ne­re­de bu adam, öl­dü mü kal­dı mı?” di­ye de kim­se me­rak­lan­maz­dı. Ne en­te­re­san ki her­ke­se bir şey olur­du da ona bir şey ol­maz­dı. Gam­sız­lar hep mi böy­ley­di Al­lah’ım? Ama onun ni­çin böy­le düş­kün ol­du­ğu­na, ni­çin bu de­re­ce ze­lil bir ha­yat sür­dü­ğü­ne ve on­dan kim­se­nin ni­çin hoş­lan­ma­dı­ğı­na bir tür­lü ak­lım er­mi­yor­du. Evi oca­ğı mı yok­tu? Ar­sa­sı, tar­la­sı mı yok­tu? Yo­o, her­kes gi­bi onun da evi oca­ğı, ye­te­ri ka­dar ma­lı mül­kü var­dı. Öy­ley­se bu adam bir lok­ma­ya muh­taç hal­de ni­çin ka­pı ka­pı do­la­şı­yor, ta­bir ye­rin­dey­se sü­rü­nü­yor­du? “Ah” al­mış di­yor­lar­dı... Pe­ki, bu “ah” ney­di? Bil­di­ğim bir şey var­sa, bu ah genç yaş­ta ve­fat eden ha­nı­mı­nın âhı ol­ma­lıy­dı. Yıl­lar geç­miş, he­pi­miz bü­yü­müş ço­luk ço­cu­ğa ka­rış­mış­tık. Bir gün yi­ne an­ne­mi zi­ya­re­te git­miş­tim. Bak­tım Rı­fat Am­ca yi­ne biz­de. An­nem bir si­ni içe­ri­sin­de önü­ne yi­ye­cek bir şey­ler ge­tir­miş. Tek ba­şı­na ze­lil bir hal­de on­la­rı yi­yor. Dı­şa­rı­dan ba­kıl­dı­ğın­da ke­sin­lik­le di­len­ci zan­ne­der­si­niz. Üs­tü ba­şı öy­le ya­ni... Yi­ne de bel­li et­me­dim. “Hoş gel­din” de­dik­ten son­ra içe­ri geç­tim. O gi­de­ne ka­dar da ya­nı­na çık­ma­dım. An­nem ne de ol­sa am­ca­sı di­ye onu sa­yı­yor, say­gı­da ku­sur et­me­me­ye ça­lı­şı­yor­du. Ama onun ni­ye bu ha­le gel­di­ği­ni, ni­çin ço­luk ço­cu­ğu­nun da­hi onun­la il­gi­len­me­di­ği­ni an­lat­mak is­te­mi­yor­du. An­ne­min ha­li­ne ba­kı­yor­dum. San­ki or­ta­da bir suç bir ka­ba­hat var­dı da onu bi­zim­le pay­laş­mak is­te­mi­yor gi­biy­di. O git­tik­ten son­ra de­dim ki an­ne­me: -Bu adam se­nin am­can ola­bi­lir. Ama ben de se­nin kı­zı­nım. Bu ada­mın “ah” al­dı­ğı­nı ni­çin an­lat­mı­yor­sun? -Kı­zım ara­dan geç­miş bel­ki yir­mi otuz se­ne... İşi­ne bak­sa­na sen. -Bak­mı­yo­rum! Za­ten ne za­man ak­lı­ma gel­se öğ­re­ne­ce­ğim di­yor­dum. Şim­di tam za­ma­nı iş­te. -Ne­yin tam za­ma­nı? -Rı­fat Am­ca ne ah al­mış da böy­le ol­muş? Bu­nu ba­na an­lat­ma­nın tam za­ma­nı. An­nem ken­di ai­le­si­nin hiç­bir ha­ta­sı­nı gös­ter­mek is­te­me­yen “mik­ro mil­li­yet­çi” tarz­da ka­dın­dı. Oy­sa baş­ka­la­rı hak­kın­da en ufak bir ku­su­ru da­hi di­le ge­tir­mek­ten çe­kin­mez­di. Ben de onun bu tu­tu­cu­lu­ğu­na if­rit olu­yor­dum. De­dim ki: -Bak an­ne sen an­lat­ma­san da bu sır­rı bir gün öğ­re­ne­ce­ğim. Yok­sa bir ka­ba­hat var da sen de or­tak mı­sın? -Aa­a üs­tü­me iyi­lik sağ­lık. Onu da ne­re­den çı­kar­dın sen? -Se­nin böy­le sır sak­lar gi­bi sus­kun­lu­ğun­dan... As­lın­da an­ne­mi ko­nuş­ma­ya zor­la­mak is­ti­yor­dum. Ni­ha­yet an­lat­ma­ya baş­la­mış­tı iş­te: -Ama asıl ka­ba­hat Gü­la­zer Yen­ge’nin ağa­bey­le­ri­nin, de­di. Gü­la­zer Yen­ge de­dik­le­ri, Rı­fat Am­ca’nın genç yaş­ta ölen ha­nı­mıy­dı. An­ne­me dik­kat et­tim. Bey­nin­de olay­la­rın bir film şe­ri­di gi­bi can­lan­ma­ya baş­la­dı­ğı­nı his­set­tim. De­vam et­ti ya­vaş ya­vaş an­lat­ma­ya: “Rı­fat Am­ca­nın tek gö­zü gör­me­di­ği ko­lu ba­ca­ğı ço­lak ol­du­ğu için kim­se ona kız ver­mek is­te­mi­yor­du. Bir gün hiç umul­ma­dık bir şans çık­mış kar­şı­sı­na. Ma­hal­le kom­şu­su yaş­lı ka­dı­nın Trab­zon’da ye­ğen­le­ri var­mış. İki oğ­lan iki kız. Ne prob­le­mi ya­şa­mış­lar bi­le­mi­yo­rum ama ağa­bey­le­ri kız­la­rı da alıp şe­hir­den göç et­me­ye ka­rar ver­miş­ler. Gel gör ki kız­lar­dan bi­ri ev­li ve bir ço­cuk­lu evin­de de mut­luy­muş. -Ee­e? -Ama ağa­bey­le­ri­ne laf an­la­ta­bi­lir mi? O gün­ler öy­le... Vic­dan­sız ağa­bey­le­ri kız kar­deş­le­ri­ni de ko­ca­sın­dan bo­şan­dı­rıp alıp ge­tir­miş­ler. Genç ka­dın iki gö­zü iki çeş­me ağ­lı­yor­muş. Hem ko­ca­sın­dan hem ço­cu­ğun­dan ay­rı kal­mış ko­lay mı? “Bu ne bi­çim saç­ma­lık an­ne?” de­mi­şim... Me­ğer ge­ri­de da­ha ne be­te­ri var­mış... (De­va­mı ya­rın) Ya­zış­ma ad­re­si: Tür­ki­ye Ga­ze­te­si İh­las Med­ya Pla­za 29 Ekim Cad­de­si, 34197 Ye­ni­bos­na/İs­tan­bul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT