BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Be­ni ta­kip et a­bi,se­ni gö­tü­re­yim...

Be­ni ta­kip et a­bi,se­ni gö­tü­re­yim...

Bir grup ar­ka­daş İs­tan­bul Sey­ran­te­pe’de ne­şe­li bir if­tar ye­me­ğin­dey­di. Al­lah rı­za­sı için ba­zı şey­le­ri sı­nır­la­ma­nın son­ra­sın­da ye­ni­den ye­me­ğe, özel­lik­le de çay ve si­ga­ra­ya ye­ni­den ka­vuş­ma­nın key­fiy­le, dal­dan da­la at­lı­yor­lar­dı.



Bir grup ar­ka­daş İs­tan­bul Sey­ran­te­pe’de ne­şe­li bir if­tar ye­me­ğin­dey­di. Al­lah rı­za­sı için ba­zı şey­le­ri sı­nır­la­ma­nın son­ra­sın­da ye­ni­den ye­me­ğe, özel­lik­le de çay ve si­ga­ra­ya ye­ni­den ka­vuş­ma­nın key­fiy­le, dal­dan da­la at­lı­yor­lar­dı. Be­le­di­ye­nin fa­ali­yet­le­ri­ni, Ra­ma­za­nın fa­zi­let­le­ri­ni, de­re­ler­de ka­ya­la­rın al­tın­dan el­le ba­lık tut­ma­nın ma­ha­ret­le­ri­ni, Fe­ner­bah­çe’nin Av­ru­pa’da­ki ma­ri­fet­le­ri­ni (!), ba­zı ede­bi­yat­çı­la­rın me­zi­yet­le­ri­ni, te­le­viz­yon­da­ki ya­rış­ma prog­ram­la­rın­da ya­şa­nan ce­ha­let­le­ri ko­nu­şu­yor­lar­dı. Hat­ta da­vet sa­hi­bi olan öğ­ret­men bir de çar­pı­cı anek­dot ver­di: - Abi ge­çen se­ne bi­zim ka­yın­pe­der­le­rin ma­hal­le­sin­den bir teks­til­ci bil­gi ya­rış­ma­sı­na ka­tıl­mış­tı. Alt­mış dört mil­yar­lık so­ru tra­fik­le il­gi­liy­di. Adam o so­ru­yu bil­di, o bü­yük pa­ra­yı ka­zan­dı ve o haf­ta tra­fik­te öl­dü! Fut­bol ha­ke­mi de hâ­tı­ra an­lat­mak­tan ge­ri dur­ma­dı: - Ka­za de­din de... Bi­zim de bir kom­şu kız, gü­zel bir kız, eh­li­ye­ti­ni ye­ni al­mış­tı; Bo­ğaz Köp­rü­sü çı­kı­şın­da bir ada­ma çarp­mış. Zen­gin bir adam... He­ri­fin al­tın­da son mo­del cip... Bu ta­nış­ma ile baş­la­yan dost­luk ev­li­li­ğe dö­nüş­tü. Ga­ze­te­ci gü­le­rek: - Al­lah ka­za­da­ki mu­ha­ta­bın da ha­yır­lı­sı­nı ver­sin, de­di. Bir ta­rih­te Sul­ta­nah­met’ten Ye­ni­bos­na’ya ge­li­yo­rum. Sa­hil yo­lun­da, tam Ye­ni­ka­pı’da kır­mı­zı ışık­ta du­rur­ken ar­ka­dan olan­ca hı­zıy­la ge­len bi­ri ba­na çarp­tı, ben ön­de­ki­ne, o ön­de­ki­ne... Kır­mı­zı ışık­ta bek­le­me­nin “ce­za­sı” ola­rak ara­ba hem ön­den hem ar­ka­dan akor­de­ona dön­dü. Adam Kum­ka­pı’dan içe­rek çık­mış, sar­hoş, ayak­ta du­ra­mı­yor. Po­lis “Çok uğ­ra­şır­sı­nız. Ara­nız­da an­la­şın” de­di. Hiç­bir şey de ala­ma­dım. Ha­kem ye­ni­den ara­ya gir­di: - Dur, da­ha bit­me­di be­nim­ki... Bi­zim kom­şu kı­zı, ka­za yap­tı­ğı adam­la ev­len­di. Al­tı ay son­ra bu kez ada­mın ci­pi­ni çarp­tı­ğı için kav­ga et­miş­ler. Bo­şan­dı­lar. Ya­ni ka­za yap­tı ev­len­di, ka­za yap­tı bo­şan­dı. An­ka­ra’dan İs­tan­bul’a iş için gel­miş ve bu ke­yif­li if­ta­ra te­sa­düf et­miş olan al­tın kur­ye­si Enes K., ayak­lan­dı: - Abi soh­bet gü­zel de, be­nim git­mem la­zım. Ya­rın sa­bah yo­la çı­ka­ca­ğım, be­ni bek­ler­ler. Ka­yın­pe­de­rin ara­ba­sı ile gel­dim, be­nim de ba­şı­ma bir iş gel­me­sin, de­di gü­lüm­se­ye­rek. Ev sa­hi­bi öğ­ret­men sor­du: - Ne ta­ra­fa gi­de­cek­sin? Ka­yın­pe­der­ler Fa­tih’tey­di de­ğil mi? Bi­li­yor mu­sun yol­la­rı? - Evet Fa­tih... Ge­lir­ken se­nin reh­ber­li­ğin­de gel­dik de gi­der­ken ne ya­pa­ca­ğım bil­mi­yo­rum. - Dur ba­ka­lım... Bu­ra­dan... (Se­kiz ki­şi­lik mi­sa­fir gru­bu­nu göz­le­riy­le ta­ra­dı, Fa­tih ta­ra­fın­da otu­ran var mı di­ye... Yok­tu.) Şöy­le ya­pa­lım. Hah, Vey­sel Se­fa­köy’e gi­de­cek. Edir­ne­ka­pı’ya ka­dar onu iz­ler, ora­dan Fa­tih’e sa­par­sın. - Ora­ya ka­dar gi­der­sek, Edir­ne­ka­pı ci­va­rı­nı bi­li­yo­rum. Vey­sel de ayak­lan­dı: - Ta­mam, ine­lim aşa­ğı. Be­ni ta­kip eder­sin abi­ci­ğim. *** Enes K., gö­zü­nü önün­de­ki ara­ba­dan ayır­ma­ma­ya ça­lı­şır­ken, bir yan­dan da İs­tan­bul’da bir­çok dos­tu­nu bir ara­da gör­me­nin hu­zu­ru­nu ya­şı­yor­du. “Ge­li­yo­rum” di­ye ka­yın­pe­der­le­ri­ne te­le­fon­la ha­ber ver­me­yi dü­şün­dü. An­cak if­ta­ra çı­kar­ken ne olur ne ol­maz di­ye çan­ta­sı­nı ba­ga­ja koy­du­ğu­nu, te­le­fo­nun da çan­ta­da kal­dı­ğı­nı ha­tır­la­dı. “Ney­se, on beş, yir­mi da­ki­ka son­ra yan­la­rın­da olu­rum na­sıl­sa” di­ye dü­şün­dü. Fa­kat ta­kip et­ti­ği Vey­sel ana yol­dan çık­mış so­kak ara­la­rı­na gir­miş­ti. Enes K., “Bel­ki de kes­tir­me bir yol bi­li­yor­dur” di­ye ge­çir­di için­den... Bir­ta­kım ara ve ar­ka so­kak­lar­da dö­nüp du­ru­yor­lar­dı. “Yok­sa o da mı kay­bol­du?” de­di ken­di ken­di­ne... Önün­de­ki ara­ba âde­ta terk edil­miş ka­ran­lık bir so­kak­ta dur­du. Şo­för in­di, bir film sah­ne­sin­de­ki gi­bi, in­sa­nın ka­nı­nı don­du­rur­ca­sı­na sa­kin bir şe­kil­de eli­ni be­li­ne atıp, si­yah bir ta­ban­ca çı­kar­dı; bu sı­ra­da te­bes­süm ede­rek ara­ban­dan çık­mak­ta olan Enes K.’ya bir el ateş et­ti. Kur­şun hem ge­ce­nin ka­ran­lı­ğı­nı, hem de Enes’in boy­nu­nu de­lip geç­ti. *** Bu ka­dar ba­sit, bu ka­dar sı­ra­dan... Enes K., if­tar son­ra­sı öğ­ret­men ar­ka­da­şı­nın apart­ma­nı önü­ne in­miş, epey ka­ran­lık olan o so­kak­ta, ne­re­dey­se ay­nı an­da ha­re­ket eden yan­lış bir ara­ba­yı iz­le­miş, o ara­lar es­ki or­tak­la­rıy­la kan­lı bı­çak­lı olan bir ayak­ka­bı ima­lat­çı­sı­nın pe­şi­ne düş­müş, dur­duk ye­re ha­ya­tı­nı kay­bet­miş­ti. Bu ha­ber ba­zı ga­ze­te­le­re “Mes­lek kur­ba­nı... Al­tın için öl­dür­dü­ler... Kur­ye­nin acı so­nu” di­ye yan­sı­dı ama olay hu­su­met se­be­biy­le yan­lış bir he­de­fe ateş edil­me­si me­se­le­siy­di.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104001
    % -1.26
  • 3.5061
    % 0.96
  • 4.1839
    % 0.36
  • 4.7509
    % 0.47
  • 145.618
    % -0.67
 
 
 
 
 
KAPAT