BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Türkiye sadece Türkler’e bırakılamaz!”

“Türkiye sadece Türkler’e bırakılamaz!”

Mehmet Ali Birand kardeşim, Posta gazetesindeki bir yazısında (13 Ocak 2000), Avrupa’da katıldığı bir toplantıda, bir yabancı konuşmacının, “Türkiye sadece Türkler’e bırakılamayacak kadar önemli ve değerli bir ülke durumuna geldi” dediğini naklediyor.



Mehmet Ali Birand kardeşim, Posta gazetesindeki bir yazısında (13 Ocak 2000), Avrupa’da katıldığı bir toplantıda, bir yabancı konuşmacının, “Türkiye sadece Türkler’e bırakılamayacak kadar önemli ve değerli bir ülke durumuna geldi” dediğini naklediyor. Bu sözleri, iyimserlikle, iyi tarafından, ülkemiz için bir iltifat olarak almamız da mümkün... Mehmet Ali de galiba, bir bakıma öyle yapıyor; “Toplantının sonunda farkına vardım ki, üstünde oturduğumuz topraklar yeni dünya düzeniyle birlikte, öylesine değerlenmiş, öylesine vazgeçilmez bir duruma gelmiş ki biz farkında değiliz!”.. Ama bundan sonra öyle bir şey söylüyor ki, bu tespit iltifat olmaktan çıkıyor; hem yabancıların öteden beri mevcut zihniyetlerini hem de bazılarımızın aşağılık kompleksimizi yansıtıyor... ve en önemlisi, son haftalarda Avrupalılar nezdinde, neden, birdenbire kıymete binmiş olduğumuza da ışık tutuyor. GECEKONDU ZENGİNİ! Mehmet Ali kardeşim, yanlış ve bence haysiyet kırıcı bir kompleksle, bizim bu değerli topraklar üzerinde “gecekondu” bir devlet veya “gecekondu zengini” olduğumuzu söylüyor. Avrupalılar, güya, bizim artık “gecekondu”da değil, villada oturanlar gibi hareket etmemizi isteyesilermiş! Bu toprakların kıymetini de, kendi gücümüzü de bilmediğimiz doğru! Ama, işin Avrupalılar tarafına gelince... Bu toprakların “Türkler’e bırakılamayacak kadar önemli olduğu” sözleri hiç yeni değil, hiç de iltifat değil... Osmanlılar, Anadolu’da Türk devletini kuralı beri, Avrupalılar’ın gerçek zihniyeti bu olmuştur. Birçok Avrupalı, İngiltere Başbakanı Gindstome’dan Fransız Başbakanı Clemanceau’ya kadar aynı şeyi, “Adları ağızlara bile alınamayacak, barbar Türkler’in bu topraklara layık olmadıklarını ve bütün pılı pırtılarını toplayarak geldikleri yere” -yani Orta Asya’ya- dönmeleri gerektiğini hep yazmışlar, hep söylemişlerdir... Bugün de birçok Avrupalı Devlet adamının kafalarının sathını kazıyın, zihniyetleri aynıdır... Türkler’i içlerine, Avrupa’ya, hatta Anadolu’ya bile sindiremezler... Bu topraklar çok değerlidir onun için Türkler’e bırakılamaz; Avrupalılar artık bu topraklara ortak ve burada söz sahibi olacaklardır! NASIL LAYIK OLURUZ? Mehmet Ali bir Avrupalı olarak “gecekondu devlet” olmaktan nasıl kurtulacağımızın kriterlerini de veriyor: “Artık iç politika ve milli egemenlik gerekçeleri ile her istediğimizi yapamayız... Ülkenin yönetiminde belirli uluslararası normların dışına çıkıp, düzeni istikrarı bozacak, karmaşa oluşturacak politikalar uygulayamayacağız.. ‘Burası benim yerim, ister atar, ister satarım, kafama ne uyarsa yaparım’ demek lüksümüz bitti” diyor ve devam ediyor: “Türkiye’nin yanlış bir tutumu, Kürt sorununu hem bölgede hem Avrupa’da alevlendirir... Öcalan’ın infazı konusunda Ankara artık ‘iç politika gerekçeleriyle savurgan politikalar veya aklına eseni yapamaz!” Yani yapamaz oğlu yapamaz; Balkanlar’da yapamaz, Çeçenler konusunda da ‘yapamaz’ Öcalan konusunda hiç yapamaz! Sanki Türkiye dünün sömürgesi Uganda.. Avrupalılar Sevr ile yapamadıklarını, şimdi bizim yapamayacaklarımızı dayatmakla yapacaklar, yapabilecekler!.. NELER YAPABİLECEĞİZ! Mehmet Ali ve onun destekçisi Cengiz Çandar, lütfetseler de bu topraklarda, bizim Türkler ve Türkiye olarak neler yapabileceğimizi de bir söyleseler.. Otel garsonluğu veya komiliği yapabilecek miyiz acaba? Bir şeyi, bugünlerde daha fazla merak ediyorum; bu kişiler -ki maalesef sayıları da amma da çokmuş- 1919’da yaşamış olsalardı, nerelerde olurlardı, ne yaparlardı? Bana sakın, “zaman değişti, koşullar değişti” demesinler... O zaman koşullar çok daha ağırdı. Türkiye’nin hiç gücü yoktu. Ama Atatürk ve arkadaşları tünelin ucunda hiç ışık yokken o şerefli mücadeleye atıldılar... Bugün zaman ve koşullar belki değişti ama asıl insanlar değişti ve teslimiyetçiler, rantçılar arttı! BAŞBAKAN VE ÖCALAN Sayın Ecevit, “Öcalan ve yandaşları dikkatli olsunlar..fazla konuşmasınlar..yoksa!” demiş. Bölücülerin yandaşları ve organları bu şartın haysiyet kırıcı olduğunu iddia ediyorlar.. Nerede ise insan haklarına aykırıdır diye AİHM’ye şikayet edecekler. Zaten bir hanım yazarımız da bunun, “Öcalan’ı rehin almanın, düşmana karşı koz olarak kullanmanın, bir mahkûma savaş esiri muamelesi yapılmasının” yanlış ve kişilik haklarına aykırı olduğunu yazıyor... Bunlar daha başlangıç, Başbakanımız ne söylerse söylesin, dirisi ölüsünden daha tehlikeli olacaktır. Öcalan’ı Mandela yapmak sürecine girilmiştir bile... Bir söz vardır “Eline yeteri kadar ip ver, kendi kendini assın” derler. Bence de Öcalan’ın ve yandaşlarının susmaları hiç konuşmamaları, konuşmalarından çok daha tehlikeli; bırakınız alabildiğine konuşsunlar, gerçek zihniyetlerini ve hedeflerini belli etsinler... GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Türkler, insanlık ailesinin bir parçası olmaya layık değillerdir... Avrupa’yı bir tarafa bırakın, Yunan medeniyetinin beşiği olan Küçük Asya’ya (Anadolu’ya) da layık değillerdir!” Georges Clemanceau -Fransız Başbakanı-1918
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT