BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Elleri titremeye başlamıştı...

Elleri titremeye başlamıştı...

Oktay geriye doğru attı vücudunu: - Öyle deme... Babamın zamanındaki işle şimdiki farklı. Hem adamcağızın işi gücü var, benimle mi uğraşsın.



Oktay geriye doğru attı vücudunu: - Öyle deme... Babamın zamanındaki işle şimdiki farklı. Hem adamcağızın işi gücü var, benimle mi uğraşsın. - Yine de yardımcı olur. Ne kadar söylesen de evde bilen birinin olması farklı... Oktay cevap vermedi. Yavaşça kalkıp ocaktan iki çay alıp geldi. Sessizce içmeye başladılar. Sonunda dayanamadı: - Nerede oturuyorsunuz? - Etiler’de - Bize çok yakın. Biz de Levent’teyiz. Gülümsedi genç kız. Oktay tuhaf bir duygunun içine giriverdi bu masum gülümseyişle. Yüreğinde bir şeylerin kıpırdadığını hissetti bir anda. Elleri titremeye başlamıştı. Kekeledi: - Ben arabayla gidip geliyorum, istersen sabahları seni alırım. Daha kolay olur. Genç kız kendiden emin bir tavırla başını geriye attı: - Sağ ol, teşekkür ederim. Ben de babamın servisiyle gidiyorum Karaköy’e kadar. Oradan sonrası da kolay oluyor zaten. Oktay ısrarlıydı: - Ya dönüş... Dönerken zor olmuyor mu? İclal omuzlarını kaldırdı: - Yooo, geç çıkarsam yine servise yetişiyorum. Erken çıktığımız zaman da zaten açık yollar. Yine de teşekkür ederim. Oktay bozulmuştu. Hemen suskunlaştı. Çaylarını bitirdikten sonra genç kız neşeli bir şekilde gülümsedi: - Teşekkürler çay için. Ben de bir gün sana ısmarlarım. Hemen atıldı delikanlı: - Ben burada istemem ama... daha başka bir yerde ısmarlarsan varım. Bir kahkaha attı İclal: - O neden? Neden sen burada içiriyorsun da ben başka yerde içiriyorum? - Öyle işte... Genç kız başını salladı hayretle: - Allah Allah, iyi ya, peki, başka yerde olsun o zaman... Delikanlı onunla birlikte fırlamıştı ayağa: - Ne zaman? Bilmem lazım ne zaman nereye götüreceğini? İclal gözlerini kıstı. İri yeşil gözleri anlamlı bir şekilde parladı. Oldukça zeki bir kızdı ve genç adamın hareketlerinden bir şeyler olduğunu anlamıştı: - Kuzum sen ne diyorsun, otur anlat bakalım derdini... yeniden oturmuştu birkaç saniye önce kalktığı koltuğa. Oktay durakladı. Hemen çöküverdi onun yanına. - Şey... Yanlış anlama sakın... Ben... ben, arkadaşlık etmek istedim sadece... - Eh biz zaten arkadaş değil miyiz? Delikanlı bakışlarını yere doğru çevirdi: - O kadar samimi değil ama... Ben daha yakın arkadaş olmak istedim. İclal gülmemek için zor tutuyordu kendisini. Nihayet toparladı ve ciddi bir sesle cevap verdi. - Yakın arkadaşlıklar öyle çay ısmarlamakla falan olmaz ki... Bu zaman ister, güven duymak, saygı duymak lazım. Bunun için de biraz vakit gerekli. Oktay başını salladı: - Haklısın şaşkınlıktan saçmaladım işte... Durdu, gülümseyerek ekledi: - Yine de sen bana borcunu öde... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT