BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Konuşan Öcalan ve MHP

Konuşan Öcalan ve MHP

Başbakan Bülent Ecevit “İmralı, Öcalan’ın siyaset kürsüsü değildir” diyor. Söylediği doğru da biraz geç kalınmadı mı?



Başbakan Bülent Ecevit “İmralı, Öcalan’ın siyaset kürsüsü değildir” diyor. Söylediği doğru da biraz geç kalınmadı mı? Adam yakalandığından bugüne yani neredeyse bir yıldır mutat periyotlarla demeçler veriyor, yorumlar yapıyor ve TV programlarına değerlendirmeler gönderiyor. İmralı siyaset kürsüsünün süflorları, pardon dava vekilleri yani avukatlar mesaj taşımayı kesintisiz olarak sürdürüyor. Bu şekilde siyasallaşma süreci de derinleştikçe derinleşiyor. Böyle bir densizliğe bir yıl boyunca nasıl izin verilir anlayabilmiş değiliz. Bereket MHP’nin malum tavrı ve 12 Ocak liderler zirvesi bu yanlışlığa set çekiyor. 12 Ocak’ta ortaya çıkan tablo itibarı ile tabanı ile arası açılan MHP, Öcalan’ın susturulmasına önayak olarak önemli bir işi başarıyor. MHP’NİN TAVRI Gelelim MHP’nin bu konuda takındığı tavrın genel yorumuna: Bu sütunu izleyenler hatırlayacaktır. PKK’nın siyasallaşması ve Öcalan’ın idam edilmemesi durumunda eşkıya başının Mandela misali “özgürlük savaşçısı” konumuna adım adım ilerleyeceği aylar önce ilk kez burada ifade edilmişti. Böyle bir tehdit ya da tehlike özellikle son gelişmelerden sonra hâlâ mevcuttur. Ancak son birkaç ayda yaşanan malum gelişmeler yeni bir değerlendirmeyi de zorunlu kılıyor. AB trenine müstakbel yolcu olarak son anda bilet alabilen Türkiye’nin Öcalan olayına değişik perspektiflerden bakma zorunluluğu hasıl olmuştur. Dolayısı ile buradan hareketle 57. koalisyon hükümeti liderlerinin 12 Ocak’ta aldığı karar, mevcut realiteler ışığında yerinde olmuştur. Cumhurbaşkanımız haklıdır. Devlet intikam fedailiğine soyunmaz, nihai çözümü hedef alır. Bugünün ikliminde Öcalan’ın idamı en azından bu süreçte Türkiye’nin yararına gibi görünmüyor. Bu itibarla MHP liderinin 12 Ocak zirvesinde takındığı nihai tavrı onaylıyoruz. Onaylamadığımız yapılan zigzaglar ve çelişki görüntüleridir. Türkiye’nin ikinci büyük partisinin lideri bu olayda olduğu gibi kendini önceden angaje etmemeli ve ardından çark etmiş görüntüsüne girmemelidir. Girilirse özellikle parti içinde prestij kaybı olur. ŞEHİT AİLELERİ Şehit ailelerimizin tepkilerine gelince: Onlar olağandır ve dahası, haklılığı ifade etmektedir. Çocuğunu PKK’ya kurban veren bir anne ve babanın devletteki teröre karşı mücadelede metot değişimini kavraması ve kabullenebilmesi kolay değildir. Dün “eşkıya muhatap alınamaz” deyip gencecik fidanları ölüm tarlalarına sevkeden devletin bugün takındığı pazarlık kokan tutumu haklı bir infiale sebep olmaktadır. Yalnız yukarıda belirttiğimiz gibi devlet de bu noktaya, değişen şartlar ve var olan konjonktür nedeniyle gelmiştir. BUNDAN SONRA? Gelelim bundan sonraya? Zor bir dönem başlıyor. İdam tehdidi Öcalan’ın üstünde demoklesin kılıcı misali sallandırılmasına rağmen PKK’nın topyekun olarak buna nasıl bir tepki vereceği belli değildir. Görünen siyasallaşma sürecinin hızlandırılacağıdır. Bir süredir ortalıklarda pek görünmeyen HADEP’in son zamanlarda öne çıkması bunun işaretidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararı ile bu süreç daha da hızlandırılmaya çalışılacaktır. Kimbilir birkaç yıla kalmaz Öcalan’a af kampanyaları bile açılacaktır. Bunlar muhtemel beklentilerdir. Malum coğrafyayı vatan yapan Türkiye için bunlar sürpriz sayılmamalıdır. Bazı çevreler “devlet tehdit etmez, şantaj yapmaz” diyor ama hayır, özellikle terörün aşağıya çekilmesi ve PKK’nın içine nifak sokulması noktasında bu gerekli bir tavırdı. Takınılan tavır sıradan vatandaşa değil, teröristedir. Sonuç olarak söyleyeceğimiz şudur: Hiç kimse ne Sayın Demirel’in, ne Sayın Ecevit’in, ne Sayın Bahçeli’nin ve ne de Sayın Yılmaz’ın Öcalan’ı koruyabileceğini düşünemez. Bu isimler Öcalan’ı ininden çıkartıp yakalayan vatanseverliği su götürmez şahsiyetlerdir. Dolayısı ile mes’eleye duygularla değil, akılla yaklaşma zorunluluğu vardır. Ayrıca 12 Ocak zirvesinde alınan malum karar da şahsi değil, devlet kararıdır...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT