BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cezaevleri

Cezaevleri

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün İstanbul Hakimevi’nde yazarlarla yaptığı sohbet toplantısında cezaevleri önemli bir ağırlık teşkil etti.



Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün İstanbul Hakimevi’nde yazarlarla yaptığı sohbet toplantısında cezaevleri önemli bir ağırlık teşkil etti. Bakanın verdiği bilgiye göre Türkiye’de 561 ceza infaz kurumu bulunuyormuş. Bu kurumların kapasitesi 73 bin kişilik. Mevcut mahkûm sayısı ise 70 bin kişi imiş. 70 binin 60 bini cinayet, dolandırıcılık... gibi adi, 10 bini terör suçlusu imiş. 56 cezaevi harf sırasına göre tiplere ayrıla ayrıla nihayet “F” tipine gelinmiş. Halen koğuş tipi uygulama yapılıyormuş. “F” tipinde ise oda sistemine geçilecekmiş. “F” tipi cezaevleri 373 kişilikmiş. 60’ı tek kişilik oda, diğerleri üçer kişilik olacakmış. İki katlı yapılacak olan bu cezaevlerinin önlerinde 50’şer m2’lik hava alma sahaları bulunacakmış. Bayrampaşa cezaevi 3 bin kişilikken yeni cezaevleri en fazla 500 kişilik olacakmış. 99’da 6 cezaevi ihale edilmiş. 30 Aralıkta bir ihale daha olmuş. Oda sistemini esas alan “F” tipi cezaevlerinin her biri 2.5 trilyona mal oluyormuş. Bakanın dediğine göre bu sistemde rehin alma hadiseleri önlenecekmiş. Cezaevlerinin dışı jandarma tarafından korunurken, iç asayişi de ceza infaz memurları temin etmektelermiş. Ceza infaz memurları silahsız olduğundan her hangi bir isyanda zor durumda kalmaktaymış. Bu memurların aylığı ise 145 milyonmuş... Adalet Bakanı, adliyelerle cezaevlerinde çalıştırılmak üzere adlî kolluk kuvveti kurulmasının gereğini tekrarladı. İçişleri ile Adalet Bakanlıkları arasında yersiz bir sürtüşmenin önüne geçmek için genel kolluğun içinde ihtisaslaşmış Bir adli zabıta gücünün teşkilini teklif etmekte. İçişlerine bağlanacak bu kuvvet savcının maiyetinde çalışacak. “F” düzenleme şimdilik 4 bin kadar mahkûmu alakadar etmekte. Mayısta 6 cezaevi teslim alınacak ve buraya nakiller yapılacakmış. Bundan dolayı bir tedirginlik var. Mayıs 2000’de naklin vuku bulacağı cezaevlerinde ayaklanmalar görülebilir. Bu tesbit bize ait değil. Adalet Bakanlığı bütün cezaevlerinde genel bir iyileştirmeyi hedef almış. En evvel, mahkûmlara makul yemek ücreti vermek için çalışma başlatmışlar. Günlük 500 bin lira verilmekte iken bu rakkam son zamanlarda 700 bine çıkartılmış. “Oysa” diyor, Bakan, “günlük erat tayın parası” 1 milyon 100 bin lira. Mahkûma geçineceği kadar para verilemeyince idare, yemek pişirmeye göz yummak zorunda kalıyormuş. Yemek, bıçak, tüpgaz gibi alet-edavatla yapıldığından bu göz yumma beraberinde bir risk getiriyormuş. Tüp gazların lav silahı olarak kullanıldığı bile olmuş. Koğuş sisteminden oda sistemine geçişte en büyük faydalardan biri de koğuş ağalığı gibi istenmedik durumların ortadan kaldırılması olacakmış. Adalet Bakanı, bütçesinin azlığından yakınıyor. Adı geçen bakanlık, genel bütçe içinde binde 7’lik bir paya sahipmiş. Bakan, “adalet mülkün temelidir” sözüne vurgu yapmakta. Adaletin karar ve infaz olmak üzere iki sütunu var. Karar safhası ayrı bahis. İnfaz, toplantıda hazır bulunan yazarların da dile getirdikleri gibi hiç bir zaman hakkıyle yerine getirilmedi. Afları Hikmet Sami Türk sıraladı: 1933, Cumhuriyetin 10. yılı. 1950 Halk iradesi ile ilk iktidar. 1960 DP’nin devrilmesi. 1974 DP’lilerin serbest bırakılması. 1991 ‘Terörle Mücadele Kanunu’nun getirdiği şartla salıverme kolaylığı. Ve tabiî CMUK’un kararların tesirini ortadan kaldıran kademeli ceza indirimi... Cezadan maksat, ibret, ıslah, ders ve dolayısıyle suçluyu yeniden cemiyete kazandırmaktır. Bu ne ile olur? Suçlunun dahi inandığı mahkeme hükmü ve layıkıyle infazla. Polisin savcıya itibar etmediği, infaz memurunun mahkûmdan korktuğu, bakanlığın dört duvar arasında tuttuğu insanı doyuramadığı, mahkemesi kirada bir sistemle böyle bir netice ne kadar zor ki... Adalet Bakanlığı, bu zorluğu aşmaya çalışıyorsa da bu mes’ele bir bakanlığın değil devletindir. Adalet, İçişleri, Sağlık Bakanlıkları, daha insanca cezaevi şartları için 80 maddelik bir protokole imza koymuşlar. Yetmez... Cezaevleri, devletin evveliyetle ele alacağı sancılı konudur. 70 bin kişi en az 70 bin aile demek. Türkiye’nin 82. vilayeti de “damaltı” da... Sanki öyle.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT