BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şa­ir­le­rin Öy­kü­sü -I-

Şa­ir­le­rin Öy­kü­sü -I-

Di­yor­du ki; sev­dim ama şii­re iha­net et­tim... Me­se­le; sev­gi­ye iha­net et­me­mek­ti. Çün­kü, her şi­ir, bir yü­rek ya­ra­sı­nın öy­kü­sü­dür... Şii­re iha­net eden­le­rin öy­kü­sü de­ğil­dir...



Di­yor­du ki; sev­dim ama şii­re iha­net et­tim... Me­se­le; sev­gi­ye iha­net et­me­mek­ti. Çün­kü, her şi­ir, bir yü­rek ya­ra­sı­nın öy­kü­sü­dür... Şii­re iha­net eden­le­rin öy­kü­sü de­ğil­dir... Ni­ce şa­ir, de­mir par­mak­lık­lar ar­dın­da üç ku­ru­şa muh­taç ölür­ken bi­le, şi­ir­le­ri­ni, sev­dik­le­rin­den da­ha de­ğer­li ilan et­me­di... Da­ra­ğaç­la­rı­nın ku­rul­du­ğu dar va­kit­ler­de son ne­fe­si ver­di­ler, yi­ne de, şi­ir­le­ri­ni sev­dik­le­ri­ne ar­ma­ğan et­ti­ler... * “Geç­me­di yâ­re sö­zü­müz/ Yol­lar­da kal­dı gö­zü­müz/ Ye­re sü­rül­dü yü­zü­müz/ Böy­ley­miş ka­ra ya­zı­mız...” di­yen Se­ba­hat­tin Ali‘nin su­çu ney­di? Bel­ki, şi­ir yaz­mak­tı... Bel­ki de, ye­re sü­rü­len yüz­le­rin hi­kâ­ye­si­ni an­la­ta­bil­mek­ti... * “Art ar­da bil­mem kaç zem­he­ri geç­ti/ Kurt uyur, kuş uyur, zin­dan uyur­du/ Dı­şar­da gü­rül-gü­rül akan bir dün­ya.../ Bir ben uyu­ma­dım/ Kaç ba­har ley­lim/ Has­re­tin­den pran­ga­lar es­kit­tim/ Ka­ran­lık ge­ce­ler­de ken­dim­den geç­tim/ Saç­la­rı­na kan gül­le­ri ta­ka­yım...” di­yen Ah­met Arif‘in su­çu ney­di? Bel­ki, şi­ir yaz­mak­tı... Bel­ki de, ya­rım ka­lan sev­da­la­rın pran­ga­la­rı­nı sö­küp ata­bil­mek­ti... * “Ay­nı dal­day­dık/ Ay­nı dal­day­dık düş­tük ay­rıl­dık/ Ara­mız­da yüz­yıl­lık za­man yol yüz­yıl­lık...” di­yen Na­zım Hik­met‘in su­çu ney­di? Bel­ki, şi­ir yaz­mak­tı... Bel­ki de, yüz­yıl­lık bir yo­lun hi­kâ­ye­sin­de­ki ay­rı­lık­la­rı di­le ge­tir­mek­ti... * “Dos­tum dos­tum gü­zel dos­tum/Bu ne be­ter çiz­gi­dir bu/ Bu ne çıl­dır­tan den­ge/ Yap­rak dö­ker bir ya­nı­mız/ Bir ya­nı­mız ba­har bah­çe...” di­yen Hü­se­yin Kork­maz­gil‘in su­çu ney­di? Bel­ki, şi­ir yaz­mak­tı... Bel­ki de, yap­rak dö­ken bir ya­nı­nı gü­zel dos­tu­na ses­le­ne­bil­mek­ti... * “Be­ni bu­ra­da ara­ma/Ara­ma an­ne/ Ka­pı­da adı­mı sor­ma/Saç­la­rı­na yıl­dız düş­müş/Ko­par­ma an­ne ağ­la­ma...” di­yen Nev­zat Çe­lik‘in su­çu ney­di? Bel­ki, şi­ir yaz­mak­tı... Bel­ki de, saç­la­rı­na yıl­dız dü­şen an­ne­le­ri gül­dü­re­bil­mek­ti... * “O ma­vi oto­büs var ya/Se­ni alır gi­der­di/Fab­ri­ka­da tü­tün sa­rar san­ki ken­di içer gi­bi/Otur­muş da ha­yal ku­rar bü­tün in­san­lar gi­bi...” di­yen Bo­ra Aya­noğ­lu’nun su­çu ney­di? Bel­ki, şi­ir yaz­mak­tı... Bel­ki de, otu­rup da ha­yal ku­ran­la­rın kay­bo­lan aşk­la­rı­nı söy­le­ye­bil­mek­ti... * Sa­hi, bin­bir su­çun iş­len­di­ği ve suç­lu­la­rın kral­lar gi­bi do­laş­tı­ğı kent­ler­de, şa­ir­le­rin su­çu ney­di? Dü­şün­dür­mek mi? Sev­dir­mek mi? Bi­len var mı? Ve kal­dı mı? *Sa­lı ya­zı­mız­da de­vam ede­ce­ğiz...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT