BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Za­rar ver­mek için her yo­lu de­ner!

Za­rar ver­mek için her yo­lu de­ner!

Şey­tan, in­sa­nı kan­dır­mak için çok ça­lı­şır. Dî­nin emir ve ya­sak­la­rı­nı öğ­ren­me­si­ne mâ­nî olur. İbâ­det yap­ma­sı­na mâ­nî ola­maz ise, ibâ­det­le­ri şart­la­rı­na uy­gun yap­ma­sı­na mâ­nî olur. Müs­lü­man­lar­dan ba­zı­la­rı, na­maz­la­rı­nı âdet üze­re kı­lar­lar. Se­ne­ler­ce, in­san­lar­dan na­sıl gör­dü ise öy­le ibâ­det eder.



Şey­tan, in­sa­nı kan­dır­mak için çok ça­lı­şır. Dî­nin emir ve ya­sak­la­rı­nı öğ­ren­me­si­ne mâ­nî olur. İbâ­det yap­ma­sı­na mâ­nî ola­maz ise, ibâ­det­le­ri şart­la­rı­na uy­gun yap­ma­sı­na mâ­nî olur. Müs­lü­man­lar­dan ba­zı­la­rı, na­maz­la­rı­nı âdet üze­re kı­lar­lar. Se­ne­ler­ce, in­san­lar­dan na­sıl gör­dü ise öy­le ibâ­det eder. Fâ­ti­ha­yı doğ­ru dü­rüst oku­ya­maz. Na­ma­zın doğ­ru ol­ma­sı için ge­re­ken farz ve vâ­cib­le­ri bil­mez ve öğ­ren­mez. Şey­tan, baş­ka­la­rı bu ka­dar da bil­mi­yor, bu ka­dar da kıl­mı­yor di­ye­rek, şart­la­rı­na uy­gun na­maz kıl­ma­ya mâ­nî olur. Ba­zı kim­se­ler, Kur’ân-ı ke­rîm ve ha­dîs-i şe­rîf­ler­de dün­ya­nın kö­tü­len­di­ği­ni işi­tir ve kur­tu­lu­şun, onu terk et­mek­le ol­du­ğu­nu dü­şü­nür. Kö­tü­len­miş olan dün­ya ne­dir, an­la­maz. Şey­tan onu, “Sen âhi­ret­te, an­cak dün­ya­yı terk­le kur­tu­lur­sun” di­ye al­da­tır. O kim­se de, dağ­la­rın yo­lu­nu tu­tar. Ce­mi­yet­ten, ce­mâ’at­ten, ilim­den uzak­la­şır ve vah­şî hay­van gi­bi olur. Ona, bu­nun ha­kî­kî zühd ol­du­ğu ka­bûl et­ti­ri­lir. İşin as­lı böy­le de­ğil­dir. Al­la­hü te­âlâ­nın ih­sân et­ti­ği, in­san­lı­ğın be­kâ­sı için za­rû­rî olan, ona ilim tah­si­li ve ibâ­det hu­sû­sun­da yar­dım­da bir se­bep olan yi­ye­cek, içe­cek, gi­ye­cek ve için­de na­maz kı­la­ca­ğı bir ev na­sıl kö­tü­le­nir. Kö­tü­le­nen; ih­sân edi­len bu şey­le­rin, ye­rin­den baş­ka yer­de kul­la­nıl­ma­sı ve­ya onun ih­ti­yaç mik­ta­rı de­ğil de is­râf üze­re te­mi­ni­dir. Şey­tan, ma­lı da­ğıt­ma ve ha­yır yap­ma­da, in­sa­nı kan­dı­ra­rak ma­lı­nı is­râf et­me­si­ni, ha­yır ol­ma­yan iş­ler­de har­ca­ma­sı­nı sağ­lar. Ba’zan da sa­da­ka ver­me­si­ni, ha­yır yap­ma­sı­nı is­te­ye­rek, onun bö­bür­len­me­si­ni ve bü­yük­len­me­si­ni sağ­lar. Bu­nun so­nu­cu, in­san ki­bir sâ­hi­bi olur. Ki­bir, Al­la­hü te­âlâ­nın kö­tü­le­di­ği bir özel­lik­tir. İb­ni Şa­kîk ve İb­ni Ab­dul­lah da bu­yur­du­lar ki: “Şey­tan, bü­tün ar­zu ve is­tek­le­riy­le ge­le­rek in­sa­nı al­dat­ma­ya ça­lı­şır. Yo­rul­du­ğu za­man onun ma­lı­nın üze­ri­ne otu­rur ve onun ma­lıy­la ha­yır yap­ma­sı­na mâ­nî olur.” Re­sul aley­his­se­lam şöy­le bu­yur­du: “Şey­tan de­di ki: Mal sa­hi­bi­ne sa­bah ak­şam bun­lar için ves­ve­se ver­me­ye ça­lı­şı­rım: Ma­lı he­lal ol­ma­yan yer­den edin­me­si­ne uğ­ra­şı­rım. Hak ol­ma­yan ye­re har­cat­ma­ya ça­lı­şı­rım. Ma­la kar­şı için­de sev­gi ve mu­hab­bet ve­ri­rim ki, onu ye­ri­ne har­ca­ya­ma­sın.” > Tel: 0 212 - 454 38 21 www.meh­me­to­ruc.com e-ma­il: meh­met.oruc@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT