BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ya­hu­di’yi i­man et­ti­ren a­da­let...

Ya­hu­di’yi i­man et­ti­ren a­da­let...

Hazreti Ali ile bir Yahudi, bir meseleden dolayı kadıya gittiler. Emir’ül mü’mininin şahitleri kabul edilmedi ve hüküm aleyhine çıktı! Yahudi ise bu duruma çok şaşırdı!



Haz­re­ti Ali (ra­dı­yal­la­hü anh) zır­hı­nı kay­bet­miş­ti. Onu çok ara­dı, fa­kat bu­la­ma­dı. Bir gün Kû­fe’ye gel­miş­ti. Zır­hı­nı bir Ya­hu­di­nin elin­de gör­dü. Ya­hu­di’ye; -Bu zırh be­nim­dir. Onu ne sat­tım, ne de kim­se­ye ver­dim. Sen­de na­sıl olu­yor? di­ye sor­du. Ya­hu­di de; -Ha­yır bu, be­nim zır­hım, di­ye ce­vap ver­di. O za­man Haz­re­ti Ali; -Gel ka­dı­ya gi­de­lim, bu­yur­du. BİR­LİK­TE KA­DI­YA GİT­Tİ­LER... Bir­lik­te Ka­dı Şü­reyh’in ya­nı­na git­ti­ler... Haz­re­ti Ali, Şü­reyh haz­ret­le­ri­nin ya­nı­na, Ya­hu­di ise tam kar­şı­sı­na otur­du. Haz­re­ti Ali bu­yur­du ki: -Eğer mah­ke­me­lik ol­du­ğum bu şa­hıs Müs­lü­man ol­say­dı, mec­lis­te onun­la be­ra­ber otu­rur­dum. Bu zım­mî ile be­ra­ber otur­ma­yı­şı­mın se­be­bi şu ki; Re­sû­lul­lah (sal­lal­la­hü aley­hi ve se­lem) Efen­di­miz­den işit­tim. Bu­yur­du­lar ki: (Al­la­hü teâ­lâ, on­la­rı aşa­ğı­la­dı­ğı gi­bi, siz de on­la­rı aşa­ğı­la­yı­nız, hor ve ha­kir tu­tu­nuz.) Ka­dı Şü­reyh de­di ki: -Ey mü’min­le­rin emi­ri! Bu­yu­run. Ko­nu­şun! Haz­re­ti Ali; -Ya­hu­di­nin elin­de­ki zırh be­nim. Onu bi­ri­si­ne ne ba­ğış­la­dım ve ne de sat­tım, de­di. Ka­dı Şü­reyh; -Ey Ya­hu­di, sen ne der­sin? di­ye sor­du. Ya­hu­di; -Bu zırh be­nim ve şim­di de be­nim elim­de­dir, de­di. Şü­reyh haz­ret­le­ri; -Ey mü’min­le­rin emi­ri! De­lil gös­te­ri­niz! de­yin­ce, Haz­re­ti Ali; -Kö­lem Kan­ber ve oğ­lum Ha­san, o zır­hın be­nim ol­du­ğu­na şa­hit­tir­ler, de­di. Şü­reyh haz­ret­le­ri; -Kö­le­nin efen­di­si­ne ve oğu­lun ba­ba­ya şa­hid­lik et­me­si câ­iz de­ğil­dir, de­di. “BU ZIRH SE­NİN­DİR” Bu ko­nuş­ma­la­rı din­le­yen Ya­hu­di; “Mü’min­le­rin emi­ri be­ni ken­di hâ­ki­mi­ne gö­tür­dü. An­cak hâ­ki­mi onun aley­hi­ne hü­küm ver­di. Böy­le bir ada­le­ti an­cak hak bir di­ne ina­nan­lar ya­pa­bi­lir” de­di ve şe­hâ­det ke­li­me­si­ni “Eş­he­dü en­lâ ilâ­he il­lal­lah ve eş­he­dü en­ne Mu­ham­me­den ab­dü­hû ve re­sû­lüh” (Al­la­hü te­âlâ­dan baş­ka ilâh yok­tur. Mu­ham­med aley­his­se­lam Al­la­hü te­âlâ­nın ku­lu ve re­sû­lü­dür, Pey­gam­be­ri­dir) söy­le­ye­rek, Müs­lü­man ol­du. Son­ra şöy­le de­di: -Ey mü’min­le­rin emi­ri! Bu zırh se­nin­dir. Se­nin de­ven­den düş­müş­tü ve ben onu al­mış­tım. Onun iman et­me­si­ne çok se­vi­nen Haz­re­ti Ali, o zır­hı ken­di­sin­den al­ma­dı­ğı gi­bi ona bir de at he­di­ye et­ti. Da­ha son­ra Haz­re­ti Ali, Neh­re­van’a Ha­ri­cî­le­rin üze­ri­ne se­fe­re çık­tı. Bu zat da onun­la be­ra­ber git­ti ve ora­da şe­hid ol­du...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT