BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Tek üm­met” Zeyd bin Amr

“Tek üm­met” Zeyd bin Amr

Zeyd bin Amr ve Va­ra­ka bin Nev­fel hak din a­ra­mak i­çin Mu­sul’da bir râ­hi­be gi­der. Va­ra­ka Nasrânî o­lur. Zeyd i­se Nasrânî­li­ği ka­bul et­me­ye­rek yo­lu­na devâm e­der...



Ebû Hü­rey­re “ra­dı­yal­la­hü anh” şöy­le ri­vâ­yet et­miş­tir: İs­râ­îlo­ğul­la­rı, mem­le­ket­le­ri Buh­tun­na­sâr ta­ra­fın­dan is­ti­lâ edi­lip ve zul­me uğ­ra­dık­la­rı için, ül­ke­yi terk et­ti­ler. Bun­lar ara­sın­da Hâ­rûn aley­his­se­lâ­mın ev­lâd­la­rın­dan bir grup, Tev­rât’ta Mu­ham­med aley­his­se­lâ­mın med­he­dil­di­ği­ni ve Onun Ara­bis­tan’da hur­ma ağaç­la­rı­nın çok ol­du­ğu bir yer­de bu­lu­na­ca­ğı­nı oku­du­lar. Bu se­bep­le Şâm’dan gi­dip Me­dî­ne’ye yer­leş­ti­ler. Mu­ham­med aley­his­se­lâ­mın zu­hûr et­me­si­ni ve Onu gör­mek­le şe­ref­len­me­yi ümit­le bek­le­di­ler. Fe­kat ömür­le­ri yet­me­di. Ev­lâd­la­rı­na “Ona ka­vu­şur ve gö­rür­se­niz îmân edi­niz!” di­ye va­si­yet et­ti­ler... PA­RAK­LİT=AH­MED İn­cîl’de Îsâ aley­his­se­lâ­mın şöy­le bu­yur­du­ğu ya­zı­lı­dır: Ben, be­nim ve si­zin Rab­bi­niz ta­ra­fı­na gi­di­ci­yim. Gâr Kli­ta adın­da bir Pey­gam­ber ge­le­cek ve si­ze her şe­yi bil­di­re­cek­tir. Ben onun hak Pey­gam­ber ol­du­ğu­nu tas­dîk et­ti­ğim gi­bi, o da be­nim hak Pey­gam­ber ol­du­ğu­mu tas­dîk ede­cek­tir. Gâr Kli­ta [Pa­rak­lit] is­miy­le, Pey­gam­be­ri­miz Mu­ham­med aley­his­se­lâ­mı kas­det­miş­tir. Bu isim Ah­med is­mi­nin ma­na­sı­na ya­kın bir isim­dir. Haz­ret-i Îsâ’nın ha­vâ­rî­le­rin­den Yu­han­nâ, şöy­le de­miş­tir: Îs⠓aley­his­se­lâm” ba­na ken­din­den son­ra ge­le­cek pey­gam­ber Mu­ham­med-ül Ara­bî­yi müj­de­le­di. Ben de bu müj­de­yi ha­vâ­rî­le­re ilet­tim, hep­si îmân et­ti­ler. Zeyd bin Amr ve Va­ra­ka bin Nev­fel hak din ara­mak için Mu­sul’da bir râ­hi­be git­ti­ler. Va­ra­ka bin Nev­fel Nas­râ­nî ol­du. Zeyd bin Amr Nas­râ­nî­li­ği uy­gun bul­ma­dı ve ka­bûl et­me­di. Ora­dan ay­rı­lıp yo­la de­vâm et­ti. Baş­ka bir râ­hi­be uğ­ra­dı. Râ­hib “ne­re­den ge­li­yor­sun” di­ye so­run­ca, “haz­ret-i İb­râ­hîm’in yap­mış ol­du­ğu Kâ­be’den ge­li­yo­rum” de­di. “Ni­çin ora­dan ay­rı­lıp yo­la çık­tın” de­yin­ce de, “hak din ara­mak için ay­rıl­dım” de­di. “MEM­LE­KE­Tİ­Nİ­ZE DÖ­NÜN!” Bu­nun üze­ri­ne râ­hib ona, “he­men ge­ri dön, se­nin ara­dı­ğın hak din ya­kın­da si­zin mem­le­ke­ti­niz­de zu­hûr ede­cek­tir” de­di. Zeyd bin Amr, haz­ret-i Mu­ham­med’in “sal­lal­la­hü aley­hi ve sel­lem” pey­gam­ber­li­ği­nin bil­di­ril­me­sin­den ön­ce öl­dü­rül­müş­tür. Al­la­hü te­âlâ­nın bir ol­du­ğu­na, îmâ­na, kı­yâ­met gü­nü­ne dâ­ir çok şi­ir­le­ri var­dır. Sa’îd bin Zeyd “ra­dı­yal­la­hü anh” şöy­le de­miş­tir: Ben ve Ömer bin Hat­tâb “ra­dı­yal­la­hü anh” Re­sû­lul­lah efen­di­mi­ze Zeyd bin Amr’ın hâ­li­ni sor­duk. Bu­yur­du ki: “O kı­yâ­met gü­nü tek bir üm­met ola­rak kal­ka­cak­tır.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT